Venezuela, son 10 yılda dünyanın en ağır ekonomik ve siyasi krizlerinden birini yaşıyor. Dünya ve Latin Amerika’nın en büyük petrol rezervlerine sahip olan ülkesinde, 2013’te Hugo Chavez’in ölümünün ardından Nicolas Maduro yönetiminde ABD’nin ambargosundan ötürü derin bir istikrarsızlık söz konusu. Petrol fiyatlarındaki düşüş, devlet gelirlerinin petrole bağımlı olması, yolsuzluk ve kötü ekonomik yönetim, Venezuela'yı hiper-enflasyon, işsizlik ve kitlesel göç dalgasıyla karşı karşıya bıraktı. Her ne kadar Joe Biden döneminde ambargoda kısmen bir gevşeme olsa da, bu durum bile 8 milyon civarında Venezuelalının, ülkeyi terk etmesine engel olamadı.
ABD Adalet Bakanlığı’nın Maduro'ya karşı hazırladığı iddianame, "Cartel de los Soles (Güneşler Karteli)" kavramını kullanıyor ve örgütün yüksek rütbeli yetkililerle ilişkili olduğunu öne sürüyor. Ancak "Maduro’nun kartelin doğrudan lideri olduğu" iddiası hem kanıtlanması zor hem de siyasal açıdan manipülasyona açık. ABD’nin bir tekneye saldırarak kimliği ve ne taşıdığı belirsiz 11 kişiyi öldürmesi, ilişkilerde yeni bir eşiğe işaret ediyor. Eğer bu tür operasyonlar tekrar ederse, iki ülke arasında dolaylı değil doğrudan bir çatışma riski gündeme gelebilir.
Krizin görünen yüzü ise yaklaşan ABD Kasım 2026 ara seçimleri. Trump, kongre çoğunluğunu korumak için ara seçim çalışmalarını başlattı ve kararsız seçmenleri hedef alıyor. Uyuşturucuyla mücadele stratejisi, yalnızca Maduro hükümetine karşı değil, aynı zamanda kararsız seçmenleri ikna etmek üzerine kurulu. ABD, her yıl uyuşturucuyla mücadele kapsamında sağlık ve sosyal kuruluşlara 100 milyar dolardan fazla bütçe ayırıyor, ancak uyuşturucu geliri Venezuela’nın bütçesinin yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor.
Venezuela’nın uyuşturucu lojistiğinden kazandığı para 20 milyar doların üzerindedir. Uyuşturucu pazarının büyüklüğü 800 milyar dolar ile 1,2 trilyon dolar arasında olduğu düşünülüyor. Venezuela’nın artan pazar büyüklüğü ve kontrolsüz dağıtımı, Meksikalı kartelleri ve ABD’yi rahatsız ediyor.
Venezuela’nın nikel ve altın gibi stratejik madenler açısından da önemli bir ülke olduğu belirtiliyor. Nikel, özellikle elektrikli araçlarda kullanılan batarya teknolojileri açısından kritik bir öneme sahip. ABD, Venezuela’daki nikel ve altın üretim kapasitesine yönelik destek ile kendi otomotiv ihtiyacını karşılamayı hedefliyor.
Sonuç olarak, ABD açısından Venezuela’da bir işgalin mümkün olmadığı gibi, Maduro’nun devrilmesi de kısa vadede olası görünmüyor. Ancak, askeri abluka sertleşirse, Venezuela silahlı kuvvetleri bir kurban vermek zorunda kalabilir. Maduro’nun istifası, tüm tarafları memnun edecek bir çıkış yolu olarak değerlendirilebilir.





