Cincinnati Üniversitesinden Bekir İlhan, ABD dış politikasındaki yön değişimlerinin arka planını AA Analiz için kaleme aldı.
Son günlerde Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Suriye, Irak ve Afrika kıtası özelinde askeri ve diplomatik faaliyetlerini azaltması gündemde. ABD'nin Irak'tan 2026 sonunda tamamen çekilmesi bekleniyor. Diğer taraftan Suriye'de asker sayısını azaltması tartışılıyor. Son olarak ABD'nin Afrika'da diplomatik varlığını azaltmayı planladığı haberler basına yansıdı. Bu hamleler her ne kadar Donald Trump'ın başkanlık görevini devralmasıyla beraber ivmelense de aslında Amerikan dış politikasında Barack Obama döneminden beri süregelen bir izleğin devamı durumunda. Başkanların yöntemleri farklılaşsa da ABD uzun bir süredir küresel, askeri ve siyasi angajmanlarını azaltma eğiliminde.
ABD'nin daha az dış tehdit hissettiği bir ortamda iç politikadaki ideolojik ve ekonomik faktörler dış politika yapım sürecinde daha hakim hale geliyor. Bu da ABD'nin dünya çapındaki askeri ve politik etkisini yeniden organize etmesine neden oluyor.
ABD güç göstergelerine bakıldığında Soğuk Savaş'ın sona ermesinden beri ciddi bir jeopolitik rakiple karşılaşmış değil. Tehlikenin görece olmadığı bu ortamda dış baskı az olduğu için iç siyaseti ilgilendiren faktörler dış politika gündemini daha fazla işgal ediyor. Bu anlamda Trump gibi figürler, Amerikan dış politikasının orta ve alt gelir grupları olmak üzere Amerikalı vergi mükelleflerinin sırtında bir yük olduğu iddiasını dillendiriyordu.
Soğuk Savaş sonrası dönemde Amerikan sarkacı Amerikan dış politikasının aşırı müdahalecilik ve izolasyonculuk arasında gidip gelen bir sarkaç olduğu söylenir. Bu durum Soğuk Savaş sonrası dönemde de devam etti. ABD, 1990'lı yıllarda Bill Clinton'ın "seçici angajman" stratejisi bağlamında belli bölgeleri önceleyen bir politika güderek küreselleşme dalgasının iyimserlik ortamında hareket etti. ABD dış politikası daha sonra 11 Eylül'ün de etkisiyle George W. Bush yönetimiyle beraber aşırı müdahaleci bir noktaya savruldu. Ardından Obama'nın "mevzilenme" stratejisiyle beraber tek taraflı eylemleri azaltıp daha çok uluslararası kurumlar üzerinden maliyet bölüşümü yoluna gitti.
ABD dış politikasında Trump ile beraber izolasyoncu bir tek taraflılık hüküm sürdü. Joe Biden ise Afganistan'dan çekilse de "Amerika geri döndü" diyerek özellikle Rusya ve Çin gibi aktörlere karşı seleflerine kıyasla daha sert ve aktif bir politika güttü. Şu anki Trump yönetiminin de ilk döneminden farklı olarak tek taraflı ve daha izolasyoncu eğilimler güttüğü görülüyor. Bu anlamda ABD küresel düzlemde müttefikleriyle ve partnerleriyle ilişkisini yeniden tanımlama yoluna gidiyor.
ABD'nin ardında bıraktığı politik boşluklara da bakmak gerek. Söz konusu boşluklar genelde bölgesel aktörler arasında bir jeopolitik rekabete yol açıyor. Bu da şiddetlenmesi halinde ilgili bölgesel aktörlerin birbirini tükettiği mücadelelere dönüşüyor.
İç politik hesaplar ABD dış politikasını yönlendiriyor. Trump yönetimi, ABD'nin siyasi, ekonomik ve askeri etkisini uzun vadeli yatırımlar yerine daha kısa vadeli ve "al-ver"ci bir mantıktan ele alıyor. Örneğin Trump, ABD’nin Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) altındaki faaliyetlerini neredeyse tamamen durdurmuştu. Dış yardımlar politik nüfuzdan bağımsız düşünülemez. Ancak gelinen noktada mevcut Trump yönetimi tüm bunları gereksiz bir maliyet olarak görüyor. Hükümet bu durumu, gerek bütçe azaltma gerekse de faaliyetlerini durdurma yoluyla olsun kamuoyuna bir tasarruf yöntemi olarak sunmaya çalışıyor.
Sonuç olarak ABD, kimi yerlerde diplomatik kimi yerlerde ise askeri varlığını azaltıyor. Trump yönetimi bunu çeşitli şekillerde sunmaya çalışsa da ABD aslında düşük dış tehdit ortamında iç politik hesapların dış politikayı daha çok etkilediği bir sürecin içinde. Bu noktada, dış politika çevrelerinde, ABD'nin küresel faaliyetlerinin Amerikan halkının sırtında bir yük olduğu ve daha çok elitist bir liberal hegemonyaya hizmet ettiği anlayışı daha hakim bir konuma geliyor. Bu durum da karar alma makamlarını hedefleyen birçok siyasetçinin böyle bir söylemi merkeze almasına sebebiyet veriyor.




