2025 yılını geride bırakırken eldeki veriler, Türkiye ekonomisinin "dezenflasyonun ikinci fazı" diyebileceğimiz kritik bir dönemece girdiğini gösteriyor. Yüzde 31 enflasyon ve yüzde 38 politika faiziyle kapattığımız bir yılın ardından, 2026 yılı için makroekonomik dengeler hem iç siyasi dinamikler hem de küresel enerji-tedarik zinciri ekseninde şekillenecek.
Uygulanan politikalar göz önüne alındığında, talep kısıcı, harcama gücünü azaltan önlemlere (ücret kontrolü, KK nakit avans kısıtlaması ve limit azaltımı) devam edilecektir.
2026 ekonomi vizyonu: Normalleşme ve denetimli büyüme
Enflasyon ve TCMB faiz politikası
2025 sonunda ulaşılan yüzde 30 bandı, baz etkisi ve sıkı para politikasının bir sonucuydu. 2026 yılında enflasyonun yüzde 20-22 bandına gerilemesi bekleniyor.- TCMB faizi: Enflasyondaki düşüşle birlikte Merkez Bankası'nın faiz indirim döngüsünü sürdürmesi ve politika faizini yıl sonunda yüzde 25-28 seviyelerine çekmesi öngörülüyor.
- Temel Risk: Tarımsal arz sorunları ve gıda enflasyonu. Kuraklık ve girdi maliyetleri nedeniyle gıda fiyatlarının manşet enflasyonun üzerinde kalmaya devam etmesi, faiz indirimlerinin hızını sınırlayabilir. Tasarrufun reel getirisi azaldıkça, dövize olan talebin artacağı düşünülmektedir.
Döviz Kurları (Dolar ve Euro)
2025 yılını 42TL'den kapatan Dolar/TL'nin, 2026 yılında "reel değerlenme" stratejisinin bir parçası olarak enflasyonun bir miktar altında artması bekleniyor.- Dolar/TL: 2026 sonu beklentisi 51-53 TL aralığıdır.
- Euro/TL: Küresel parite etkileri ve Avrupa ekonomisindeki toparlanmaya bağlı olarak 60 - 62 TL seviyeleri test edilebilir.
Borsa İstanbul (BIST 100)
Faiz oranlarının düşmeye başladığı bir ortamda borsa, en güçlü yatırım alternatifi olarak öne çıkacaktır.- Hedef: 2025'teki yatay ve baskılanmış seyrin ardından, 2026'da yabancı girişlerinin artmasıyla BIST 100 endeksinde yüzde 40-50 bandında bir nominal getiri potansiyeli bulunmaktadır.
- Sektörler: Bankacılık ve yenilenebilir enerji şirketleri ön planda olacaktır.
Akaryakıt ve enerji fiyatları
Küresel petrol fiyatlarının (Brent) 2026 yılında arz fazlası nedeniyle 60 - 70 dolar bandında seyredeceği öngörülüyor.- Pompa fiyatları: Küresel ham petrol fiyatlarındaki stabiliteye rağmen, içerideki kur artışı ve maktu ÖTV güncellemeleri nedeniyle akaryakıt fiyatlarında yıllık bazda enflasyona paralel bir artış yaşanması kaçınılmaz görünüyor.
- Yerli üretim: Karadeniz gazı ve nükleer enerjinin devreye girmesi, sanayi enerji maliyetlerinde kısmi bir rahatlama sağlayabilir.
Gayrimenkul fiyatları
2025 yılında reel anlamda (enflasyondan arındırılmış) düşüş yaşayan konut fiyatları, 2026'da bir "dip dönüşü" yapabilir.- Talep patlaması: Faizlerin yüzde 30'un altına inmesiyle ertelenmiş konut talebinin piyasaya dönmesi bekleniyor.
- Öngörü: 2026, gayrimenkulde nominal artışların tekrar hızlandığı ve satış hacminin 2025'e göre yüzde 30-40 arttığı bir yıl olma potansiyeline sahip.
Öngörülere dair kritik not
Bu öngörülerin gerçekleşmesi için birincil şart; tarım başta olmak üzere arz politikalarına ağırlık verilmesi, siyasi istikrarsızlık ve hukuksal çatışmaların olmamasıdır.
Küresel tarafta ise Fed'in faiz indirim hızı, Ortadoğu ve Çin-Tayvan gerilimi, Ukrayna savaşı ve Venezuela’ya saldırı gibi jeopolitik riskler "beklenmedik şok" yaratma potansiyelini koruyor. Türkiye ekonomisi, jeopolitik konumu ve gelişmekte olan piyasa (EM) yapısı gereği küresel dalgalanmalara oldukça duyarlıdır. 2026 projeksiyonlarını kökten değiştirebilecek temel dış etkenleri ve olası "siyah kuğu" (beklenmedik sarsıcı olaylar) senaryolarını analiz edebiliriz.




