ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırının İsrail tarafından ve ABD’nin bilgisi dışında yapıldığını açıkladı. Uzmanlara göre bu çıkış, ABD ile İsrail arasında enerji güvenliği ve savaşın maliyeti konusunda görüş ayrılıklarının derinleştiğini gösteriyor. Savaşın ABD’ye siyasi ve ekonomik maliyetinin artması, kamuoyu desteğinin düşmesi ve yaklaşan seçimler, Washington’un pozisyonunu yeniden şekillendiriyor.
Trump’ın açıklamasında, özellikle 20 günlük savaşın son 1,5 haftasında enerji arzı ve tedarik güvenliği konusunda çok ciddi açıklamalar yaptığı vurgulandı. Hürmüz Boğazı meselesi, savaşın başından bu yana Trump’ın bölgesel ve küresel aktörleri iş birliğine çağırdığı ilk başlık oldu. Uzmanlar, enerji arzı ve bu kaynakların güvenli şekilde temin edilmesinin kritik olduğunu belirtiyor.
İsrail’in enerji altyapısını hedef alan saldırının ardından yaşanan söylem farklılığına dikkat çeken uzmanlar, Trump’ın sosyal medyadan yaptığı açıklamada, İsrail’le şimdiye kadar ciddi bir ihtilaf yaşanmamışken, bir enerji tesisinin vurulmasının ardından böyle bir ayrışmanın ortaya çıkmasının enerji krizinin ne kadar kritik bir odak olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Savaş ilerledikçe, iki ülke arasındaki bakış açısı farkı daha görünür hale geliyor. Trump savaşın başında, ‘Bu savaşı başlatmak zorundaydık, İran’ın nükleer tehdidini bertaraf etmeliydik’ söylemini çok yoğun kullandı. Ancak son gelişmeler, Trump’ın iç politikada da zorlandığını ve Amerikan halkında bu savaşa destek oranının %20’nin altına düştüğünü gösteriyor.
ABD’deki iç tartışmalara da değinen uzmanlar, Ulusal İstihbarat terörle mücadele koordinatörü Joe Kent’in istifasının, savaşın İsrail öncülüğünde başlatıldığı yönündeki değerlendirmeyi teyit ettiğini belirtti. Bu durum, savaşın Amerika’ya maliyetinin daha görünür hale gelmesine yol açtı. Trump’ın artık bu savaşın ekonomik ve siyasi maliyetlerini daha net gördüğü, bunun hem iç politikada hem de dış politikada etkisini artırdığı vurgulandı. Uzmanlara göre, bu durum ilerleyen dönemde ABD-İsrail hattındaki farklılaşmanın daha da belirginleşebileceğini gösteriyor.






