Yokluktan büyük zafere

SözcüSözcü1 SAAT ÖNCE
AA

30 Ağustos Zaferi olmasaydı, Cumhuriyet olmayacaktı. Bu vatan, işgalcilerin pençesinde kalacaktı. Ezan okunmayacak, bayrak dalgalanmayacaktı. Son bağımsız Türk devleti de, tarihe karışacaktı.

ORDU YORGUNDU
On yıl süren savaşlar, milleti tükenme noktasına getirmişti. 13 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Muharebesi’nde, Türk ordusu büyük bir zafer kazanmıştı. Ancak bu zafer, ağır kayıplar ve büyük yokluklar pahasına elde edilmişti. Ordu yorgundu, donanımı ise son derece yetersizdi.
Yabancı uzmanların raporlarında, Türk ordusunun “Çıplak denilecek kadar kötü giydirildiği” belirtiliyordu. Her 100 askerden, ancak 10-15’ine askeri elbise verilebiliyordu. Diğerleri, köyden geldikleri yırtık elbiseyle savaşa giriyorlardı. Bu koşullarda, Türk ordusunun saldırı yapabileceğine ihtimal veren yoktu. Ancak ordunun başında, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa vardır. Savaşın ustası...

HACİANESTİ’NİN NEŞESİ
Yunan işgal ordusu komutanlığına General Hacianesti atanır. 5 Haziran 1922’de, İzmir’e gelerek göreve başlar. Cephedeki birliklerini denetler. Reuters muhabiri sorar: “Mustafa Kemal’i gördünüz mü?” Cevap: “Ne? Mustafa Kemal mi? Kim bu adam? Ben böyle bir komutan tanımıyorum.” Neşesi yerindedir...

BASKIN ETKİSİ
İngiliz uzmanlar, Yunanların savunma hatlarını çok beğenirler. Rapor şöyleydi: “Türkler bu mevzileri dört-beş ayda ele geçirebilirlerse, bir günde düşürdüklerini iddia edebilirler.” Normal koşullarda, savaş prensiplerine göre taarruz edenin düşmandan üç kat üstün olması gerekiyordu. Oysa Yunan ordusu; asker sayısı, silah, uçak ve araç yönünden Türk ordusundan üstündü. Mustafa Kemal, düşmanın bu üstünlüğüne karşı ancak baskın, gizlilik ve aldatma ile karşı koyabilirdi.

KİYAMETİN KOPTUĞU GECE
28 Temmuz 1922... Taarruz planının görüşülmesini gizlemek için, ordu birlikleri arasında Konya Akşehir’de futbol maçı düzenlenir ve haber basına verilir. Komutanlar da bu maça katılır. Aynı günün akşamı taarruz planı görüşülecektir. 28 Temmuz 1922 saat 21.00’de, Batı Cephesi Karargâh binasında savaş tarihinin nefes kesen toplantısı başlar. Toplantıya; Başkomutan, Fevzi Paşa, İsmet Paşa, ordu ve kolordu komutanları katılır. Türk Ordusu, 239 yıl sonra ilk kez işgalcileri vatan toprağından atmak için taarruz edecekti.

KASADA PARA YOKTU
Ordunun taarruza kadar, iki milyon yüz bin liraya ihtiyacı vardı. Maliye Bakanı Hasan Fehmi (Ataç), Hazine’de para olmadığını bildirir. Bunun üzerine Başkomutan, Maliye ve Millî Savunma bakanlarını çağırır ve şunları söyler: “Hindistan Müslümanlarının yolladığı 600 bin lira bankada duruyor. Hiç dokunmadım... Bu parayı Maliye Bakanlığı emrine vereceğim.”

ALDATMA HABERLERİ
17 Ağustos 1922... Ankara’da büyük ziyafet verileceği ve yüksek rütbeli komutanların Ankara’ya hareket ettikleri haberi yayılır. Bu aldatma haberi yayıldığında, Başkomutan cepheye Akşehir’e gelir.

SARIŞIN KURT KOCATEPE’DE
26 Ağustos 1922 saat 3.30... Başkomutan ve komutanlar, gecenin karanlıkları içinde atlara binerek Kocatepe’ye hareket ederler. Taarruz’un 4.30’da başlaması planlanmıştır. Ancak, sis nedeniyle 5.30’a kaydırılır. Kocatepe’de tam bir sessizlik... Ve Başkomutan, İsmet Paşa’ya emrini verir: “Ateş!..” Taarruz, topçu ateşiyle başlar. Düşman, beklemediği bir yerden baskına uğramıştır.

KOCATEPE FOTOĞRAFININ HİKÂYESİ
Atatürk’ün Kocatepe’deki ünlü kalpaklı fotoğrafı da, işte bu sırada çekilir. 26 Ağustos 1922 sabahı, Başkomutan telefona doğru yürürken... Fotoğrafta, Mustafa Kemal endişeli, hiddetli ve sinirlidir. Ölüm kalım savaşı...

HACİANESTİ’NİN SONU
Cepheden 450 kilometre uzakta, İzmir’de Yunan Başkomutanı Hacianesti çok rahattır. Yaveri Yüzbaşı Kazanidis, Türklerin taarruz haberini soran gazetecilere: “Birkaç gün sonra, burada sizi esir Mustafa Kemal’le tanıştırabilirim?” cevabını verir. Emindir...

KÜÇÜK ASYA FELAKETİ
Savaşın Ustası, Milleti’ne zaferi müjdeleyen mesajı yayımlar: “Büyük ve Asil Türk Milleti, bu büyük zafer, özellikle senin eserindir...” Yunanlar, Anadolu’da uğradıkları yenilgiye, “Küçük Asya Felaketi” adını verir. 130 bin askerini Anadolu toprağında kaybeder. Yenilginin ardından, siyasi ve askerî sorumlular yargılanır. Felaketin suçlusu altı devlet adamı; Başbakan, bakanlar ve Hacianesti kurşuna dizilerek idam edilir.

30 AĞUSTOS OLMASAYDI
İstiklal Savaşı, dünyadaki en meşru, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. 30 Ağustos Zaferi olmasaydı, Cumhuriyet olmayacaktı. Bu vatan, işgalcilerin pençesinde kalacaktı. Camide ezan okunmayacak, göklerde Bayrak dalgalanmayacaktı. Son bağımsız Türk Devleti de, tarihe karışmış olacaktı. 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yolculuk, 9 Eylül 1922’de İzmir’de işte bu zaferle sona erer. Engellerle, nankörlüklerle, hainliklerle dolu bu yolculukta Mustafa Kemal, tarihin akışını değiştirir. Ve O’nun kaderi, Türk milletinin kaderi olur. O’nun zaferi ise, Türk ulusunun ve bütün mazlum ülkelerin zaferi olur.

Sarışın Kurt, derin bir nefes alır, Selanik’i andıran güzel İzmir’e bakar... Asıl savaş, şimdi başlıyordu. Yıkılmış, yakılmış, yoksullaştırılmış sahipsiz Anadolu’yu çağdaş dünyaya taşıyacaktı. Savaşın Ustası, sözünü söylemişti... Şimdi sıra, Barışın Efendisi’nde... 41 yaşındadır...

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin