İran’ın ABD saldırganlığına Katar’daki ABD üssünü füzeyle vurarak yanıt vermesi krizin bir başka evresine girildiğini gösteriyor. Bu kriz ya bu kadarla kalacak ya da daha da katlanarak gelişecek. Neler olabileceğini, sonuçlarını şu bir kaç gün içinde görebileceğiz nasılsa. Konuşuruz yine.

Yandaşıyla, hatta bir kısım muhalifiyle Türkiye medyasının içinde bulunduğu durum gerçekten berbat. Her gece ekranlarda, gazete sütunlarında konunun uzmanı olmayan, her konuda fikir beyan edenlerle karşılaşıyoruz. Bir ay önce turizmden, ülkenin iç siyasetinden sözeden aynı kişilerin bugün savaşı yorumladıklarını görüyoruz. Uzman olmayanların da görüşü alınsa da onların atladığı ya da söylemeye cesaret edemediği ayrıntıları uzmanlarına anlattırmalı yine de.

ABD’nin İran’a saldırısının yasadışı olduğunu söylemek için uzman olmak gerekmiyor tabii çünkü bu kimse için sır değil. İzleyebildiğim haber ya da programlarda ABD saldırısının neden yasadışı olduğunu anlatan birine rastlamadım şu ana kadar. Fark edemediklerim varsa bağışlasınlar. “Yasadışıdır” diyerek bırakılamaz bir konu var ortada. Yarın başka güç sahipleri için de örnek olabilecek ABD saldırganlığının yasadışılığının altı çizilmek zorunda. Ne değişir denebilir. Yasadışı deyip bırakmak da değiştirmiyor ona kalırsa, ama neden yasadışı olduğu anlaşılırsa mollar rejimine kızdığı için İran mahvolsun diyene de bir iki gerçek kavratılmış olur.

ABD'nin Pazar günü İran'ın üç nükleer tesisini bombalamasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, saldırıyı İran'ın nükleer programından gelecek ABD çıkarlarına yönelik tehditleri bertaraf etmek için yaptıklarını duyurdu. Bu bir devletin bir başka devlete saldırmasına gerekçe olabilir mi? BM’nin iki maddesi böyle olmayacağını belirtiyor. BM’ye göre bir devletin bir başka devlete güç kullanmasının iki yolu var. BM Güvenlik Konseyi, 7. Madde uyarınca uluslararası barışı, güvenliği tesis etmek veya korumak için istisnai durumlarda güç kullanma yetkisini tanıyor. 51. Madde’ye göre de eğer bir devlet bir başka devletin saldırısına uğrarsa güç kullanma hakkı var.

Buradan yola çıkılarak vurgulanacak ilk nokta BMGK’nin ne İsrail'e ne de ABD'ye ileri sürdükleri gerekçelerle İran’a saldırı düzenleme yetkisi vermediğidir. Peki meşru müdafaa gerekçesi geçerli mi? ABD ya da İsrail’in saldırılarını İran’a karşı “meşru müdafaa”ya dayandırması da gerçekçi değil, çünkü İran’dan bu iki ülkeye yönelik herhangi bir saldırı gelmedi hiçbir zaman. Trump’ın, İran’ın desteklediği grupların yıllarca ABD çıkarlarına zarar verdiği iddiası da saldırı gerekçesi olamaz çünkü o saldırıların hiçbiri İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarla doğrudan ilgili değil.

Uydurma kavram: Önleyici Saldırı