Gazeteci İbrahim Bozan, 10 Mart Mutabakatı’nın süresinin dolmasına yaklaşılırken SDG ve Şam'ı bekleyen olası siyasi, askeri ve diplomatik senaryoları AA Analiz için kaleme aldı.
Suriye hükümeti ile SDG arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan 8 maddelik mutabakatın sonuna doğru gelirken, aradan geçen dokuz aylık sürede anlaşmanın herhangi bir maddesinde uygulamaya geçilmedi. Bu durum özellikle SDG açısından geçici olsa da zaman kazanmaya odaklı bir anlaşma olduğu görülüyor. Neden "zaman kazanma" mutabakatıydı?
10 Mart Mutabakatı uluslararası arenada meşruiyet kazanma arayışındaki Suriye hükümeti için çatışmalardan uzak önemli bir zaman kazanma fırsatı yarattı. Bu süre zarfında, ABD ve Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarının kaldırılması, Suriye devlet yetkililerinin terör listesinden çıkarılması, Suriye'nin uluslararası koalisyon güçlerine katılması gibi konulara ağırlık vererek önemli ölçüde kazanımlar elde etti. Ayrıca yeni Suriye yönetimi Rusya ile de yeni bir sayfa açmak için girişimlerde bulunulsa da, henüz bir mutabakata varılmış değil.
Ancak söz konusu mutabakat esas olarak SDG'nin işine yaradı. 10 Mart Mutabakatı'nı imzalayarak, Suriye Milli Ordusu (SMO) tarafından icra edilen "Özgürlük Şafağı" Operasyonu sırasında dağılan saflarını yeniden toparladı. Öte yandan SDG, Rakka kırsalı, Deyrizor şehri, Halep ve Humus doğu kırsalı gibi birçok bölgedeki Esed rejiminin militanlarını da saflarına katmış oldu. Ayrıca örgüt, Rakka ve Haseke kırsalında yer alan Şidadi bölgesinde tünel kazma faaliyetlerini hızlandırdı. Ayrıca Örgüt, hükümet karşıtı yapılanmalara destek vererek özellikle, Haseke konferansında dini, siyasi ve sivil oluşumlara öncülük etti. Bu durum Suriye sahasında azınlıklar ittifakı olarak yorumlandı.
SDG içerisinde de mutabakatın uygulanmaması nedeniyle çatlak sesler ortaya çıktığı görülüyor. Özellikle örgüt içerisindeki ayrışmaların temelini SDG içerisindeki Arapların tutumu oluşturuyor. SDG içerisindeki Arapların büyük bir kısmı artık yeni Suriye yönetimi ile entegrasyona sıcak bakıyor. Buna, SDG'ye bağlı Sanadid Kuvvetleri Komutanı ve aynı zamanda Şammar kabilesi Şeyhi Mane'e Dahham el-Carba Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmesi örnek verilebilir. Diğer taraftan SDG içerisinde doğrudan Kandil'in yani terör örgütü PKK'nın güdümünde olmayan kesim de 10 Mart anlaşmasının uygulanmasına çok da karşı değil.
31 Aralık sonrası muhtemel senaryolar neler? Şam ile SDG arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı'nın süresinin sonuna yaklaşılmasıyla birlikte, Süveyda’da İsrail bağlantılı Hikmet el-Hicri’ye bağlı Ulusal Muhafızlar Militanları ile sahil bölgesindeki devrik rejim kalıntıları arasında gözlenen hareketlilik, Suriye’de devlet dışı silahlı milisler arasında bir ittifakın varlığına işaret etmektedir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İsrail'in Suriye'deki hareketliliği ile SDG'nin isteksizliği arasında bir ilişki, bir orantı var. Bunu artık söylemek gerekiyor. Bu YPG'nin tek başına aldığı bir karar değil," ifadelerini kullanmıştır. Bakan Fidan’ın bu açıklamaları, Suriye güneyini işgal etmeyi amaçlayan İsrail'in, Türkiye'nin Suriye'deki istikrarın tesis edilmesi için sarf edilen çabalarını baltalamak için Suriye hükümetine karşı azınlıkları baskı kartı olarak kullandığını bir kez daha gösterdi. Suriye güneyi ve sahil bölgesindeki tehlikeli hareketliliğin artması ve özellikle Alevi Yüksek İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel'in sahil bölgesindeki Nusayrilere grev çağrıları, devrik Esed rejimi kalıntılarının Suriye hükümeti ile uzlaşma içinde olan Nusayrilere yönelik ölüm tehditleri, bu bölgelerde yeni bir silahlı ayaklanma hazırlığı içerisinde olduklarını göstermektedir.
Tüm bu senaryoları göz önünde bulundurduğumuzda, yıl sonunda Suriye hükümetinin SDG'ye karşı kapsamlı bir operasyon başlatması öngörülmese bile toprağından göç ettirilmiş Cezire bölgesi Arap aşiret üyelerinin, mutabakatta verilen sürenin sona ermesiyle yeni bir ayaklanma başlatmaları ihtimaller dahilindedir. ABD, birinci önceliği İsrail'in güvenliğine vermiş durumda ve çatışmalardan uzak bir Suriye istiyor. Bu nedenle ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Suriye hükümeti, SDG, İsrail ve Türk yetkililerle görüşme trafiği içerisinde.





