Victor Osimhen, The Players' Tribune'da yayımlanan yazısında futbolun kendisi için yalnızca bir kariyer değil, hayatta kalma mücadelesi olduğunu söyledi. Nijerya'da zor şartlarda büyüdüğünü anlatan yıldız golcü, bugün ulaştığı noktayı "Tanrı'nın lütfu" sözleriyle özetledi.
Lagos'taki Olusosun bölgesinde, Afrika'nın en büyük çöp sahasının yanında büyüyen Osimhen, çocukken krampon bulabilmek için arkadaşlarıyla çöplükte ayakkabı aradığını anlattı. Annesini çok küçük yaşta kaybeden Nijeryalı futbolcu, ailesine destek olmak için yıllarca trafikte su sattığını ve farklı işlerde çalıştığını ifade etti.
"Drenaj kuyusu işi bile yapıyordum. Ne olduğunu biliyor musunuz? Avrupa'da pek yok. Ama Afrika'da, kazdığın kuru bir kuyu gibi bir şey. Birinin merdivenle kuyunun çok derinlerine inmesi gerekir. Bir diğeri de yukarıda, karanlık deliğin içine bakarak durur ve 'Aşağıda her şey yolunda mı kardeşim?' diye bağırır. Ben yukardaki adam değildim. Diğer adamdım. Pis iş."
Futbolu bir dönem tamamen bırakmak zorunda kaldığını söyleyen Osimhen, milli takım seçmelerinde defalarca elendiğini ancak pes etmediğini belirtti. Abuja'daki seçmelerde sadece 15 dakikalık şans yakaladığını ve attığı iki golün hayatını değiştirdiğini vurgulayan golcü oyuncu, "O gün biri beni işaret etmeseydi bugün futbolcu olmayabilirdim" dedi.
"İnsanlar beni kollarını açarak karşıladı" 2015 U17 Dünya Kupası'nda gol kralı olarak yıldızının parladığını hatırlatan Osimhen, Avrupa'ya transfer olduktan sonra ailesinin hayatını değiştirdiğini ancak babasının vefatı sürecinde yaşadıklarının kariyerindeki en ağır dönem olduğunu dile getirdi. Napoli'ye transferinin kendisini yeniden ayağa kaldırdığını söyleyen yıldız forvet, teknik direktör Luciano Spalletti'nin kendisine bir baba figürü gibi yaklaştığını ve kazanılan Serie A şampiyonluğunun şehir için taşıdığı anlamı hiçbir kupayla kıyaslayamayacağını ifade etti.
Galatasaray'a transfer kararının da duygusal bir seçim olduğunu belirten Osimhen, İstanbul'daki karşılamayı hayatının unutulmaz anlarından biri olarak tanımladı: "İmza atmadan önce Okan Buruk'la telefonda konuştuğumda bana şunu söyledi: 'Sana bir insan olarak, bir teknik direktör olarak ve bir baba olarak seni kulübümde istediğimi söylemek için buradayım. Ve biliyorum ki bu taraftar seni çok sevecek. Senin için her şeyi yapacaklar. Zor bir dönemden geçtiğin zamanlarda bile bu kulüp arkanda olacak.' Türkiye'ye giden uçağa binmeden önce her şeyi Tanrı'nın ellerine bıraktım. Uçak indiğinde, gecenin bir yarısı, beni bekleyen 3 bin Galatasaray taraftarı vardı. Özel bir havalimanında. Uçağımı havadayken takip ediyorlardı. İnsanlar beni kollarını açarak karşıladı. Bu his paradan daha değerli. İnanmıyorsan, git Van Dijk'e sor. Liverpool'la oynadığımız Şampiyon Ligi maçından sonra onunla konuşuyordum, bana, 'Adamım, bu nasıl bir atmosfer böyle?' dedi. Ben de ona, 'Kardeşim, dürüst olayım; buraya hiç gelmemiş olsaydım ve biri bana anlatıyor olsaydı, buna inanmazdım' dedim.






