Ülkesinin bayrağını çorap olarak giymekten çekinmeyen ABD Savunma (Savaş) Bakanı Pete Hegseth, İsrail ile bazı NATO müttefikleri arasında “belirgin bir fark” olduğunu savundu ve birlik müttefiklerine yüklendi:

“İsrail’in net bir misyonu var ve bundan dolayı minnettarız. Yetenekli ortaklar iyi ortaklardır. Ancak birçok geleneksel müttefikimiz güç kullanımı konusunda konuşup duruyor, ellerini yıkıyor ve sadece izliyor.”

Bu açıklamalar, ABD yönetimi içinde Avrupa başkentlerinden gelen sözlü destek ile sahadaki operasyonel desteğin örtüşmemesinden kaynaklanan hayal kırıklığını yansıtıyor.

ABD Başkanı Donald Trump da müttefiklerin tutumundan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi. The Daily Telegraph’a verdiği röportajda Trump, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın başlangıçta ABD’nin İngiliz üslerini kullanmasına izin vermemesinden dolayı “çok hayal kırıklığına uğradığını” söyledi. Londra yönetimi daha sonra Diego Garcia dahil bazı kritik tesislerin kullanımına onay verdi.

ABD'nin NATO müttefiklerinden İspanya, Türkiye ve Fransa saldırıyı eleştiriyor, barış görüşmeleri zeminine geri dönülmesini talep ediyor.

NATO’da bölünme var mı?
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise İttifak içinde bir bölünme olduğu yönündeki iddiaları hafifletmeye çalıştı.
“Hafta sonu tüm önemli Avrupalı liderlerle görüştüm. Başkanın yaptıklarına yönelik genel bir destek var,” diyen Rutte, Avrupa’nın operasyonun devamı için gerekli kapasiteyi sağlamaya hazır olduğunu ifade etti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise daha temkinli bir ton kullandı. İran’a yönelik saldırının Irak ve Afganistan benzeri bir “yayılma etkisi” yaratabileceği uyarısında bulundu ancak Berlin’in ABD’ye “ders vermeyeceğini” belirtti. “Tüm şüphelere rağmen hedeflerin çoğunu paylaşıyoruz” dedi.

“Bu kritik bir dönüm noktası”
Hegseth’in eski danışmanlarından Justin Fulcher, Fox News Digital’e yaptığı değerlendirmede, mevcut sürecin NATO için “kritik bir dönüm noktası” olduğunu söyledi.
Fulcher, konunun yalnızca İran operasyonuyla sınırlı olmadığını belirterek, “ABD–NATO ittifakının küresel savunma sistemini yeniden tesis etme açısından sembolik önemi var. Görünür bir birlik mesajı yalnızca Tahran’a değil, diğer jeopolitik rakiplere de güçlü bir sinyal olur” dedi.
Fulcher ayrıca Avrupa’nın İran tehdidini doğrudan hissettiğini savundu:
“Balistik füze tehdidi ya da devlet destekli terör söz konusu olduğunda, Avrupa çoğu zaman ABD’den daha fazla hedef oluyor. Bu nedenle NATO üyelerinin ABD ve İsrail’e daha güçlü ve somut destek vermesi gerekir.”

Gerilim tırmanıyor
Washington’da NATO askeri liderlerinin bir araya gelerek Ukrayna ve genel güvenlik seçeneklerini görüşmesi beklenirken, İran’a yönelik operasyonun ittifak içindeki dayanışmayı test ettiği değerlendiriliyor.
ABD yönetimi sözlü destekten öte, “somut ve operasyonel katkı” talep ederken; Avrupa başkentleri ise çatışmanın daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesinden endişe duyuyor.
İran–İsrail çatışmasının ABD’nin doğrudan katılımıyla büyümesi, yalnızca Orta Doğu’yu değil NATO’nun iç dengelerini de yeniden şekillendirebilecek bir süreci tetiklemiş görünüyor.

Üçüncü Dünya Savaşı'nın fitili İran'da ateşlendi mi?
Dünya