Kızım Eve Nasıl Dönecek?

EvrenselEvrensel•1 SAAT ÖNCE
AA

Yağmur yağmaya başladığında camdan dışarıyı seyrediyorum. Henüz yapraklarını dökmemiş ağaçlar daha bir yeşil daha bir parlak görünüyor. Balkona çıkayım diye düşünürken birdenbire gök delinmiş gibi yağmur boşaldı. O kadar şiddetli yağıyordu ki bir anda tarif edilemez bir ürperti kapladı içimi. Perdeyi örtüp pencereden uzaklaştım. Koltuğa oturdum. Yağmur yağmıyor da kovayla su dökülüyormuş gibi su akıyordu. Bir an iyi ki üst katta oturuyorum diye düşündüm. Çünkü böyle şiddetli yağmur yağdığında pek çok giriş dairesi veya gecekondu sular altında kalıyordu. Neden buraları su basıyor diye nedenini sorgulamadan kanıksanmış bir algı olarak bilincimize yerleşmiş bu düşünce.

Yağmurun şiddeti kesilmeden devam ederken haberleri takip etmeye başladım Kayaşehir’de metroya dere gibi su aktığını, Vadi İstanbul’un sular altında kaldığını, Kağıthane’de derenin taştığını, Sarıyer’de yolların dere olduğunu, alt geçitlerin suyla dolduğunu gördüm. Kalbim sıkıştı, böyle bir görüntü pek çok canı yakacaktı. Arabalar, insanlar sularda sürükleniyordu. Çalışanlar işten evlerine nasıl döneceklerdi?

Kızım eve nasıl dönecekti?

Hemen kızımı aradım. İşten çıkış saatiydi, iş yerinin arabasını kullanıyordu. İş yeri Etiler’de. Şantiyeden ofise gelirken arabasının camlara kadar su içinde kaldığını, sudan zor çıktığını, çok korktuğunu söyledi. Eve nasıl geleceğini bilmiyordu, her tarafı sular basmıştı ve her yer göl olmuştu. İşte o an, yukardan bakarken bilinçaltında “Bana ulaşmaz” diye düşündüğüm felaket benim de felaketim oluvermişti. O konuşmadan sonra artık dayanılmaz bir korkunun yüreğimi ellerine aldığı, dakikaların saatler gibi geçtiği bir döngünün içinde kalmıştım. Kızımı sürekli telefondan arayıp dikkatini dağıtmak da istemiyordum. Ama ana yola çıkabildi mi? Ne yaptı? Tekrar suya girdi mi? Kafamda sorular dört dönüyordu ama elim telefona da gitmiyordu.

Tekrar aradığımda ana yola çıkmıştı ama iki defa daha suların içinde kalmıştı. O suların içinden nasıl çıkabildiğini kendi de anlatamadı. Telefonu kapatmadan 40 dakikaya yakın onu telefonda oyaladım. Çünkü ana yolda da trafik yürümüyordu. Ama biraz olsun sakinleşmiştim, en azından sağlamdı, geç de olsa eve gelebilecekti. Nitekim saat 10 gibi perişan bir şekilde eve geldi.

Biliyorum ki benim yaşadığım pek çok ailenin yaşadığı ortak sorundu. Bunu doğal felaket olarak adlandırmıyorum. Yağmur elbette yağacak, fırtınalar elbette olacak ama yaşadığımız felaketin insan eliyle oluşmuş felaket olduğunu biliyorum.

Çünkü; İstanbul dünyanın en büyük 14. şehri. Yaşanabilirlik ve refah açısından dünyanın 20. şehri ve Türkiye’nin en büyük şehri; ticaret, finans ve sanayi merkezi…

Kim inanır bu tarihi, olağanüstü doğal güzelliklere sahip şehrin düştüğü içler acısı duruma.

Ancak bu şehirde yaşayanlar, yaşaya yaşaya bilirler çarpık kentleşme ve dere yataklarının yapılaşmasındaki eksiklikleri, drenaj ve altyapı yetersizliğini.

Yaşadığımız sorunun nedenlerini sorgulamadan bilincimizde bir algı olarak kalması, rant hırsının bu şehri ve bu şehirde yaşayan bizleri mahkum ettiği son noktadır. Nedenleri anladığımızda algıyı değiştirecek yol da bulunur.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰

E-Gazete
Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...

🔊

Sesli Yazılar
Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...

🚫

Reklamsız Deneyim
Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰

E-Gazete
Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...

🔊

Sesli Yazılar
Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...

🔑

Şifresiz Giriş İmkanı
E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin