Arda Güler sahada olmayınca Madrid’in hali de öyle oluyor. Takım çok da kötü gitmiyordu, eğer “kötü gitmemek”ten kasıt Getafe’nin baş ağrısı için ilaca ihtiyaç duymamasıysa...

Asıl kötü durumda olanlar Real Madrid’in oyununu izleyenlerdi. Hücumda hiçbir şey yoktu; sadece Mbappé’nin maçın hemen başındaki bir pozisyonu dışında. Oyun tıkanmıştı. Topa çok sahip oluyor, çabuk geri kazanıyorlardı ama derinlik yoktu, gol pozisyonu üretilemiyordu. Kısacası maç tehlikeli şekilde 0-0’a gidiyordu. Milli ara sonrası sıkça olan şeylerden biri…

Ta ki Arda Güler ve Vinicius oyuna girene kadar. Onlar için milli ara diye bir şey yoktu. Brezilyalı, oyuna girer girmez Getafe’nin sinirlerini bozdu, sarı kartlar gördürttü ve Nyom’u topa dokunmadan, oyun duruyorken yaptığı faulle attırdı. Vinicius Getafe’yi dokuz kişi bıraktı, yani maçı bitirdi.

Arda Güler’e gelince… Yine her zamanki gibi. Sahaya adımını atar atmaz Mbappé’ye galibiyet golünü kazandıran pası verdi. O gol, Madrid’in bir türlü bulamadığı zaferi getirdi. Böyle bir oyuncuyu yedekte bırakmak mı? Gördüklerimizden sonra Madrid onun yeteneğinden vazgeçemez. Bu, resmen bir günah olur.