Yerli doğal kozmetik markası Rose&Cure, organik gül yetiştiriciliği ve modern formülasyon teknolojisini birleştirerek hem bölgesel kalkınmaya hem de ülke ekonomisine değer katıyor. Isparta’da yıllık 20 ton gül çiçeği işleyen marka, geleneksel distilasyon yöntemleriyle katma değerli cilt bakım ürünleri üretiyor. Organik üretim modeliyle her yıl 6 ton organik maddeyi toprağa geri kazandıran marka, sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine yerleştiriyor.

Doğru işlenen gül, hem tedavi hem kalkınma aracı
Tıp tarihçisi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, Osmanlı tıbbı üzerine araştırma yaparken, 350’ye yakın faydalı bileşenden oluşan gülün özellikle akıl hastalıklarında, şifahanelerde kullanıldığını fark etti. 20 yıl önce Türkiye’deki gülcülüğün sadece gül yağının parfümeri sanayisine ihraç edilmesine odaklandığını anlatan Altıntaş, gül suyu gibi diğer gül bileşenlerinin yeterince değerlendirilmediğine işaret etti.

Son 20 yıldır her yıl Isparta’ya giderek üreticilere bilimsel danışmanlık yaptığını belirten Altıntaş, kızı Gülce Altıntaş ile birlikte saf gül suyu üretmek için 2019 yılında Rose&Cure adını verdikleri markalarıyla yeni bir girişime adım attıklarını söyledi. Markanın kurucusu Gülce Altıntaş, “2024 yılında 50 milyon TL ciroya ulaştık. Organik üretimin maliyetli bir yol, ancak uzun vadede kazandıran tek model.” ifadelerini kullandı.

Gülün frekansı, enerjisi ve insan sağlığına etkisi
Ayten Altıntaş, “Ancak bu etkiyi sadece genetiği ile oynanmamış saf Isparta gülünü pestisitsiz ve geleneksel yöntemlerle üreterek elde edebiliyoruz.” diyerek organik üretimin önemine dikkat çekti. Türkiye kozmetik pazarı 2024’te yaklaşık 3,7 milyar dolar düzeyinde iken, Rose&Cure olarak organik/temiz cilt bakımı işinde %1–2 pazar payı hedeflediklerini kaydetti.

İhracat hedefleri
Altıntaş, 2026’da yeni ürünlerle birlikte otomasyon/ambalaj hatlarına ve dijital veri analitiğine yatırım planladıklarını açıkladı. Özellikle Avrupa ve Körfez ülkelerinde Türk gülünü dünya raflarında hak ettiği noktaya taşımak istiyoruz. Bugün Dubai ve İsviçre’ye düzenli sevkiyatlarımız var, ABD’de ise pilot satışlarımız başladı.

Organik tarımın çevresel faydaları
Gülce Altıntaş, organik üretim sayesinde her yıl 6 ton karbonun doğada tutulduğunu belirterek, “Konvansiyonel tarımla 20-25 yılda çoraklaşan toprak organik tarım sayesinde 50 yıl yaşayabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Gül tarımının sosyal etkileri
Gül tarımının kırsalda kadın emeğini ve yerel ekonomiyi güçlendiren stratejik bir alan olduğunu ifade eden Altıntaş, organik üretim maliyetinin geleneksel yöntemlere göre ortalama %35 daha yüksek olduğunu vurguladı.

Gülün geçmişi ve bugünü
Prof. Dr. Ayten Altıntaş, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Bulgaristan’da üretimi yapılan güllerin sarayda yüksek oranda tüketildiğini kaydederek, geleneksel gülün genetiğinin korunabildiğini belirtti.

Sentetik parfümlere dikkat
Altıntaş, “Sentetik parfümler binlerce kimyasal madde içeriyor ve solunduğunda vücudu kirletiyor.” diyerek gül yağının sağlıklı bir alternatif olduğunu ifade etti.

Gül, kozmetiğin yanı sıra gıda sektöründe de önemli bir yer edinmelidir.