ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin her an başlaması beklenirken Caracas'taki Bolivarian University of Venezuela (UBV) öğretim üyesi, siyaset bilimci Profesör Angel Moro, ABD’nin Venezuela’ya yönelik açık askeri tehditleri ve Latin Amerika’da şekillenen yeni savunma bloğunu Haber Global Web Özel’e değerlendirdi. Moro’ya göre Washington, 19. yüzyılın “Büyük Sopa” siyasetini yeniden canlandırıyor, ancak bu kez karşısında ulusal bilince sahip ve birleşmiş Latin halkları var. Profesör Moro, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırgan politikasının, coğrafya genelinde anti-emperyalist bir dayanışma cephesinin oluşmasına yol açtığını ifade ediyor. İşte ülkesinin önde gelen siyaset bilimcilerinden Profesör Angel Moro'nun çarpıcı açıklamaları:
ABD donanmasının Venezuela karasularında sivil gemileri hedef alması, Washington’ın uluslararası hukuku hiçe sayan yeni askeri doktrininin en somut örneği olarak değerlendiriliyor.
TEKEL SAVAŞI
ABD, Panama, Meksika ve Küba'da savaş söylemini uzun zamandır kullanıyor ancak Venezuela'da söylem artık açık savaş eşiğine gelmiş durumda. Venezuela gemileri vuruluyor, hükümetin devrilmesi yönünde tehditler savruluyor ve Amerikan donanması ülkeyi ablukaya alıyor. ABD, Latin Amerika'nın kaynaklarını küresel pazardan çekip kendi tekeline almak için askeri üsler zincirine dönüştürmeye çalışıyor. Bu, 1823 tarihli Monroe Doktrini’nin yeni versiyonu. ABD, Latin Amerika’yı kendi ‘arka bahçesi’ olarak görüyor. Ancak artık 1846’daki Meksika işgali döneminde değiliz. Latin halkları ulusal bilince ve dayanışmaya sahipler.
EMPERYAL ÇÖKÜŞ
ABD'nin müdahaleci eylemleri emperyal bir çöküşün son evresidir. Bunun bilincinde olan çok sayıda ABD'li üst düzey isim de alınan kararın yanlış olduğunu vurgulamakta. 1954, 1961, 1983'de ABD, Latin Amerika'da üst üste başarısızlıklar yaşadı. Washington hegemonya kuramıyor ve savaş yetkisi ile yalnızca mevcut krizi derinleştiriyor.
VENEZUELA DİRENİŞE HAZIR
ABD, Venezuela halkının iradesini kırmayı amaçlıyor ancak 2002 yılında da bunu denediler ve başarısız oldular. Ülkede tüm halk direnişe ve her olasılığa hazır şekilde bekliyor. Caracas’tan Maracaibo’ya kadar her mahalle, halk meclisleri aracılığıyla savunma örgütleri kuruyor. Bu yalnızca bir hükümetin değil, bir ulusun direnişi. ABD'nin olası bir operasyonunda karşılaşacağı şey her hanenin bir mevzi olacağı gerçeğinden ibaret. Venezuela halkı 1989 yılındaki Caracazo Ayaklanması’ndan bu yana süregelen bir bilinçle her an bir ABD müdahalesine hazır haldedir.
BAĞIMSIZ LATİN DÜNYASINA KARŞI
ABD'nin operasyon söyleminin ardında yalnızca Venezuela'nın sahip olduğu enerji kaynakları değil ideolojik ve ticari bir korku da yer alıyor. Venezuela 1999 Anayasası'yla birlikte petrol gelirlerini halk yararına kullanma yönünde bir karar aldı. Bu ABD'nin temsil ettiği finansal sistemi tehdit ediyor. Venezuela ayrıca Meksika ve Brezilya ile birlikte Latin Amerika ülkeleri içinde en çok ticari anlaşmaya imza atan ülkelerden birisi durumunda. ABD, Venezuela'yı Amerika kıtalarına örnek teşkil edebilecek kalkınma modeline sahip bir ülke olarak görüyor. Washington'daki rejim devirme ifadesi ile kastedilenin perde arkasında bu gerçek var.
Profesör Angel Moro’ya göre ABD baskısı ve tehditleri altındaki Latin Amerika’da Venezuela, Küba, Meksika ve Bolivya öncülüğünde “yeni bir savunma bloğu” şekilleniyor.
LATİN SAVUNMASI KURULUYOR
Trump'ın savaş söylemi karşısında bugün Venezuela, Kolombiya, Küba, Nikaragua, Bolivya ve Meksika arasında yeni bir dayanışma modeli kuruluyor. Bu ülkeler arasında ortak savunma modeli inşa edilmeye başlandı. ABD'nin tüm baskısına karşın Ekvador ve Honduras hükümetleri de hattın parçası haline geliyorlar. ABD hükümeti yok etmeye çalıştığı şeyi daha da güçlendiriyor.
RUSYA VE ÇİN'DEN DESTEK
Rusya'nın, Venezuela kıyılarına savaş gemileri ve hava savunma sistemlerini göndermesi, ABD'nin bölgedeki müdahale döneminin artık küresel çerçevede de karşılıksız kalmadığını göstermekte. Olası bir müdahalede Çin de bölgedeki ticari gücünü Latin Amerika lehine kullanacağını açıkladı. Ancak bu desteğin bir sınırı var. Moskova'nın Latin Amerika ülkelerini yeni bir savunma bloğuna dönüştürme söyleminin Latin dünyasında hiçbir karşılığı yok. Latin ülkelerinin kaderini yalnızca Latin halkları belirler.





