Bozcaada veya eski adıyla Tenedos, Türkiye’nin üçüncü büyük, Ege Denizi’nde ise Gökçeada’dan sonra ikinci en büyük adası ve Çanakkale’nin bir ilçesi. Fakat ada, son 9 yıldır, yurtiçi ve yurtdışında markalaşan hemhaliyle de ses veriyor: “Bozcaada Caz Festivali”… 5-6-7 Eylül’de gerçekleşecek olan festivalin detaylarını yaratıcılarına sorduk.
“O vapurun kapakları kapanıyor ve fark ediyorsunuz, bir adadasınız. Bozcaada’da olmak başlı başına çok güzel. Ama bir cümleyle şöyle anlatalım: Neredeyse 4.000 yıldır bağlarıyla, rüzgarıyla bilinen bir adada, ilham veren müziklerle, doğayla, üreticilerle, buluşmalarla, etkinliklerle hem dinlenerek hem merak ederek güzel bir 3-4 gün geçireceğiniz, yalnızca harika caz ve doğaçlama müzikleriyle değil, bol bol anıyla döneceğiniz bir festival.” 2017 yılından bu yana Bozcaada’nın ilham veren coğrafyasını mesken tutan Bozcaada Caz Festivali’nin yaratıcıları böyle tarifliyor meramlarını/hikayelerini. Bu yıl 9. edisyonunu kutlayan festival, 5-6-7 Eylül tarihleri arasında meraklılarını ağırlamaya hazırlanıyor.
Festivalin emekçilerinden Murat Sezgi, Çağıl Özdemir, Melodi Şıhmantepe ve Doğukan Çokşeker ile adanın fonunda tadında bir caz röportaj gerçekleştirdik.
Murat Sezgi: 2024 yılı kişisel Z raporumda, “sürpriz değişimler, kurduklarımız için mücadele etmek, öz değer, ada ve yeniden bağlar kurmak” gibi temalar var. Kültür sanat alanı için belirleyici temalar tüm bu bölgelerde bu alana ayrılan kaynaklar ve dünyanın her yerinde tırmanan kutuplaşmanın yarattığı ifade zorlukları oldu. Yine de bir araya gelmelerin, kavuşmaların ve ifade alanlarının artacağını düşünüyorum. Bence, bu dönemin anahtar kelimesi adaptasyon.
Festivalde emeği geçen sahne arkası emekçileri arasında 7 kişilik bir ekip ana konuları takip edip ilerletiyor. Festivale yaklaşırken merkez ekip 15 kişiye kadar çıkıyor, etkinlik döneminde de 100-130 civarında kişi emek veriyor. Her yıl festivalin bitişi sonrasındaki pazartesi günü Bozcaada’da bir ekip kutlaması yaptıklarını belirten Sezgi, festivalin herkesin katkısıyla yıllar içinde olgunlaştığını ifade ediyor.
Festivalin bu yılki teması “Bedenlenme / Embodiment” olarak belirlendi. Çağıl Özdemir, bu yılki temanın yalnızca zihinsel bir kavrayıştan değil, deneyimleyerek, hissederek ve bedensel olarak içselleştirerek anlamaya dair bir alan açmak üzerine kurulu olduğunu belirtti.
Keşif programı, festivalin içinden doğan, genellikle müzik dışındaki deneyimleri bir çatıda birleştiren buluşmalar olarak ortaya çıktı ve 2025 itibariyle festival ile eş zamanlı buluşma ve deneyimler tasarlamayı hedefliyor.
9 yılda 750 civarında tekil sanatçı ağırlayan festival, Bozcaada’nın farklı yerlerine yayılan performanslarla birlikte on binlerce kişiye dokunuyor. Ekonomik etkisinin ise senelik 310 milyon Türk lirasının üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Festivalin kültürel etkisini derinleştirmek adına adaya yerleşme kararı alındı.
Murat Sezgi: “Doğada zarar vermeden bir festival yapmak artık lüks değil, bir zorunluluk.” dedi ve festivalin sürdürülebilirlik açısından attığı adımları anlattı.
Festival, yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde, katılımcıların kendi deneyimlerinden yola çıkarak etkileşimde bulunabilecekleri bir platform olmayı hedefliyor.






