Avrupa Birliği'nin (AB), savunma kapasitesinin ortak tedarikle sağlanması için oluşturulan Avrupa İçin Güvenlik Eylemi (SAFE) konusunda verdiği süre 30 Kasım gece yarısı doldu. Savunma fonundan yararlanmak isteyen AB ülkeleri ulusal planlarını Brüksel'e iletti. Ancak Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi tarafından veto edilen Türkiye'nin söz konusu projedeki durumu belirsiz. Haber Global Web Özel'e Türkiye'nin SAFE'teki konumu ile ilgili açıklama yapan güvenlik uzmanı ve emekli asker Gürsel Tokmakoğlu ise Türkiye'nin finansal durumuyla ilgili de engeller olduğunu söyledi.

Avrupa Komisyonu, SAFE konusunda İngiltere ve Kanada'yla müzakere yürütürken tam katılım için başvuran Türkiye ve Güney Kore'yle müzakere aşamasına geçmedi.

TAM KATILIM TALEBİ

Türkiye SAFE'e "tam katılım" için başvururken ilerleme sağlanamadığı öğrenildi. Proje AB'nin 2030'a kadar ortak savunma kapasitesini güçlendirme hedefi doğrultusunda oluşturuldu. 150 milyar euroluk bir finansman mekanizması olarak tasarlanan SAFE'le Avrupa'nın yeniden silahlanarak savunma alanında bağımsızlaşması, AB üyesi ülkeler arasında savunma sanayinin entegrasyonu ve ortak tedarik projelerinin yürütülmesi hedefleniyor.

RUS İŞGALİ HIZLANDIRDI

Projenin ortaya çıkmasında Rusya'nın Ukrayna'yı işgali belirleyici oldu. İşgal sonrası Rusya'dan gelebilecek güvenlik risklerine karşı caydırıcılık sağlanması hedeflenirken, ülkelerin sistemde nasıl yer alacakları da tartışma konusu oldu. SAFE öncelikle AB ülkelerinin faydalanması için tasarlandı. Ancak "Avrupa Ekonomik Alanı" (EEA) ve "Avrupa Serbest Ticaret Birliği" (EFTA) üyesi ülkeler ile Ukrayna da AB ülkeleriyle aynı haklarla SAFE'ten yararlanabilecek.

ATİNA VE RUM İTİRAZI

Ancak Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi Ankara'nın SAFE'te yer almasına açıkça karşı çıkmışlardı. Avrupa Konseyi'nde savunma ile ilgili kararlar nitelikli çoğunlukla alınabilse de AB başkentleri genellikle tam mutabakat arıyor. Bu durum Ankara'nın SAFE'e kabulünün önünde önemli bir engel teşkil ediyor. Türkiye'nin, Ege'deki karasuları konusunda Yunanistan'la arasındaki krizin yanı sıra finansla konular da Türkiye'nin SAFE'e erişimi ile ilgili engeller arasında yer alıyor. Şu anda Türk Savunma Sanayisi'nin program kapsamında satın alınan nihai ürün bileşen maliyetinin yüzde 35'ini karşılayabildiği belirtilirken SAFE savunma kredileriyle satın alınan uygun ürünlerin bileşen maliyetlerinin en az yüzde 65'inin AB, Norveç veya Ukrayna'da üretilmiş olması gerekiyor.

KAPI KAPATILMAMALI

Tokmakoğlu da Yunanistan ve Rum Kesimi vetosunun dışında SAFE ile ilgili finansal engellere dikkat çekiyor. Tokmakoğlu şu görüşleri dile getirdi: "Yunan vetosu diğer konular gündeme geldi ama esasen Avrupa Birliği kredi sisteminde SAFE'e dayalı olarak Türk ekonomisini ölçek aldılar. Yine de açık kapı bırakmak gerekiyor, belki müracaatlar alınır. Avrupa güvenliğine nasıl katkı sağlanacağı hususlarına bakmak gerekiyor."

Kurallar gereği üçüncü ülkelerden gelecek bileşenlerin maliyeti, nihai ürünün maliyetinin yüzde 35'ini aşamayacak.

FIRSAT KAÇMADI

Öte yandan AB kaynaklarına göre Türkiye'nin son tarihi kaçırdığı söylemi gerçeği yansıtmıyor. 30 Kasım'la ilgili tartışmaların başvurusunu zamanında yapan Türkiye'den kaynaklanmadığı belirtiliyor. 30 Kasım tarihinin, 2030'a kadar sürecek SAFE'e ilişkin "ilk dalga" anlamına geldiği, kaydedilirken Türkiye'nin otomatik katılım hakkına sahip olmayan diğer ülkeler gibi değerlendirildiği görüşü de ileri sürülüyor. AB kaynaklarına göre Türkiye'nin SAFE'e ilişkin süreci tamamen sona ermiş değil.