Amerika müttefiklerini, barbarlara ve teröristlere karşı güç bir savaş verip binlerce şehit veren müttefiklerini ilk kez terk etmiyor. Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da yaşayan 43 yaşındaki Kürt kuyumcu Rafeh İsmail, ABD'nin Suriye'de son çatışmalardaki tutumuyla ilgili hayal kırıklığını bu sözlerle anlatıyor. Suriye ordusu ile omurgasını Kürt Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında 6 Ocak'ta Halep kırsalında çatışma çıktı. SDG ağır kayıplar vererek Fırat Nehri'nin doğusuna çekildi, birçok Kürt ABD'yi 'kendilerini yüzüstü bırakmakla' suçladı. Suriye hükümeti SDG kontrolündeki toprakların çoğunu 48 saatten kısa sürede ele geçirdi. 18 Ocak'ta imzalanan ateşkese rağmen Rakka, Kobani ve Haseke çevresinde çatışmaların sürdüğü bildiriliyor. ABD, 2014'ten itibaren Suriye'de IŞİD ile mücadelede SDG'yi en önemli müttefiki olarak görmüş, silah desteği de vermişti. Ancak SDG son çatışmalarda, başta ABD olmak üzere Batı'dan istediği desteği alamadı. Peki, ABD'nin son çatışmalar sırasında tutarlı olarak itidal çağrıları yapmasının ve SDG'ye istediği desteği vermemesinin ardında ne yatıyor? ABD'de eski Türkiye Büyükelçisi ve eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, University of Oklahoma'da Orta Doğu Çalışmaları Merkezi Eş Direktörü Prof. Joshua Landis ve Washington merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü Kritik Tehditler Projesi Araştırma Müdürü Brian Carter, BBC News Türkçe'nin sorularını yanıtladı.
James Jeffrey, ABD'nin Kürtleri uzun zamandır 'IŞİD'e karşı mücadelede etkili bir ortak olarak' gördüğünü söylüyor. Jeffrey, ABD'nin aynı zamanda YPG'nin, 'PKK'nın Suriye kolu olduğu' anlayışıyla hareket ettiğini düşündüğünün altını çiziyor. Türkiye de bu görüşte ve YPG'yi 'terör örgütü' olarak nitelendiriyor. Ancak Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı YPG, ABD'nin 'terör örgütü' listesinde yer almıyor. Mayıs 2017'de dönemin ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Jonathan Cohen, ülkesinin YPG ile ilişkilerini 'geçici, ortak çıkarlara bağlı ve taktiksel' olarak nitelendirmişti. Cohen, 'YPG'ye hiçbir şey vadetmedik. Bu mücadelede yer almak istedikleri için savaşıyorlar' demişti.
James Jeffrey'e göre ABD bu politikasıyla, 'NATO müttefiki Türkiye ile karşı karşıya gelmekten ve gelecekte Suriye'nin iç yapısına müdahale etmekten kaçınmayı' amaçlıyor. Jeffrey, Suriye'de 8 Aralık 2024'te 61 yıllık Baas rejiminin son bulduğunu ve Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Rusya'ya kaçtığını belirtiyor. Jeffrey, Suriye'de yeni dönemde, 2254 sayılı kararın büyük kısmının uygulandığını ve uygulanmaya devam ettiğini söylüyor.
Brian Carter ise ABD'nin Suriye'deki pozisyonunun değişmediğini ancak sahadaki 'gelişmeleri etkileme kabiliyetinin azaldığını' düşünüyor. Carter, Suriye hükümetinin, SDG'nin 'Fırat Nehri yakınlarında çökmesini', ülkenin kuzeydoğusunu büyük oranda ele geçirme fırsatı olarak gördüğünü belirtiyor. Suriye hükümetinin SDG'ye karşı saldırısının, IŞİD savaşçılarının hapishanelerden kaçması ve SDG'nin hükümete karşı savunma ve karşı operasyonlara başlamaya hazır görünmesi, ülkeyi muhtemelen istikrarsızlaştıracak son derece kaotik ve şiddetli bir duruma neden olabileceği uyarısında bulunuyor.




