Kadının beyanı esastır ilkesi, cinsel şiddete maruz kalanların beyanının esas alınmasını ifade eden bir kavramdır. Türkiye, cinsel taciz iddialarıyla gündem olurken bu ilke yeniden tartışmaya açılmıştır.

Bu ilke, cinsel suçlar açısından delil yetersizliğinde, kadın veya çocuğun beyanının kovuşturma aşamasına geçilmesini sağladığını belirtir. Ancak, bu beyan yargılamada tek başına yeterli sayılmaz. Ek delillerin sunulması beklenir.

Hukukçular, kadının beyanı ilkesinin masumiyet karinesine aykırı olmadığına dikkat çekmektedir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, cinsiyet eşitsizliğinin ağır olduğuna ve kadınların istismarlarını dile getirmelerinin zor olduğuna vurgu yapıyor.

Yargıtay kararları, kadının beyanının yargılama aşamasında etkili olduğunu göstermektedir. Avukat Hülya Gülbahar, kadının beyanının hayatın olağan akışına uygun, samimi ve tutarlı olması durumunda hüküm esastır, diyor.

Eski hakim Mustafa Karadağ ise, cinsel suçlarda kadının beyanının önemli olduğunu, kadınların olaydan hemen sonra polise başvurmaları için cesaretlendirilmeleri gerektiğini ifade ediyor.

Bu ilkenin suistimal edilip edilmediği sorulduğunda, Gülsüm Kav, kadınların %90'ının beyanında haklı olduğunu ve bu ilkenin güvenilirliğini sarsmanın kadınlara ciddi zararlar vereceğini savunuyor.

Sonuç olarak, kadının beyanı ilkesinin cinsel suçlar açısından önemli bir yere sahip olduğu ve bu ilkenin korunması gerektiği vurgulanmaktadır.