Suriye Dışişleri Bakanı Asaad al-Shaibani, Suriye yönetimi ile İsrail arasında yapılan görüşmelerle ilgili bilgilendirme yaparken bir takvime dikkati çekti. Shaibani, İsrail’in 7 Aralık 2024 öncesine ait sınır hattına geri dönmesinin şart olduğunu açıkladı. Ancak Suriye'nin güneyinden yansıyan bilgilere göre İsrail, Kuneytra şehrindeki devriye sıklığını artırırken; İsrail askeri konvoyları bölgeye giriş yapıyor. Suriyeli insan hakları kuruluşlarının raporları güneydeki İsrail varlığını ortaya koyuyor. Buna göre İsrail devriyesi, Kuneytra'nın orta kırsalındaki El-Samdaniye El-Şarkiye kavşağına doğru ilerleyerek Suriye topraklarına girdi. Bu durum, Suriye yetkililerinin devam eden eylemsizliğine rağmen, İsrail güçlerinin sınır şeridi boyunca sürdürdüğü işgali tartışmalı hale getirdi.
İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı sırasında ele geçirdiği Golan Tepeleri’ni o tarihten bu yana elinde tutuyor.
TÜRKİYE'NİN ROLÜ
Şimdi Şam merkezi yönetimi çevrelerinde, İsrail'in ilerleyişinin ne kadar süreceği ve karşılığında neler yapılabileceği tartışılıyor. Ülkedeki tartışmalarda geçmişte Rusya ve İran’a yaslanan Suriye rejimi yerine Körfez ülkeleri, Türkiye ve ABD ile iyi ilişkiler kurulduğu belirtilirken İsrail'in varlığı endişeye neden oluyor. Bu açıdan Cumhurbaşkanı Ahmet Şara'nın, ABD'de yaptığı temasların önemli olduğu vurgulanıyor.
ANLAŞMADA REVİZYON
Yeni Suriye yönetiminin ülkenin güneyindeki İsrail varlığıyla ilgili yaklaşımı Suriye medyasına yansıdı. Buna göre İsrail ile yapılması planlanan güvenlik anlaşmasının temelinin, 1974 yılında imzalanan İsrail-Suriye Ateşkes ve Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması dayandırılmak istendiği vurgulanıyor. Suriye tarafı "1974 anlaşmasına benzer, ancak ufak tefek değişiklikler içeren bir anlaşma" nitelemesi yaparken o anlaşmadaki üç tampon bölgenin geçici olması gerektiği belirtiliyor.
İŞTE O ANLAŞMA
Söz konusu anlaşma, 1973 Yom Kippur Savaşı sonrasında İsrail ile Suriye arasında çatışmaların durdurulması ve sınır hattının istikrara kavuşturulması amacıyla yapıldı. Anlaşma kapsamında İsrail ve Suriye, tüm askeri çatışmaları derhal durdurmayı kabul etti. İki taraf da Golan Tepeleri üzerindeki cephe hatlarından geri çekilerek kuvvetlerini yeniden konumlandırdı. İki taraf arasında, Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde bir tampon bölge kuruldu. Bu bölge, silahlı çatışmaları önlemek için BM tarafından izlendi. Anlaşma kapsamında savaş esirlerinin karşılıklı olarak iadesi sağlandı. Anlaşma, ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’ın yürüttüğü mekik diplomasisi sonucunda sağlandı. İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı sırasında ele geçirdiği Golan Tepeleri’ni elinde tutmaya devam etti; ancak bu anlaşma, bölgedeki gerilimin düşmesine katkı sağladı. Anlaşma, İsrail-Suriye çatışmasını tamamen çözmedi, fakat Golan cephesinde görece bir sakinlik sağladı.
Yom Kippur Savaşı, 6 Ekim 1973’te Mısır ve Suriye’nin, İsrail’e karşı eş zamanlı saldırısıyla başladı. Savaş, Yahudilerin kutsal günü olan Yom Kippur'da başladığı için bu isimle anıldı.
KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER
Suriye'nin bu konudaki tutumu şöyle ifade ediliyor: "1974 tarihli anlaşma, askeri güçlerin bulunmadığı, yalnızca polis ve gözlem noktalarına izin verilen ve belirli bir mesafede askeri varlığın kurulacağı bölgeleri belirleyen hükümler içeriyordu. Yeni anlaşma, küçük değişikliklerle bu yapıya sıkı sıkıya bağlı kalacaktır."
GÜCÜNÜ TRUMP'TAN ALIYOR
Öte yandan İsrail’in, Suriye’deki varlığının boyutlarını ve bu durumun yaratacağı sonuçlarını değerlendiren emekli diplomat Uluç Özülker ise çarpıcı açıklamalarda bulundu. İsrail’in Gazze’deki anlaşmanın ardından attığı adımlarda uzlaşmaz bir tutum takındığını belirten Özülker, şöyle konuştu: “İsrail hiçbir şeyi kabul etmiyor. Tamamen ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesine girdi. Onları attıkları adımlardan caydırmak durumunda olan ülkeler de bir şey yapamıyor. Şu anda sadece Trump’ın istediği şeyler yapılıyor. Eğer dünyada barış isteniyorsa Trump’ın akıllı adımlar atmasının sağlanması gerekiyor. Netanyahu bütün gücünü oradan alıyor.




