Bazı bilim insanları Güneş Sistemi'nde gizemli bir dokuzuncu üyenin gerçekten var olduğuna inanıyor ve son derece güçlü yeni bir teleskop sayesinde onu bulmanın eşiğinde olabiliriz.
Plüton'un 2006'da gezegen statüsünü kaybetmesinden bu yana, bize artık sekiz gezegenlik bir mahallede yaşadığımız söylendi. Ancak bazı bilim insanları gizemli bir dokuzuncu üyenin varlığına gerçekten inanıyor ve son derece güçlü yeni bir teleskop sayesinde onu bulmanın eşiğinde olabiliriz. Şili'nin kuzeyinde bir dağın tepesine kurulmuş olan Vera Rubin Gözlemevi, evreni görme biçimimizi kökten değiştirmeyi amaçlayan görevine Haziran 2025'te başladı. Işık tutmayı umduğu konulardan biri de kendi arka bahçemizin yapısı.
Dokuzuncu gezegenin varlığı, 2016'dan bu yana bilim insanları arasında büyük ilgi ve aynı zamanda anlaşmazlık konusu oldu. O yıl, ABD'deki California Teknoloji Enstitüsü'nden (California Institute of Technology) gökbilimciler Konstantin Batygin ve Michael Brown, Güneş Sistemi'nin dış kesimlerinde Dünya'nın yaklaşık 10 katı kütleye sahip bir gezegenin bulunduğunu savunan bir makale yayımladı. Altı trans-Neptün cismin alışılmışın dışındaki yörüngesi gökbilimciler Batygin ve Brown'un bir Dokuzuncu Gezegen olduğu fikrini öne sürmelerine sebep oldu. Buradaki gökbilimcilere göre, Neptün'ün ötesinde Kuiper Kuşağı olarak bilinen bölgede yer almakla birlikte yine Güneş'in etrafında dönen buz yoğun bu altı gökcisminin hareketleri ancak büyük kütleli bir gökcisminin yakındaki varlığı açıklanabilirdi. Trans-Neptünyen cismin (TNO) davranışlarını yalnızca büyük kütleli bir gökcisminin varlığı açıklayabilirdi.
Ancak 2005'te Brown ve iki meslektaşı, Neptün'ün ötesinde Güneş'in etrafında dönen, Plüton büyüklüğünde bir cisim olan Eris'i buldu. Eris'in keşfi, Uluslararası Astronomi Birliği'nin (IAU) ertesi yıl gezegen tanımını değiştirme ve Plüton'u aileden çıkararak Eris ile birlikte bir cüce gezegen olarak sınıflandırma kararını güçlü biçimde etkiledi.
Ancak başka bir dokuzuncu gezegen fikrinin önündeki büyük bir sorun da, bugüne kadar kimsenin doğrulanmış bir gözlem yapmamış olması... En azından resmî olarak. Batygin ve Brown, iddialarını bilgisayar modellerine dayanarak ortaya koyuyor. Bunun bir nedeni, Dokuzuncu Gezegen'in, eğer varsa, bize gerçekten çok uzak olması. Caltech'ten gökbilimciler, varsayımsal bu gezegenin Güneş'ten ortalama olarak, Neptün'dense yaklaşık 20 kat daha uzakta olduğunu tahmin ediyor.
Bu uzak TNO'ların yani Neptün ötesi cisimlerin pek de olağan olmayan eğik ve uzamış yörüngeleri, daha büyük bir komşusunun kütleçekim etkisi altında olabileceklerini düşündürüyordu. BBC'ye konuşan Profesör Brown, "Dokuzuncu Gezegen yoksa, birçok tuhaf olay için artık hiçbir açıklamamız kalmıyor" diyor. Bu gezegenin yörüngesinin oldukça tuhaf olacağı öngörülmüştü.
Ancak bu gezegeni görme ihtimali değişmek üzere olabilir. James Webb Uzay Teleskobu gibi güçlü ama daha eski teleskoplar derin uzaydaki belirli hedeflere odaklanacak şekilde tasarlanmışken, Vera Rubin Gözlemevi tüm güney yarımkürenin gökyüzünü her birkaç gecede bir tarıyor. Şimdiye kadar yapılmış en büyük dijital kamera gibi ekipmanlarla donatılmış olan gözlemevinin, 10 yıllık görevi boyunca 40.000'den fazla yeni TNO da dâhil olmak üzere milyarlarca kozmik nesneyi kataloglaması bekleniyor.
Brown, Rubin Gözlemevi'nin "ya Dokuzuncu Gezegen'i doğrudan bulacağına ya da onun var olup olmadığına dair oldukça çürütülemez kanıtlar ortaya koyacağına" inanıyor. Eğer bu gezegen gerçekten varsa, bir ya da iki yıl içinde saptanabileceğini düşünüyor ki bu da son derece tarihî bir dönüm noktasına işaret eder. "Dokuzuncu Gezegen, Güneş Sistemi'ndeki beşinci en büyük gezegeni ve 180 yıl sonra keşfedilen ilk gezegen olur" diyor.






