Ülke genelinde sekiz ayrı mağaza önünde açıklama yapan DİSK/Sosyal-İş üyesi A101 emekçileri, insanca çalışma koşulları talebiyle ses yükseltti. Mağaza yönetiminin sessizliğine karşı geri adım atmayacaklarını belirten işçiler, "Bizi duyana kadar gelmeye devam edeceğiz" dedi.
16.10.2026 19:51
Giriş: 16.10.2026 19:51
Güncelleme: 16.10.2026 19:55
A- A A+
Fotoğraf: Serpil Ünal
Metin YETİM
DİSK/Sosyal-İş üyesi A101 işçilerinin ülke genelinde sekiz ayrı noktada eş zamanlı gerçekleştirdiği ortak basın açıklamasında su, oturma ve yemek hakkı talepleri haykırıldı. Kadıköy Halitağa Caddesi'ndeki A101 mağazası önünde toplanan emekçiler adına basın metnini okuyan Nilgün Demirel, "İnsan bedeni bir satış reyonu değildir; işçi makine değildir, oturmak ve dinlenmek haktır" dedi.
Kadıköy'de işçiler adına ortak açıklamayı seslendiren Nilgün Demirel, A101 yönetiminin çalışma koşullarını ve talepleri görmezden geldiğini belirterek şöyle konuştu: "İki hafta önce dört A101 mağazasının önündeydik. Bugün sekiz mağazanın önündeyiz. Bu, büyüyen bir mücadelenin, genişleyen bir örgütlenmenin ve işçilerin hak arama iradesinin göstergesidir. Burada durmayacağız. DİSK/Sosyal-İş Sendikası Mağaza Market Komisyonu olarak A101 yönetimine bir kez daha sesleniyoruz: Marketleri ayakta tutan işçilerin taleplerini görmezden gelemezsiniz. İşçinin emeğini her gün hesaplarken, işçinin en temel ihtiyaçlarını yok sayamazsınız. İşçilerin sesini duymamakta ısrar ettikçe biz daha fazla mağazaya, daha fazla işçiye ulaşacağız. Çünkü bizim mücadelemiz bir günlük değil. Bir fotoğraf karesiyle sınırlı değil. Birkaç slogan atıp dağılacağımız bir eylem hiç değil. Biz, A101 mağazalarında çalışan emekçilerin, insanca çalışma koşullarına kavuşması için örgütleniyoruz. Ve bu mücadeleyi büyütmeye kararlıyız."
İNSANCA ÇALIŞMA KOŞULLARI
Demirel, işçilerin su, yemek ve dinlenme gibi en temel haklarının şirket tarafından tasarruf konusu yapılmasına tepki göstererek açıklamayı şöyle sürdürdü: "A101 yönetimine soruyoruz: Mağazalarınızı ayakta tutan işçiler, çalışırken içecekleri su konusunda neden sorun yaşasın? İşçinin en temel ihtiyacı nasıl olur da şirketin tasarruf hesabına konu edilir? İşçinin suyu bir lütuf değil, temel bir ihtiyaçtır. Suyumuzu istiyoruz ve bu talebin peşini bırakmayacağız! Yemek ücretleri konusunda da sözümüz açık: Hayat pahalılığı her gün işçinin sofrasını küçültürken, yemek desteği gerçek yaşam koşullarından kopuk bırakılamaz. İşçi bütün gün çalışıp akşam evine ne götüreceğini düşünmek zorunda bırakılmamalıdır. Yemek ücretleri iyileştirilsin! İşçinin sofrası şirketin tasarruf alanı olmaktan çıkarılsın! Bir de oturma hakkı var. İşçinin saatlerce ayakta durmasını olağan sayan, oturmasını ise sorun haline getiren anlayışa itiraz ediyoruz. İnsan bedeni bir satış reyonu değildir. İşçinin sağlığı, mağazanın görüntüsünden daha önemsiz değildir. İşçi makine değildir! Oturmak ve dinlenmek haktır! Bu üç talep, insanca çalışma hayatının en temel gereklilikleridir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. İşçinin insan onuruna yaraşır koşullarda çalışmasını istiyoruz."
SESSİZLİK BİZİ DURDURAMAZ
Şirket yönetiminin sessizliğinin eylemleri durduramayacağını vurgulayan Demirel, örgütlenmenin büyüyeceğini şu sözlerle aktardı: "Şirketlerin büyüklüğüyle övünülen bir ülkede, o büyüklüğü yaratan emeğin en temel ihtiyaçlarının hâlâ tartışma konusu olması kabul edilemez. Rafları dolduran işçi. Kasada duran işçi. Ürünleri taşıyan, mağazayı açan, kapatan işçi. Her gün aynı tempoda çalışması beklenen işçi. Peki, bu işçinin talebine gelince neden sessizlik? İşçinin talepleri karşısında sessiz kalabilirsiniz. Sorunları duymamayı tercih edebilirsiniz. Ama bilin ki sessizliğiniz bizim mücadelemizi durdurmayacak. İki hafta önce dört mağazanın önündeydik. Bu cuma sekiz mağazanın önündeyiz. Yarın daha fazla mağazanın önünde olacağız. İşçilerle konuşacağız, taleplerimizi anlatacağız, dayanışmayı büyüteceğiz. Her mağazada, her şehirde örgütlü bir ses yaratmak için çalışacağız. Bizi durduracak olan, taleplerimizi görmezden gelmek değil; ancak bu taleplerin karşılanması ve insanca çalışma koşullarının güvence altına alınmasıdır."
KORKUYU DAYANIŞMA YENECEK
Açıklamasında yalnız bırakılan işçilerin ortak mücadeleyle güç kazanacağına dikkat çeken Demirel, dayanışma çağrısında bulundu: "İşçilerin bir kısmı susmak zorunda kalabilir. İşini kaybetmekten korkabilir. Haksızlığa uğradığında sesini çıkaramayabilir. İşte örgütlenmenin anlamı tam da burada başlar. Tek başına bırakılan işçinin karşısında şirketin bütün gücü vardır. Ama işçiler yan yana geldiğinde, ortak talepler etrafında birleştiğinde, birbirlerinin sesine ses kattığında dengeler değişir. Biz A101 işçilerine şunu söylüyoruz: Yaşadığınız sorunlar yalnızca sizin sorununuz değil. Suyunuz, yemeğiniz, dinlenme hakkınız, çalışma koşullarınız ortak meselelerimizdir. Bu nedenle çözüm de ortak mücadeleden geçer. Korkuyu dayanışmayla, yalnızlığı örgütlenmeyle aşacağız."
DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ
Eylemlerin talepler karşılanana kadar süreceğini ifade eden Demirel, metni şöyle noktaladı: "Bugün sekiz mağazanın önündeyiz. Bu sayının bizim için anlamı yalnızca sekiz ayrı eylem noktası değildir. Bu, daha fazla işçiye ulaşmak, daha fazla mağazada sesimizi duyurmak ve örgütlenmenin önünü açmak demektir. A101 yönetimine son kez değil, kararlılıkla sesleniyoruz: Suyumuzu istiyoruz. Yemek ücretlerimizin iyileştirilmesini istiyoruz. Oturma ve dinlenme hakkımızı istiyoruz. Bu talepler karşılanana, işçiler insanca çalışma koşullarına kavuşana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. A101 işçileri yalnız değildir. Onların yanında sendikaları, birlikte mücadele edebilecekleri çalışma arkadaşları ve büyütülecek bir dayanışma vardır. Bugün sekiz mağazadayız. Yarın daha fazlasında olacağız. Çünkü biz bir kez gelip gidenlerden değiliz. Biz örgütlenmeye, anlatmaya, birleştirmeye ve kazanmaya geliyoruz. A101 yönetimi, sesimizi duyun: İşçiler geliyor, örgütleniyor, haklarını istiyor! Suyumuzu kazanacağız. Yemek ücretlerimizi iyileştireceğiz. Oturma hakkımızı kazanacağız. Örgütleneceğiz, mücadele edeceğiz ve birlikte kazanacağız."


