Avrupalı liderler ABD'nin İspanya'ya yönelik NATO tehdidine karşı çıkıyor
AB çevrelerinde bugünlerde dişler sıkılarak da olsa bir şakaya dönüşen bir durum var: Liderler, son iki günde olduğu gibi Kıbrıs'ta bir araya geldiklerinde – yeni AB bütçesi gibi pratik meseleleri ele almayı umarken – kendilerini bir başka kriz nedeniyle raydan çıkmış buluyorlar.
ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın tetiklediği enerji krizi sürüyor. Komşu Ukrayna'ya yönelik Rus saldırganlığı dördüncü yılına girdi. Ve bu cuma sabahı, Avrupa ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkileri daha da bozan ve savunma açısından potansiyel olarak yıkıcı sonuçlar doğurabilecek bir mesele, Medusa'yı andıran başını bir kez daha kaldırdı.
Liderler zirvesine gelirken bekleyen gazetecilere konuşan ve kararlı bir şekilde sakin görünmeye çalışan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, "Endişelenecek bir şey yok. NATO'ya karşı yükümlülüklerimizi yerine getiriyoruz" dedi.
Cuma günü Reuters tarafından ilk kez haberleştirilen, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'dan sızdırılan bir e-posta, ABD'nin, ABD-İsrail'in İran'a yönelik kampanyasını desteklemediğine inandığı müttefikleri cezalandırmaya yönelik önlemleri değerlendirdiğini öne sürüyordu. E-postada, ABD'nin duruşu nedeniyle İspanya'nın NATO'dan askıya alınmasını isteyebileceği belirtiliyordu.
Aslında NATO antlaşmalarında bir üye ülkeyi ihraç etmeye yönelik hiçbir hüküm yok. E-postada olası bir cezalandırıcı adım olarak ima edilen, İspanya'nın NATO içindeki kilit sivil ya da askeri görevleri üstlenmesinin engellenmesi gibi herhangi bir girişimin de, tüm NATO üyelerinin oybirliğiyle alınması gerekiyor.
Kıbrıs'taki zirvede bulunan ve aynı zamanda NATO üyesi olan AB liderleri, İspanya'nın savunmasına koştu. Hollanda Başbakanı Rob Jetten, İspanya'nın NATO'nun tam üyesi olduğunu ve öyle kalacağını "son derece net" bir şekilde vurgulamak istedi. Avrupa ülkelerinin şu anda "NATO'yu güçlendirmek için çok şey yaptığını" belirtti. Üst düzey bir Alman yetkili de, "İspanya NATO üyesidir. Bunun değişmesi için bir neden görmüyorum" dedi.
Bir dönem Donald Trump'a özellikle yakın olduğu, hatta Avrupa ile giderek daha sinirlenen ya da asabi görünen ABD arasında bir "Trump fısıldayıcısı" ya da arabulucu olarak görüldüğü söylenen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise, Washington ile Madrid arasındaki gerginlikleri "hiç de olumlu değil" sözleriyle eleştirdi.
Avrupa genelinde olduğu gibi İtalya'da da kamuoyu Donald Trump'a karşı giderek olumsuz bir yöne kaydı. Meloni, eski "en iyi dostu"na karşı bir tutum almak zorunda hissediyor; bu da Trump'ın Roma'ya yönelik öfkesini üzerine çekiyor.
Sızdırılan Pentagon e-postası, bir başka "özel müttefik" ve NATO üyesi olan Birleşik Krallık'a da dolaylı bir gönderme yapılabileceğini öne sürdü: ABD'nin, Güney Atlantik'te bulunan ve Arjantin tarafından da talep edilen Falkland Adaları üzerindeki Birleşik Krallık iddiasına yönelik tutumunu gözden geçirmesi.
Başbakan Sanchez, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına en başından beri açıkça karşı çıktı; bunları uluslararası hukuk uyarınca yasa dışı olarak tanımladı. ABD güçlerinin İran'a karşı operasyonlarda İspanya'daki ortak ABD-İspanya askeri üslerini kullanmasına derhal izin vermedi.
Sanchez, "Biz e-postalar üzerinden çalışmayız. Bu durumda Amerika Birleşik Devletleri hükümeti tarafından alınan resmi belgeler ve resmi pozisyonlar üzerinden çalışırız" dedi.
Eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, bu hafta verdiği çok sayıda röportajda, tüm bu gerginlikler göz önüne alındığında, NATO'nun on yıl sonra varlığını sürdürmesinin garanti olmadığını söyledi. Ancak ittifakın hayatta kalmasının ABD'nin çıkarına olduğunu vurguladı.
NATO, Rusya'nın üç yıl içinde bir NATO ülkesine saldırmaya hazır olabileceğini düşünüyor. Hollanda askeri istihbarat servisi MIVD de bu hafta, Ukrayna'ya karşı savaş sona erdikten sonra Moskova'nın bir yıl içinde NATO'ya karşı bölgesel bir çatışma başlatmaya hazır olacağı değerlendirmesini paylaştı.
Bu hafta Kıbrıs'taki AB zirvesinde liderler, bir zamanlar pek bilinmeyen bir AB antlaşması maddesini – karşılıklı savunma maddesi 42.7'yi – incelemek isteyecek kadar endişelendi.
Avrupalı güçler ile ABD arasındaki anlaşmazlık, Tahran'ın tehdit oluşturup oluşturmadığı konusunda değil, bu tehditle nasıl başa çıkılacağı konusunda. Avrupa'daki hükümetler diplomasiyi ve yaptırımları tercih ediyor; tek taraflı askeri eylemleri değil.




