İran’ın küçük dini topluluğu Bahâîler özellikle ABD-İsrail saldırılarının ardından tutuklamalarla gündeme geliyor. Hengaw adlı yayın kuruluşunun haberine göre Yazd’da iki Bahâî aktivisti “devlete karşı propaganda” gerekçesiyle tutuklandı. Bu gelişme, İran’daki Bahâî toplumunu yeniden gündeme getirdi. Birleşmiş Milletler uzmanları temmuz sonunda İran’da Bahâîlere yönelik keyfi tutuklama, zorla kaybetme, işkence ve kötü muamele iddialarından duydukları endişeyi açıklamıştı. İran'da yaklaşık 57 Bahâînin tutuklu veya hapiste olduğu bildiriliyor.
1817 doğumlu Mirza Hüseyin Ali Nuri daha sonra “Bahâullah” adını alarak hareketin en önemli figürüne dönüştü.
19. YÜZYILDA DOĞDU
Bahâîlik, 1840’larda İran’da ortaya çıkan Bâbî hareketinden doğdu. Hareketin öncüsü Bâb, yeni bir dinî çağın habercisi olduğunu ilan etti. 1817 doğumlu Mirza Hüseyin Ali Nuri ise daha sonra “Bahâullah” adını alarak hareketin en önemli figürüne dönüştü. Bahâullah, Bâbî hareketi nedeniyle İran yönetiminin baskısıyla önce Bağdat’a sürgün edildi. 1863’te Bağdat’tan ayrılmadan kısa süre önce kendisini Bâb’ın haber verdiği ilahi kişi olarak yakın çevresine açıkladı. Ardından Osmanlı topraklarına gönderildi.
İSTANBUL VE EDİRNE YILLARI
Bahâullah 1863'te İstanbul’a geldi ve burada yaklaşık dört ay kaldı. Osmanlı yöneticileriyle görüşmeler yaptı ancak padişah veya sadrazamla siyasi ittifak arayışına girmedi. Ancak İran hükümetinin baskısı ve Osmanlı makamlarının Bahâî hareketinin İran’a yakınlığından duyduğu kaygılar sonucunda Bahâullah daha uzak bir sürgün yerine Edirne'ye gönderildi ve 1863-1868 yılları arasında bu kentte yaşadı. İşte Bahâîliğin bağımsız bir din olarak şekillenmesinde en kritik dönemlerden biri burada başladı. Bahâullah kendisini giderek daha açık biçimde "yeni bir ilahi vahyin temsilcisi" olarak ilan etti. Bu süreç, Bâbî hareketinin içinde ciddi bir bölünmeye ve Bahâullah ile kardeşi Mirza Yahya arasında mücadeleye yol açtı.
EDİRNE’DEN AKKA’YA
Osmanlı yönetimi 1868’de Bahâullah’ı bir kez daha sürgüne gönderdi. Bu kez hedef Akka’ydı. Bugün İsrail sınırları içinde bulunan Akka’da yıllarca hapis ve sürgün hayatı yaşayan Bahâullah, burada Bahâîliğin temel metinlerinin önemli bölümünü kaleme aldı. Böylece İran’da başlayan bir hareketin kutsal coğrafyası zamanla İran’ın dışına taşındı. Bahâîlerin bugün Hayfa ve Akka çevresindeki kutsal merkezleri, İran’daki yönetimin Bahâîleri “İsrail bağlantılı” olmakla suçlamasında da önemli bir unsur haline geldi.
İRAN’DA BAHÂÎ OLMAK
Bahâîler tek Tanrı inancını, bütün dinlerin ortak bir kaynaktan geldiğini ve insanlığın birlik içinde yaşaması gerektiğini savunuyor. Buna karşın İran’da Bahâîlik resmî olarak tanınan dinler arasında bulunmuyor. Bahâîler eğitim, çalışma, mülkiyet ve dinî faaliyetler alanlarında İran'da uzun yıllardır ayrımcılık ve baskıyla karşılaşıyor.
TARİHSEL DURAKLAR
İran'daki tutuklamalar, aslında yaklaşık iki yüzyıllık bir hikâyenin yeni halkası. İlginç olan ise bu hikâyenin İran’dan başlayıp İstanbul ve Edirne üzerinden Akka’ya uzanması. Bir zamanlar Osmanlı’nın sürgün yollarından geçen Bahâullah’ın kurduğu din, bugün İran’da baskı altındaki bir topluluk olarak varlığını sürdürürken, Türkiye’de İstanbul ve özellikle Edirne Bahâî tarihinin en önemli durakları arasında yer alıyor.
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin