Türk ekonomisinden yansıyan son veriler, 2026’ya ışık tutacak önemli göstergelere işaret ediyor. Özellikle reel sektörün döviz pozisyonundan tüketici eğilimlerine, kredi büyümesinden bütçe yüküne kadar birçok başlık, ekonominin önümüzdeki yıl hangi baskı ve beklentilerle karşılaşacağını ortaya koyuyor.
Reel sektörün net döviz pozisyon açığı, yılın en kritik alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Mart 2018’de 207 milyar dolar olan açık, Ekim 2023’te 63 milyar dolara kadar gerilemişti. Ancak finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle tablo yeniden bozuldu. Haziran 2025’te açık 185 milyar dolar, son dönemde ise 182 milyar dolar olarak kaydedildi.
Özel ticaret sistemine göre 2025 yılı Ekim ayında ihracat yüzde 2.7 artarak 22 milyar dolara, ithalat ise yüzde 9.5 artarak 29 milyar 959 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret açığı ise yüzde 34.4 artışla 5 milyar 921 milyon dolardan 7 milyar 959 milyon dolara çıktı.
YÜKSELEN HARCAMALAR
Tüketim cephesinde de tablo dikkat çekici. Geçen yıl kasım ayının ilk iki haftasında kart harcamaları 312 ve 323 milyar TL seviyesinde ölçümlenirken, bu yıl aynı dönemde harcamalar 499 ve 498 milyar TL oldu. Para politikasına ilişkin beklentiler ise küresel hareketlerle birlikte şekilleniyor. HSBC, 2026 sonunda politika faizini yüzde 25.5 olarak beklerken, JP Morgan’ın FED’den Aralık ayında 25 baz puan indirimi beklemesi ve New York FED Başkanı John Williams’ın açıklamalarıyla bu ihtimalin yüzde 80’e yükselmesi, gelişmekte olan ülkeler için "olumlu olarak" yorumlanıyor.
DIŞ TİCARET AÇIĞI ARTTI
Dikkat çeken verilerden biri de Türkiye İstatistik Kurumu'nun son dış ticaret istatistikleri oldu. Dış ticaret açığı ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27.6 artarak 5 milyar 938 milyon dolardan 7 milyar 580 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde ihracat yüzde 2 artışla 23 milyar 941 milyon dolar, ithalat ise yüzde 7.2 artışla 31 milyar 521 milyon dolar olarak kaydedildi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 79.8’den 76’ya geriledi. Ocak–Ekim döneminde ise ihracat yüzde 3.9 artarak 224 milyar 469 milyon dolar, ithalat yüzde 6.1 yükselişle 299 milyar 152 milyon dolar oldu.
ALMANYA İLK SIRADA
İhracatta imalat sanayinin payı yüzde 94.4, tarım, ormancılık ve balıkçılığın payı yüzde 3.3, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 1.6 oldu. İthalatta ise ara mallarının payı yüzde 68.3, sermaye mallarının yüzde 16, tüketim mallarının yüzde 15.5 olarak hesaplandı. Dış ticarette öne çıkan ülkeler ise net bir tablo ortaya koydu. İhracatta ilk sırayı 2 milyar 3 milyon dolarla Almanya alırken, İngiltere 1 milyar 423 milyon dolar, ABD 1 milyar 409 milyon dolar, Irak 1 milyar 210 milyon dolar ve İtalya 1 milyar 152 milyon dolar olarak sıralandı.
İmalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94.4, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3.4 olarak saptandı.
ÇİN PAZARIN HAKİMİ
İthalatta ise 3 milyar 977 milyon dolarla Çin ilk sırada yer aldı. Çin’in ardından 3 milyar 712 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 326 milyon dolarla Almanya, 2 milyar 5 milyon dolarla İsviçre ve 1 milyar 828 milyon dolarla ABD geldi. Bu ülkeler toplam ithalatın yüzde 43.9’unu oluşturdu. Ayrıca Ocak–Ekim döneminde Çin’den yapılan ithalat 40 milyar 731 milyon dolara ulaştı. İnsan Kaynakları ve Muhasebe Uzmanı Suat Başkır ise, Türkiye ekonomisinin 2026’ya oldukça yoğun bir veri seti ve karmaşık bir görünümle gireceğine dikkat çekerken, "Döviz açığındaki artış, zayıflayan kredi iştahı, baskılanan tüketici varlıkları ve yaklaşan büyük borç ödemeleri, ekonomi yönetiminin temkinli bir strateji izlemesini zorunlu kılıyor" dedi.





