Milli Savunma Üniversitesi Müşterek Harp Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Hayati Ünlü, Afganistan-Pakistan krizinde çatışmadan ateşkese giden süreci AA Analiz için kaleme aldı.

Pakistan ve Afganistan, bir haftadan uzun süren ve bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıyan sınır çatışmalarının ardından acil ateşkes konusunda anlaştı. İki ülkenin savunma bakanları, Türkiye ve Katar aracılığıyla Doha’da gerçekleştirilen görüşmelerde barış anlaşması imzaladı. Her iki ülke de kalıcı barış ve istikrar için çalışma konusunda mutabık kaldı. Bu çatışmalar, ABD’nin 2021’de Afganistan’dan çekilmesinden bu yana yaşanan en ciddi tırmanma olarak kayıtlara geçti. Çatışma şimdilik Türkiye ve Katar’ın arabuluculuğuyla kontrol altına alınmış olsa da, Pakistan Talibanı’nın (Tehrik-i Taliban Pakistan - TTP) ateşkes çerçevesine dahil olmaması ve bölgedeki ekonomik ve jeopolitik baskıların devam etmesi, ateşkesin sürdürülebilirliğini ve yeniden tırmanma risklerini artırmaktadır.

Çatışmanın dinamiklerini anlamak, iki farklı ama ideolojik olarak bağlantılı aktör arasındaki ayrımı kavramaktan geçiyor. Afganistan'ın resmî idaresini elinde tutan Afgan Talibanı (İslam Emirliği) ile Pakistan devleti arasında önemli bir fark var. TTP, sıkça Afganistan topraklarına sığınarak Pakistan-Afganistan sınırının engebeli yapısından faydalanmaktadır.

Afganistan, TTP'ye herhangi bir destek sağladığını şiddetle reddederken, Pakistan bu inkârları kabul etmemekte ve Afgan Talibanı'nın TTP'yi desteklediği konusunda ısrar etmektedir. Pakistan'ın bu ısrarı, baş düşmanı olarak gördüğü Hindistan'ın mali desteğiyle TTP'ye barınma sağlandığı iddialarını da içeriyor.

Krizin Afganistan Dışişleri Bakanı Amir Khan Muttaqi'nin Hindistan gezisi sırasında patlak vermesi, iki ülke arasında yeniden gelişen ilişkilerin Pakistan’ın güvenlik ikilemini besleyen bir jeopolitik adımı temsil ettiğini göstermiştir. ABD'nin bir süredir Afganistan'da bulunan Bagram Hava Üssü'ne geri dönüş arzusunu açıklaması, Afgan Talibanı açısından endişe verici olmuştur.

8 Ekim’de başlayıp 15 Ekim’e kadar hızla bir misilleme sarmalına dönüşen çatışmalar, 17 Ekim’de geçici bir ateşkes ve ardından 19 Ekim’de Türkiye ve Katar’ın arabuluculuğuyla imzalanan barış anlaşmasıyla kontrol altına alınmıştır. Çatışmanın konvansiyonel bir savaşa dönüşmesi imkânsızdı; ancak asimetrik bir savaş riski yüksektir.

Ateşkesin sürdürülmesindeki en büyük engel, TTP'nin barış görüşmelerinin tarafı olmaması ve anlaşmalara tabi olmamasıdır. Afgan Talibanı’nın TTP’nin faaliyetlerini kısıtlama sorumluluğu ise, sınırın gözenekli yapısı nedeniyle oldukça zor görünmektedir. Her iki tarafın ekonomik zorunlulukları, gerilimi yatıştırma ihtimalini artırmaktadır. Ancak, uluslararası müdahale veya üçüncü taraf arabuluculuğunun kalıcı barışın sağlanmasında kritik öneme sahip olacağı öngörülmektedir.