ORSAM Levant Çalışmaları Koordinatörü Dr. Oytun Orhan, terör örgütü DEAŞ’la mücadelede Şam yönetiminin artan stratejik önemini ele aldı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Körfez turu sırasında, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ev sahipliğinde; Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çevrim içi bir mini zirvede buluştu. Zirvenin en kritik kararı Trump’ın Suriye’ye yönelik ABD yaptırımlarının kaldırılacağını açıklaması oldu. Bu karar, yeni Suriye yönetiminin uluslararası tanınırlık elde etme, ülkedeki ekonomik krizi sona erdirme, siyasi geçiş sürecini yönetme ve içerde daha fazla destek bulma çabalarına önemli katkı sunacaktır.
Trump, Şara ile görüşmesinde Suriye’de terör örgütü YPG/PKK idaresi altında olan DEAŞ hapishanelerinin sorumluluğunu Şam yönetiminin üstlenmesini talep etti. Bu açıklama ile DEAŞ ile mücadelede Suriye'de yeni yönetimi muhatap almak istediğini açıkça ortaya koydu. Trump’ın bu talebi, Şam yönetimine güvenlik sorumluluğu verme isteğini yansıtmaktadır. Bu talebin hayata geçmesi, uluslararası aktörlerin Suriye’deki pozisyonlarını yeniden gözden geçirmelerine yol açabilir.
ABD, Suriye’den asker çekme seçeneğini giderek daha güçlü biçimde gündeme getiriyor. Trump, Suriye sahasından çekerken DEAŞ tehdidinin canlanmaması için mücadeleyi sürdürecek bir aktör arıyor. Bu noktada, kapasite ve meşruiyet açısından Suriye devletinin öne çıkartılması daha rasyonel bir tercih olarak görülüyor.
Trump’ın mesajı, Washington'un Suriye’de yeni bir dengeye yöneldiğini ve Şam ile güvenlik konuları başta olmak üzere doğrudan temas kurma zeminini güçlendirmek istediğini gösteriyor. Bu durum, ABD’nin sahadaki önceliklerini yeniden tanımladığına ve Suriye’deki muhataplarını güncelleme arzusuna dair bir mesaj olarak okunabilir.
Trump’ın çağrısı, Türkiye öncülüğünde başlatılan “beşli işbirliği mekanizması” ile örtüşen bir anlayışa işaret etmektedir. ABD’nin hapishanelerin sorumluluğunu Şam’a devretme niyeti, bu mekanizmanın sahada işlerlik kazanmasına doğrudan katkı sunacaktır.
DEAŞ hapishanelerinin Şam yönetimine devri halinde, Avrupa ülkeleri artık terör örgütü YPG/PKK ile değil doğrudan Şam ile muhatap olmak zorunda kalacaktır. Bu durum, YPG/PKK’nın uluslararası ilgi ve etki alanını önemli ölçüde sınırlandıracaktır.
Son olarak, bu açıklama yeni Şam yönetiminin ulkede egemenliğini yeniden tesis etme sürecine güçlü bir uluslararası destek anlamına gelmektedir. DEAŞ hapishanelerinin kontrolünün devralınması, bu süreçte kritik bir eşik olabilir. Bu gelişme, ABD’nin sahadaki angajmanlarını yeniden gözden geçirdiğinin ve bölgesel aktörlerle daha dengeli bir işbirliği arayışına girdiğinin bir göstergesidir.




