Bursa - Bosch fabrikasında bugün üretim bantlarının üzerinde yalnızca parçalar ilerlemiyor. Korku ve belirsizlik de ilerliyor. İşçiler arasında dolaşan işten çıkarma söylentileri, henüz gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinden bağımsız olarak fabrikanın havasını değiştirmiş durumda. İşçiler fabrikanın içini tarif ederken aynı benzetmeyi kullanıyor: “Kendimizi gerilim filminin içinde gibi hissediyoruz.”
Kimse ne olacağını bilmiyor. Bir işçi yaşanan tabloyu şöyle anlatıyor: “Bir anda iş duruyor, kimseye bir şey söylenmiyor. Bir anda yoğunluk var. Zorunlu mesai yaptırılıyor.”
İşçiler arasında önce 300 kişinin işten çıkarılacağı, ardından çıkışların her ay parça parça devam edeceği konuşuluyor. Henüz kimsenin kapının önüne konulmadığı yerde insanlar yarınsız bırakılmış hissediyor. Herkes kendisini işten attırmamak çabası içerisinde. Kimse geleceğini planlamıyor. Kimse önündeki beş yılı konuşmuyor. Çocukların üniversitesi, emeklilik, insanca yaşayacak bir gelecek konuşulmuyor. Herkes yalnızca bir sonraki ayı düşünmeye zorlanıyor.
İşçiler, işten atılma korkusunun fabrika içindeki ilişkileri de değiştirdiğini söylüyor. Bir işçi "Bütün ekip başları, sendikacılar sürekli tehditler savuruyor. Kaşının üstünde göz var diye tartışma çıkarıyorlar.” Başka bir işçi ise durumu daha sert anlatıyor: “Kim atılacak diye herkes birbirini izliyor. İnsanlar artık birbirine iş arkadaşı gibi değil, rakip gibi bakmaya başladı.”
Gece çalışamaz raporunu iptal edenler, mesaiye yazılanlar
İşten atma ihtimali bir disiplin aracına dönüşmüş durumda. İşçi fazla mesaiye daha kolay razı oluyor. Hakkını ararken daha temkinli davranıyordu, yönetime itiraz ederken iki kez düşünüyordu şimdi daha çok düşünüyor. Kendisini koruyacak sandığı ilişkilerin peşine düşüyor. Bir başka işçi bunun sonucunu “İşten atılmamak için gece çalışamaz raporunu iptal ettirip kendini mesaiye yazdıranlar var.” diye anlatıyor. Bir insan sağlığını korumak yerine işini korumaya çalışıyorsa ortada yalnızca ekonomik bir sorun yoktur. Orada korkunun sağlığın önüne geçtiği bir çalışma düzeni vardır. Orada insanların haklarından vazgeçmeye zorlandığı bir atmosfer ve güvensizlik vardır.
Kimse kârı sormuyor
Bosch’ta anlatılanlar arasında belki de en çarpıcısı, işçilerin birbirlerine karşı konumlandırılması. Genç işçilere düşük ücret almalarının nedeni olarak kıdemli işçilerin yüksek ücretleri gösteriliyor. Yeni giren işçiye eski işçinin maaşı işaret ediliyor. Ücretleri baskılamak için bütün fabrikalarda benzer tartışmalar duyuluyor. Bir Bosch işçisi buna “Genç işçiler sanmasın eskiler atılınca onlardan elde edilen maliyet kazancını onlara dağıtacaklar.” diye tepki gösteriyor. Bir başka işçi “Kimse fabrikanın kârını sormuyor. Herkes birbirine düşmüş.” diye durumu eleştiriyor.
Korkunun arkasındaki büyük resim
Herkes aynı gemide çalışırken herkes kendisini kurtarmaya çalışıyor. Oysa sorulması gereken soru başka: Neden sürekli işçinin maliyeti konuşuluyor? Neden işçinin ücreti yük olarak görülüyor? Neden tasarruf denildiğinde akla önce emekçinin sofrası geliyor?
Bir tarafta üretimi gerçekleştiren milyonlarca işçi bulunuyor. Diğer tarafta ise sermaye piyasalarında milyarlarca liralık işlemler, fonlar ve finansal hareketler konuşuluyor. Aynı ülkede bir tarafta milyarlar konuşulurken diğer tarafta işçiler ay sonunda kredi kartı borcunu nasıl ödeyeceğini hesaplıyor.
Üstelik bütün bunlar yaşanırken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre 2026'nın ilk sekiz ayında en az 1509 işçi yaşamını yitirdi. Bu tablo birçok işçinin kafasında aynı soruyu büyütüyor: Bu ülkenin bütün zenginliğini üretenler neden sürekli güvencesizlik korkusuyla yaşamak zorunda bırakılıyor?
Bireysel kurtuluş arayışlarının çıkmazı
Bosch’ta işten atma söylentileri yayılmış durumda. Bu belirsizlik nedeniyle işçilerin kimi daha fazla mesaiye kalıyor, kimi yöneticilerin gözüne girerse işten atılmam diye düşünüyor. Kimi sendikacılarla arasını iyi tutuyor. Kimi borsada bir fırsat arıyor.
İşçiler açısından temel mesele iş güvencesine sahip olmak, insanca ücret alabilmek. Sağlığını koruyabilmek. Yarın ne olacağını bilmek. Söz sahibi olabilmek. Bunlar bireysel olarak elde edilebilecek şeyler değil. Çünkü sorun bireysel değil. Sorun ortak.
Sendikal bürokrasi ve işçinin sessizliği: 'İşçi temsilcisi değil işverenin insan kaynakları'
İşçiler sendikanın kendilerini koruması gerektiğini düşünüyor ancak aynı zamanda temsil mekanizmalarına güvensizlik duyduklarını ifade ediyorlar. Bu tablo yalnızca Bosch’a özgü değil. Birçok fabrikada sendikanın işçiler adına karar veren bir yapıya dönüşmesi, tabanın ise yalnızca sonuçları öğrenen konumda kalması Türk Metal'in iş yerlerindeki genel durumu...
Oysa sendikal örgütlenmenin anlamı işçinin iradesinin güçlenmesidir, işçinin karar süreçlerine katılmasıdır. Çünkü işçiler konuşmadığında başkaları konuşuyor. İşçiler karar vermediğinde başkaları karar veriyor. İşçiler dağınık kaldığında ise korku her şeyi yönetmeye başlıyor. Bosch’taki işçinin “Herkes kaygıyla dağılmış durumda” sözü durumu özetliyor.
Çözüm nerede?
Belki de bugünün en büyük sorunu tam olarak bu dağınıklık. Aynı korkuyu yaşayan insanlar birbirlerinden uzaklaştıkça daha güçsüz hale geliyorlar. Patronun karşısında tek tek duran işçiler güçsüzleşiyor. Yarını yalnız başına hesaplayan işçiler daha savunmasız hale geliyor. Genç işçi kıdemliye, kıdemli işçi gence, herkes yanındakine bakıyor. Oysa fabrikanın gerçek soruları ortada duruyor: İş güvencesi olacak mı? Ücretler ne olacak? Çalışma koşulları ne olacak? İşçiler geleceğe dair nasıl söz sahibi olacak? Korkunun ve yalnızlığın aşılmasında, ortak talepler etrafında yan yana gelebilmekte yatıyor. Bosch’ta bugün hissedilen duygu yalnızca korku değil.
Ama işçilerin anlattığı tablo şunu gösteriyor: Herkes aynı karanlığın içinde tek başına yol bulmaya çalışıyor. Oysa sorun ortaksa, çözüm de ortak olmak zorunda. Ve belki de bugün Bosch fabrikasında en çok ihtiyaç duyulan şey tam olarak budur: birbirine güvenen işçiler.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
📰
E-Gazete
Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar
Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim
Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
📰
E-Gazete
Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar
Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı
E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin