İran ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki nükleer müzakereler 12 Nisan'da Umman'da tekrar başladı. ABD tarafında Başkan Donald Trump'ın yönetime gelmesi sonrası İran'a maksimum baskı, hatta nükleer tesisleri vuracak harekat beklenirken müzakerelerin başlaması ve hızlı bir şekilde ilerlemesi konuyu takip edenleri şaşkınlığa uğrattı. Zira, İran'ın güçlü figürlerinden Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürme emrini veren Trump’ın ve onu "katil" ilan eden Tahran'ın diyaloğa girmesini beklenmiyordu. En önemli husus ise İran'ın yıllardır "nükleer faaliyetlerimiz müzakere konusu değil" söylemine rağmen ABD Başkanı'nın "İran tüm nükleer faaliyetlerini sıfırlarsa, dünyaya kapıları açılacak" demesiydi.
2015'te P5+1 ülkeleri ile İran arasında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) süreci, nükleer müzakerelerin ivme kazanmasında önemli bir dönüm noktasıydı. ABD, Fransa, İngiltere, Rusya, Çin ve Almanya'nın onayıyla imzalanan bu anlaşmaya göre İran, uranyum zenginleştirmeyi belirtilen orana düşürecek, karşılığında ise uygulanan yaptırımlar kaldırılacaktı. Ancak 2016'da Trump'ın KOEP’ten ayrılma kararı, İran'da karamsarlığa yol açtı. Bu ayrılışın sebebi, ABD'nin İran ile yapılan anlaşmadan yararlanamamasıydı.
İran ekonomisi, 1979'dan sonra uygulanan ambargolar ve İran-Irak savaşında oluşan zararlar nedeniyle ciddi bir darbe aldı. Trump'ın anlaşmadan ayrılmasıyla birlikte İran'a olan yatırımlar hızla azaldı ve ekonomik durum kötüleşti. Bugün, 90 milyon nüfusa sahip İran, altyapı yenilenmesine ihtiyaç duyuyor ve ekonomik ambargonun kalkmasını bekliyor.
Trump, İran ile müzakerelere iş insanı Steve Witkoff'u gönderdi. Bu durum, Trump'ın İran ile ticaret yapma arzusunu gösteriyor. 2024'te yeniden ABD Başkanı seçilmesi durumunda, İran'dan nükleer faaliyetlerinden vazgeçmesini isteyerek ticaret yapmayı hedefliyor. İran toplumu ise bu süreçte ABD ile ekonomik ilişkilere girmelerinin sonuçlarını düşünüyor.
Türkiye, İran'ın ihtiyaç duyduğu birçok sektörde yatırım yapabilecek kapasiteye sahip. Türkiye, Trump yönetimi ile iyi ilişkilere sahip olduğundan bu süreçten en fazla fayda sağlayacak ülkeler arasında yer alıyor. İran'ın inşaat, turizm, otomotiv ve diğer sektörleri, Türkiye'nin tecrübesinden yararlanabilir. ABD ile İran arasında kopuk olan ilişkilerin Türkiye'nin iş yapma tecrübesinden faydalanmasını gerektirdiği görülüyor. Türkiye, iki ülke arasında köprü görevi görebilir ve olası bir anlaşma halinde hızlı hareket etmelidir.





