Bergama Tiyatro Festivali başladı; 24 Ağustos’ta sona erecek olan festival, dönüşümün odağında kent ve kentli ile büyüyen, yenilenen bir hikâye için yola çıkıyor. 6. edisyonunda, festivalin kurucu ortağı Öner Eren Arıkan ve koordinatörü Melis Balaban ile Bergama fonunda, tiyatro kadrajında bir röportaj gerçekleştirdik.
Altı yıldır kentin tarihini ve tiyatro geleneğini sahneye taşıyan Bergama Tiyatro Festivali, 2025 edisyonuyla birkaç gün süren bir etkinliğin ötesine geçerek Bergama için uzun soluklu bir kültür güzergahının temellerini atıyor ve kültürle dönüşen bir yapının taşıyıcısı olmayı hedefleyen yeni bir yolculuğa çıkıyor. Yerel yönetimler, gençler, esnaf ve sivil toplumun katılımıyla güçlenen bu yaklaşım, festivalin kentin yanı sıra kentlilerle birlikte üretim yapmasına olanak sağlıyor.
Bu seneki edisyonla birlikte yıl boyunca sürecek kapasite geliştirme programları ve kültür politikası çalışmalarıyla kentle birlikte büyümeyi amaçlayan festival programı; tiyatro gösterimlerinin yanı sıra kültür politikaları üzerine tartışma oturumları ve kente yayılan yürüyüşlerle de şekilleniyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Bergama Belediyesi’nin paydaşlığında; Bergama Ticaret Odası (BERTO), Bergama’yı Sevenler Turizm Derneği (BSTD), Ne Yerde Ne Gökte Derneği ve Bergamalı işletmelerin destekleriyle düzenlenen festival, Ateş Çelik sponsorluğunda gerçekleşiyor.
Bergama demişken, bu vesileyle, M.S. 129 yılında Bergama’da doğan, tıp, anatomi, fizyoloji, farmakoloji ve mantık gibi birçok alanda derinlemesine çalışmalar yapmış filozof Galen’e ve 93’te Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren şair ve yazar üstat Metin Altıok’a da selam olsun.
Eren Arıkan: Kapılarına kilit vurduğumuz her odayı tekrar açıp içeri bakma zamanının geldiğini düşünüyorum. Tüm bildiklerimize, inandıklarımıza, kendimize, durduğumuz yere… 2024 ve 2025, doğru bildiklerimizin bizi şaşırttığı; konfor alanlarımızın sınırlarının giderek daraldığı ve kendimize döndüğümüz – dönmemiz gereken – bir sürece soktu, sokuyor hepimizi. Değişimin ve “dönüşüm”ün tekrar bireyden başlayacağı, bireyin hikâyesinin topluma yön verdiği bir dönem.
Melis Balaban: Sanırım hiçbirimiz günün getirdiği yeni ağırlıklardan kaçamıyoruz. Dinlenmeden devam ediyormuşuz gibi geliyor bana. Birbirimize yeni şekillerde bağlanıyoruz, birbirimizde yeni anlamlar buluyoruz, evet ama bu kadar bilmek de bazı soruları cevaplayamıyor maalesef. Tiyatro bu soruları cevaplar mı, bilemiyorum. Gerçi tiyatro genellikle cevapsız soruların peşinden koşar.
Eren Arıkan: Bergama Tiyatro Festivali hiçbir zaman bir “tema” festivali olmadı. Ancak her edisyonda hem doğal sürecin önüne getirdiği hem de gelişim sürecinde etkili olan meselelerin üzerine gitmeye çalıştık. Berlin-Bergama, Gençler-Çocuklar, Bergama-Bergamalılar, Sürdürülebilir yapılar-sektörleşme gibi… Bu yıl ise tüm bu birikimin merkeze konduğu bir dönüşüm sürecini deneyimliyoruz. Festival, artık sadece bir edisyon gerçekleştirmekten ibaret değil; bunun ötesinde bir amaç ve anlam taşıyor.
Bergamalıların festivalin her alanda etkisini hissettiğimiz, programı yerelin hikayesi ile harmanlayan, genç dokusu ve dokunuşu olan sade bir program.
Melis Balaban: Festival zamanı Bergama gerçekten bambaşka bir hâle bürünüyor; kentin ritmi değişiyor. O günlerde sadece izlenecek oyunlar ya da etkinlikler değil, sokaklarda hissedilen ortak bir enerji var. Birkaç gün boyunca kente dışarıdan gelenlerle Bergamalılar aynı akışın parçası oluyor, aynı heyecanın içinde buluşuyor. Seyirci olmakla ev sahibi olmak arasındaki sınırlar neredeyse siliniyor; festival tam da bu ortaklık için bir zemin yaratıyor.



