Türkiye’de sıkılaşan ekonomik koşullar özellikle sanayi ve ticaret şirketleri üzerinde ciddi bir baskı yaratmaya devam ederken konkordato başvurularındaki artış da tabloyu net biçimde ortaya koyuyor. Son istatistiklere göre son 10 ayda bin 351 konkordato başvurusu yapıldığı, bin 61 başvurunun ise reddedildiği öğrenildi. 2024 yılında yaklaşık bin 723 firma için geçici veya kesin mühlet kararı verilmişken, 2025’te bu sayı 2 bin 535 seviyelerine ulaştı.

Sektör temsilcileri, konkordato ilanlarının neden arttığını anlattı.

MAHKEME DENETİMİNDE YAPILIYOR
Avukat Elvan Kakıcı Şimşek, konkordato başvurularındaki dikkat çekici artışı ve 2026 öngörülerini değerlendirdi. Konkordatonun kamuoyunda zaman zaman yanlış algılandığını vurgulayan Şimşek, bu mekanizmanın kötü niyetli borçlular için değil, borçlarını ödeme iradesi olan firmalar için düzenlendiğinin altını çizdi. Şimşek, “Konkordato; iyi niyetli, faaliyetini sürdürmek isteyen ancak geçici ödeme güçlüğü yaşayan borçlularla alacaklılar arasında, mahkeme denetiminde yapılan bir anlaşmadır. Her başvuru otomatik olarak kabul edilmez. Şirketin mali yapısı, ticari defterleri ve gelecekte borçlarını ödeme kapasitesi bağımsız denetçiler ve bilirkişiler tarafından detaylı şekilde incelenir” şeklinde konuştu.

Mahkemelerin ikna olmadığı durumlarda konkordato talebi reddediliyor ve doğrudan iflas kararı verilebiliyor.

İŞÇİ ALACAKLARI VE NAFAKA
Konkordato ilan eden firmalardan alacağı bulunan şirketlerin nasıl bir yol izlemesi gerektiğine de değinen Şimşek, geçici ve kesin mühlet kararlarının ardından alacaklılar toplantısı düzenlendiğini belirtti. Bu süreçte alacaklıların, konkordato komiseri denetiminde oluşturulan listelere kayıt yaptırarak müzakere sürecine dahil olabildiğini söyledi. “Burada amaç, şirketin faaliyetini sürdürerek istihdamı koruması ve alacaklıların da iflas halinde alamayacakları tutarları makul bir yapılandırma ile tahsil edebilmesidir” diyen Şimşek, işçi alacakları ve nafaka gibi imtiyazlı alacakların ise öncelikli olarak ele alındığını vurguladı. Mevcut ekonomik konjonktürün etkilerinin kısa vadede ortadan kalkmasını beklemediklerini ifade eden Şimşek, 2026 yılına ilişkin şu değerlendirmeyi yaparak sözlerini bitirdi. “Ekonomik sıkışmanın 2026 ortasına kadar devam etmesini bekliyoruz. 2026’nın ikinci yarısında ise daha yatay bir seyre geçilmesi mümkün olabilir."

FİNANSAL OLARAK KIRILGANLAŞIYORLAR
Haberglobal'e konuşan GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya ise şunları söyledi:
"Son dönemde konkordato ilanlarının artmasının temel nedeni, şirketlerin kârlılık tarafında yaşadığı sıkışmadan çok, nakit akışı ve finansmana erişim tarafında yaşanan zorluklar. Özellikle faiz maliyetlerinin yükselmesi, krediye erişimin zorlaşması ve mevcut kredilerin büyük ölçüde işletme sermayesini çevirmek için kullanılması, birçok şirketi operasyonel olarak ayakta kalsa bile finansal olarak kırılgan hâle getirdi. Talepteki yavaşlama da bu tabloyu daha görünür kılıyor.
Konkordato, çoğu zaman yanlış yorumlandığı gibi bir ‘iflas’ göstergesi değil; mevcut koşullarda şirketlerin zaman kazanma ve yeniden yapılandırma ihtiyacının bir sonucu. Ancak bu sürecin bu kadar yaygınlaşması, ekonomideki finansman yükünün ve belirsizliğin reel sektör üzerindeki baskısını açık şekilde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde talep koşulları ve finansmana erişim tarafında bir iyileşme sağlanırsa, konkordato başvurularında da doğal bir gerileme göreceğimizi düşünüyorum.