ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez iktidar döneminde Çin ile tarife restleşmesinin yarattığı ticaret gerilimi ve ekonomik sorunların gündemde önemli yer tuttuğu bir yılın ardından 2026'da da Pekin-Washington hattındaki gelişmelerin uluslararası siyasetin odağında olacağı öngörülüyor. Dünyanın en büyük ekonomilerine sahip iki ülke arasındaki ilişkiler, 2025'te bir tarafta Washington yönetiminin tarife artışları ve çip sektöründeki kısıtlamaları ile diğer tarafta Çin'in küresel tedarikinin büyük bölümünü karşıladığı kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinin kontrolüne yönelik attığı adımlarla genişleyen bir dizi anlaşmazlıkta düğümlendi.
Taraflar, yıl boyunca yürüttükleri müzakerelerin ardından ABD Başkanı Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 30 Ekim'de Güney Kore'nin Busan şehrinde yaptıkları görüşmede geçici bir uzlaşmaya vardıklarını duyursa da iki ülke arasında gerilime sebep olan ticari ve ekonomik anlaşmazlık konularını çözmek yerine öteledi. 2025'te ilişkiler siyasal konulardan çok ticari ve ekonomik meseleler etrafında tartışılsa da ABD'nin yılın sonunda Çin'in egemenlik ihtilafı içinde olduğu Tayvan'a yaklaşık 11 milyar dolarlık silah satışına onay vermesinin ardından Çin ordusunun Ada'yı kuşatan kapsamlı bir askeri tatbikat düzenlemesi, ilişkilerdeki jeopolitik gerilimin varlığını yeniden hatırlattı.
Trump'ın nisan ayında Çin'e yapmayı planladığı ziyaret, Şi'nin olası iade ziyareti ve iki ülkenin bu yıl ev sahipliği yapacağı Grup 20 (G20) ve Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirve toplantılarıyla lider diplomasisi açısından hareketli bir sene olması beklenen 2026'da ABD-Çin ilişkileri, yine uluslararası siyasetin odağında olacak.
ABD'nin Çin'e yönelik rekabet algısı değişti. Trump, eski Başkan Joe Biden'ın Çin'i, ABD'nin küresel üstünlüğüne yönelik "yükselen tehdit" ve "ideolojik rakip" olarak konumlamayan tavrına karşı, ekonomik rekabet perspektifinden gören ve iki ülke arasındaki ilişkiyi siyasi-ideolojik tartışmalardan çok somut ekonomik-ticari çıkarlar ekseninde ele alan bir tavrı benimsedi.
Çin, Trump'ın yeni iktidar döneminde, ABD'nin tek taraflı ticari ve ekonomik hamlelerine, ilk ticaret savaşından çıkardığı derslerle, hedefe yönelik, iyi hesaplanmış karşı hamleler yaptı. Pekin yönetiminin Trump'ın "karşılıklı tarifeler" olarak adlandırdığı gümrük vergisi artışlarına aynı oranda karşılık verdi. Taraflar, aralarındaki tarife gerilimi ve ekonomik anlaşmazlıklara rağmen yıl boyu diyaloğu, müzakereleri sürdürerek, aralarındaki farklılıkları yönetme, rekabetçi şekilde bir arada yaşama iradesini de gösterdi. Ancak iki ülkenin gerilime yol açan ticari ve ekonomik anlaşmazlık konularını çözmek yerine ötelemesi, tarife artışları, teknoloji kısıtlamaları ve ihracat kontrolleri gibi kritik meselelerin çözümünü 2026'ya ertelemesi, ekonomik ve teknolojik rekabetin yeni yılda da gündemde olacağı anlamına geliyor.
Büyük güç rekabetinin çatışmacı doğası değişmedi. Yıl boyunca ekonomik ve ticari konulara odaklanan taraflar, siyasi konulardan özellikle de Tayvan meselesine değinmekten kaçındı. Tayvan sorunundaki cepheleşmenin arka planda sürmesi, büyük güç rekabetinin çatışmacı doğasının değişmediği, her an yeni gerilimlere gebe olduğuna işaret ediyor.




