Müzik eleştirmenlerinin Tsar B’nin yeni şarkısı “Amor” için yaptığı tarifi bu. Tsar B’nin üçüncü LP’si “The Writer”, 30 Ocak 2026’da yayımlanıyor. On bir şarkıdan oluşan albüm, ‘karanlık çağlarda’ delicesine âşık olmayı konu alıyor.
Bazen bir şarkı, kişisel bir hikâyeden çok daha fazlasını fısıldar. Belçikalı sanatçı, besteci ve multi-enstrümantalist Justine Bourgeus, nam-ı diğer, Tsar B’nin, 15 Eylül’de yayımladığı “Amor” tam da böyle bir şarkı: “Bir kalp kırıklığının yankısı değil, evrenin tamamına uzanan, yerçekimine meydan okuyan bir içsel çığlık.”
Erken Barok döneminin İtalyan müzisyeni, opera bestecisi, şarkıcısı Claudio Monteverdi’nin “Lamento della Ninfa”sının duygusal ve dramatik çekirdeğinden etkilenerek bestelenen şarkı, Tsar B’nin yorumundan “klasik ile çağdaş arasında kurulan beklenmedik bir köprü” olarak tanımlanıyor.
Tsar B, Monteverdi’nin soprano solosunun çizgisini koruyarak ve sözleri yeniden yazarak Nymph karakterini yalnızca kişisel bir aşkın değil, insanlığın ortak kırılganlığının sembolüne dönüştürüyor. Klasik soprano çizgisini bozmadan, kendi sözleriyle ona yeni bir beden veriyor. Nymph, artık yalnızca bir sevgiliyi değil; savaşlarla, trajedilerle, kaybolmuş umutlarla dolu insanlığı da ağıt gibi kucaklıyor.
Bu kez şarkı, “ben”in ötesinde; hepimizin kırılganlıklarını taşıyor. “Yalnız bir kadının içsel ağıtı değil, insanlığın kolektif yarasına ses olan bir ağıt adeta.” Müziğin görsel uzantısı ise rüya ile kâbus arasında bir yerde duruyor. Yönetmen Lennert Madou’nun gözünden, Tsar B, 12 metrelik devasa bir animatronik kuşun sırtında yükseliyor: Dünyayı gökyüzünden seyreden ama toprağa/yere inemeyen bir anti-kahraman. Bu uçabilen ama felç olmuş, kahramanlığı çoktan yitirmiş bir Nymph.
Tsar B’nin ifadesiyle: “Nymph acılarla felç olmuş: uçuyor ama inemiyor. Heroik, mitolojik bir çağrışımı var; ama o artık bir anti-kahraman. Ulaşamıyor. Sanki boşuna bir arayışın içindeymiş gibi.” Bu cümle, şarkının tüm atmosferini özetliyor.
Tsar B’nin hikâyesi müzikle sınırlı değil. Kariyeri boyunca pop, barok ve kulüp ritimlerini harmanlayan sanatçı, sinema, dans ve moda dünyasıyla kurduğu yakın ilişkilerle de tanınıyor. Kendi deyimiyle, hayatın coşkusunu “şaşkınlık, özveri ve merak” üzerinden yeniden kuruyor. “Amor” da bu çizginin son durağı: Hem geçmişin klasik lamentosunu hem bugünün bitmeyen çığlığını taşıyan bir eser.
Ocak ayında ses verecek “The Writer”, Tsar B’nin köklü klasik etkilerini her zamankinden daha fazla kullandığı bir albüm. Bazı şarkılarda Viyana merkezli klasik vokal topluluğu Dionysos Now! ile çalışılmış. Tsar B’nin kardeşi -eski polifoniyi dijitalleştirme üzerine çalışan bir araştırmacı- pandemi sırasında İtalya’da Willaert’in bazı eski el yazmalarına erişim sağlıyor.
“The Writer, Tsar B’nin aşkı ve özlemi bolca oksijenle beslediği bir albüm: Birçok beste yavaşça yanıyor ve ateş ile buza dönüşüyor; önceki iki albümde olduğu gibi saf, filtresiz duyguyu yansıtmaktan ödün vermiyor. Ama bu plak, Tsar B’nin fikirlerini müziğe daha dürüstçe dönüştürerek yeniden doğuşunu yakalıyor.
Yaratım sürecinde Monteverdi’nin “Lamento della Ninfa”sı hep aklımdaydı. En sevdiğim eski eserlerden bazılarıyla başladım, sonra onlara kendi ritimlerimi ekledim ve ardından vokal bölümlerini ve şarkı sözlerini yazmaya başladım.
Barok müzik, küçük bir çocukken beni besledi ve tutku ve hüznün haykırışları gerçekten derimin altına işliyor; Monteverdi ve o dönemin diğer büyük ustalarını hâlâ keşfetmemiş olanların bunu mutlaka keşfetmesi gerekiyor.
İnsanlara inanıyorum, ama gücün ve aşırı idealizmin insanı değiştirebileceğini biliyorum. Yine de bugün, sokaklarda protesto ederek, olan biteni şarkılarla anlatarak, ama aynı zamanda sevgiyle de güçlü mesajlar verebileceğimizi düşünüyorum.
Müzik stüdyomda vakit geçirmeyi çok seviyorum, yakında kendi yaptığım kocaman bir havuzumuz da olacak. Burası, Brüksel’in kalbinde ama benim küçük yeşil vaham gibi. Bol bol müzik yapmayı, film izlemeyi seviyorum.
Son zamanlarda kafanızı kurcalayan veya aklınızda dönüp duran, “paylaşalım çoğalsın” dediğiniz neler varsa aracı olmaktan mesut olurum? Podyumlar için müzik yapmak istiyorum, buna çok hazırım. Bence, hepimiz psikomajik hakkında biraz daha fazla şey öğrenmeliyiz. Zamanımızda yitirdiğimiz şey ritüeller… Kendi ritüellerimizi yaratmak ya da geçmişin ritüellerini bulmak. Ne olursa olsun, yeter ki hayatına sembolizm kat.




