Türkiye Psikiyatri Derneği’nin 62. Ulusal Psikiyatri Kongresi, 14-18 Ekim tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi. Kongrede 593 bilim insanı konuşmacı olarak yer aldı, 315 bilimsel bildiri sunuldu. Türkiye’nin farklı bölgelerinden psikiyatri uzmanlarının yanı sıra Avrupa Psikiyatri Birliği Başkanı Andrea Fiorillo, European Psychiatry Baş Editörü Umberto Volpe ve Filistin’in eski Ruh Sağlığı Koordinatörü Samah Jabr gibi isimler de kongreye katıldı.
Kongrede düzenlenen “Ruh Sağlığı Hakkı ve Ayrımcılık” başlıklı basın toplantısında ise ruh sağlığı politikalarının yalnızca bireysel tedaviyle sınırlı ele alınamayacağı, yoksulluk, eşitsizlik, şiddet, ayrımcılık ve güvencesizliğin ruhsal sorunların ortaya çıkmasında belirleyici olduğu vurgulandı.
İNTİHARI ÖNLEMEDE TİGAMA ÇALIŞMASI
TPD Bilimsel Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven, kongre kapsamında Türkiye’ye özgü bir Türkiye İntihar Girişimlerine Acil Müdahale Aracı’nın (TİGAMA) geliştirilmesi için Sağlık Bakanlığı, TPD ve İntiharı Önleme Derneği temsilcilerinin katılımıyla çalışma yürütüldüğünü açıkladı.
Özgüven, aracın Sağlık Bakanlığı’nın intiharı önleme çalışmalarında kullanılmasının planlandığını belirterek, çalışmaların ilerleyen dönemde Türkiye’de ulusal bir intiharı önleme programına dönüşmesini beklediklerini söyledi. Yapıştırılan metin
“RUH SAĞLIĞI TOPLUMUN ORTAK MESELESİDİR”
TPD Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal ise okulda şiddet, kadın cinayetleri, afetler ve giderek derinleşen ekonomik eşitsizliklerin ruh sağlığından bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.
Ünal, “Ruh sağlığı yalnızca bireyin değil, içinde yaşadığı toplumun da meselesidir” diyerek, yoksulluk, güvencesiz çalışma, barınma sorunları, ayrımcılık ve şiddetin ruhsal sorunları ağırlaştırdığına dikkat çekti. Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin yalnızca randevu alabilmek anlamına gelmediğini belirten Ünal, kamudaki psikiyatrist ve ruh sağlığı çalışanı sayısının yetersizliğine, kısa muayene sürelerine ve sınırlı yatak kapasitesine işaret etti.
“BİLİM ÖZGÜR OLMADAN SAĞLIK DA MÜMKÜN DEĞİL”
TPD Eğitim Sekreteri Dr. Öğr. Üyesi Şahabettin Çetin, bilimsel bilginin özgürce üretilmesi ve paylaşılmasının toplum sağlığının temel koşullarından biri olduğunu söyledi.
Bilginin paylaşılmasına getirilen engellerin yalnızca bilim insanlarını değil toplumun tamamını etkilediğini belirten Çetin, özellikle sosyal medya ve yapay zekâ çağında bilim dışı ve yanlış bilgilerin hızla yayılabildiğine dikkat çekti. Çetin, ruh sağlığı konusunda bilim insanları ve meslek örgütlerinin aktardığı güvenilir bilginin öneminin arttığını vurguladı.
LGBTİ+’LARA YÖNELİK AYRIMCILIĞA TEPKİ
Kongrede LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılık da ayrı bir başlık olarak ele alındı. TPD, “Ailem Güvende” adı verilen operasyonlarla cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çeşitliliğinin suç unsuruymuş gibi gösterildiğini belirterek bunun temel haklar açısından “ağır bir geri gidiş” olduğunu ifade etti.
Dernek, ayrımcılığın hem ruhsal yükü artırdığını hem de kişilerin sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığını vurgulayarak devlet kurumlarına ayrımcı uygulamalara karşı hakları koruma çağrısı yaptı.
MEDYA VE RUH SAĞLIĞI
TPD Medya Kurulu Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Kaya ise medyanın kullandığı dilin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Şiddet ve travma haberlerinde ayrımcı, damgalayıcı ve dramatize edici bir dil kullanılmasının yeni mağduriyetler yaratabileceğini belirten Kaya, şiddet görüntülerinin ayrıntılı biçimde ve tekrar tekrar yayımlanmasının izleyiciler üzerinde örseleyici etkiler yaratabildiğini söyledi.
Kaya, haberlerde mağdurları suçlayan, şiddeti meşrulaştıran veya travmayı “gösteriye” dönüştüren anlatılardan kaçınılması gerektiğini belirterek gazetecilere hak odaklı, bağlamı gözeten ve bilimsel bilgiye dayanan bir habercilik çağrısı yaptı.



