Hürmüz Boğazı, ABD-İran hattındaki müzakerelerin en kritik başlığı olmaya devam ediyor. Pazar günü görüşmelerin sürüp sürmeyeceği belirsizliğini korurken, İran’ın yeni teklif sunabileceği ve Pakistan’ın alternatif planlarla sürece dahil olduğu belirtiliyor. Ortak güvenlik gücü önerisi gündeme gelirken, ABD’nin bunu kabul etmesinin zor olduğu vurgulanıyor. İran’ın daha güçlü ve geniş katılımlı bir heyetle masada olduğu, askeri ve diplomatik seçenekleri birlikte yürüttüğü ifade ediliyor. Ayrıca İsrail’in Lübnan üzerinden süreci etkilemeye çalıştığı değerlendirmesi öne çıkıyor.

Hürmüz Boğazı merkezli gelişmeler, uluslararası müzakerelerin seyrini belirlemeye devam ediyor. Pazar günü görüşmelerin sürüp sürmeyeceği belirsizliğini korurken, taraflar arasında farklı değerlendirmeler öne çıkıyor. TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, sürece ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Demirtürk, müzakerelerin kritik bir aşamada olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Hürmüz meselesi, görüşmelerin seyrini etkileyebilecek olan ve bugün, pazar günü müzakereler devam edecek mi, etmeyecek mi? Bu konuda da ihtilaflı görüşler söz konusu. Yani henüz G-7 ve Amerika heyeti geriye dönmüş değiller. İranlılar onlara bir yeni teklif sunma ihtimali var bugün. Aynı zamanda Pakistan’da alternatifler üzerinde duruluyor.”

Müzakere masasında dikkat çeken başlıklardan birinin, Hürmüz Boğazı’nda ortak bir güvenlik mekanizması kurulması olduğunu ifade eden TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Örneğin, Hürmüz’de ortak bir güvenlik gücünün de süreci yönetmesi, yani İran’ın güvenebileceği Mısır’ın ve Pakistan’ın ve Suudi Arabistan’ın da içinde olmuş olduğu ortak bir güvenlik gücünün, günümüzde İran’la beraber bir güvenlik kontrolü meydana getirilmesi noktasında dün bir not verilmişti her iki tarafa da. Bu tabii net bir şekilde kabul edilmiyor. Dediğiniz gibi bu Hürmüz’deki statü 2 milyon dolar önemli bir rakam.”

Enerji boyutuna da dikkat çeken Demirtürk, bu durumun küresel etkilerine işaret etti:

“Yani bunu enerji uzmanları, enerji analistleri çok yüksek bir rayiç olarak belirtiyorlar. Bu, Hürmüz’ün kapalı kalması kadar endişe verici, tehlikeli bir husus. Yani Hürmüz’ün hiç kullanılmaması kadar yüksek bir oran. Tabii ki bunu verebilecek olan tankerler ve uluslararası petrol klimaları vardır ama bunun bir yol hâline gelmesi, bunun gayrimeşru, gayriresmî bir usul hâline gelmesini ABD’nin kabul etmesi mümkün değil.”

ABD’nin bu tabloyu kabul etmesinin stratejik sonuçlarına da değinen TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, savaşın anlamına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Aksi takdirde bu 40 günden fazla süren savaşı icra etmesinin bir anlamı yok. Yani bugün yeni bir statünün doğması, böyle bir ateşkesin imzalanması hâlinde hem Körfez ülkeleri eş zamanlı olarak kaybetmiş olacak hem de ABD’nin muazzam bir prestij kaybı olacak. Yani savaşı Hürmüz konusunda bir anlamıyla yeniden kaybetmiş olacak.”

İran’ın süreçten nasıl bir kazanımla çıkabileceğine de değinen Demirtürk, şu ifadeleri kullandı:

“Sadece İran’ı askerî olarak yıpratmış, kısmi olarak ekonomik olarak bir yıkıma sürüklemiş olan bir ABD ama Hürmüz konusunda İran’ın eline, kabul edilsin ya da edilmesin, uzun vadede taahhüt etsin ya da etmesin bir statü vermiş olacak.”

Boğazların statüsüne ilişkin uluslararası hukuk boyutuna da değinen TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, Hürmüz ile Montrö Sözleşmesi arasındaki farklara dikkat çekti:

“Tabii her boğazın kullanımı hususunda yine farklı farklı protokoller, farklı farklı süreçler söz konusu. Örneğin Hürmüz’deki durum ile Montrö Antlaşması, yani Türk Boğazları’nın icrası ve kullanılması konusunda elbette ki farklı hükümler söz konusu.”

İran’ın stratejik hedeflerine de değinen Demirtürk, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İran elinde iki kozu, jeopolitik etki alanını artık yeni bir hukuki statüye oturtmak niyetinde.”

Sahadaki askeri ve diplomatik hareketliliğe de dikkat çeken TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, şu bilgileri paylaştı:

“Dün gece itibarıyla Devrim Muhafızları’nın kritik komutanları da İslamabad’a intikal ettiler.”

İran’ın müzakere stratejisine de değinen Demirtürk, şu ifadeleri kullandı:

“Bu anlamıyla hem direniyorlar hem de farklı alternatifleri onlarca simülasyon üzerinden ellerinde bulundurarak Pakistan’la beraber daha yoğun bir diplomasi yürütüyorlar.”

Bölgesel gerilim başlıklarına da değinen TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, İsrail’in tutumuna ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu:

“İsrail, Oval Ofis’in içerisinde, yalnızca medya yoluyla ya da diplomasi yoluyla Beyaz Saray’ı etkilemiyor.”

İsrail’in sahadaki hamleleriyle süreci etkilediğini belirten Demirtürk, şu ifadeleri kullandı:

“Yani masayı notlarıyla, sözleriyle, söylemleriyle, yapılan açıklamalarla, bakanların yapmış olduğu sert ve şiddetli söylemlerle ve Lübnan saldırısını daha da artırarak yönlendiriyor, manipüle ediyor ve sabote etmek istiyor.”

Müzakerelerin seyrine ilişkin son değerlendirmesinde TÜRPAV Başkanı Dr. Sinan Demirtürk, diplomatik manevralara dikkat çekti:

“Bugün hangi tekniklerin görüşüleceğini, müzakere esasının ne olduğunu göreceğiz.”

Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı üzerindeki uluslararası gerilimin ve müzakerelerin çetin geçeceğinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor.