Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları İsrail'le ilişkileri bir kez daha masaya yatırmak için bir araya geliyorlar. Bugünkü toplantının diğerlerinden farkı, tartışmanın Avrupa Dış İlişkiler Servisi'nin (EEAS) hazırladığı bir rapora dayalı olarak yapılacak olması.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın başında bulunduğu EEAS, İsrail'in Ortaklık Anlaşması'nı ihlal edip etmediğine dair bir gözden geçirme raporu hazırladı. Değerlendirmeden, İsrail'in, AB ile Ortaklık Anlaşması'nı insan hakları temelinde ihlal ettiğine dair göstergeler olduğu sonucu çıktı.
AB ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması, taraflar arasında siyasi diyaloğun çerçevesinden ticarete kadar ilişkileri geniş yelpazede düzenleyen bir içeriğe sahip.
Raporda, Gazze'ye yönelik insani yardımların engellenmesi, yerinden edilmeler, hastane ve sağlık tesislerine yönelik saldırılar, çok sayıda can kaybına yol açan saldırılar ve hesap verebilirlik eksikliği gibi konulara yer veriliyor. Yerleşimcilerin uyguladığı şiddet dâhil olmak üzere Batı Şeria'daki durum da belgede değinilen konular arasında yer alıyor.
Raporda, "Bağımsız uluslararası kurumlar tarafından yapılan değerlendirmeler temelinde İsrail'in, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın 2. maddesi kapsamındaki insan hakları yükümlülüklerini ihlal ettiğine dair işaretler bulunmaktadır" deniliyor. Bu maddeye göre ilişkilerin, insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı temelinde olması, bu ilkelerin iç ve uluslararası politikalara rehberlik etmesi ve bu anlaşmanın temel bir unsurunu oluşturması gerekiyor.
Sekiz sayfalık EEAS belgesinde, Gazze'deki kitlesel can kayıpları eleştirildi. "Sivillerin daha önce görülmemiş düzeyde öldürülmesi ve yaralanmasının" yanı sıra hastanelere yönelik saldırılar ve bölge nüfusunun tahminen yüzde 90'ının yerlerinden edilmesi de belgede yer aldı.
Raporda, "İsrail'in gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve diğer hayati malzemelerin sağlanmasına yönelik devam eden kısıtlamaları, ilgili bölgede bulunan Gazze nüfusunun tamamını etkilemektedir" denildi.
AB'de İsrail'e yönelik eleştiriler son dönemde belirgin şekilde yükseldi. Ancak hâlâ bir konsensüs söz konusu değil. Bazı ülkeler Ortaklık Anlaşması'nın tamamen, bazıları ise kısmen askıya alınmasını istiyor.
İsrail'e silah ambargosuna kadar varan yaptırımlar uygulanmasını talep eden ülkelere rastlamak da mümkün. Diğer bir grup ise iletişim ve etki kanallarının açık kalması gerektiğini savunarak bu yönde bir adıma karşı çıkıyor. Yaptırımlar için oybirliği gerekiyor. Bu da İsrail'e karşı bu yönde adım atılması ihtimalini bir hayli düşürüyor.
Rapora rağmen adım atılmasını engelleyen ülkelerin bu pozisyonlarını gerekçelendirmeleri gerekecek.
AB ülkelerinin bundan sonra ne yapacağı konusunda ortak görüşe sahip olmadığı bir ortamda, İsrail'in İran'a yönelik saldırısının durumu daha karmaşık hale getirdiği yorumları yapılıyor.




