Kadrolu, ücretli, sözleşmeli, özel öğretim kurumlarında çalışan, ataması yapılmayan tüm öğretmenlerin bir araya geldiği sorunlarımıza birlikte sahip çıktığımız zeminler yaratmamız ve güçlendirmemiz hepimiz için tek çözüm. Her bir arkadaşımızın yaşadığı sorun hepimizin sorunu.
Eğitimci yazar Feray Aytekin Aydoğan ile öğretmenlik mesleğinin bitirilişini, tasfiye edilişini konuştuk.
Eğitimin piyasalaştırılması politikaları üzerinden eğitimin sürekliliği ve nitelikli olması ilkelerine de aykırı bir şekilde kamuda ücretli, sözleşmeli özelde güvencesiz çalıştırılma koşulları olağan hale getirildi. İş güvencesi çocukların eğitim hakkı açısından da vazgeçilmez iken öğretmenler için iş güvencesi hakkı fiilen kaldırıldı. Eğitimci niteliği taşımayan kişiler de özelde, kamuda istihdam edilir hale geldi. Plansızca sayısı artırılan eğitim fakülteleri ve eğitime yeterli bütçe ayrılmamasından kaynaklı yapılmayan öğretmen atamaları sonucunda yarım milyonu aşkın ataması yapılmayan öğretmenler sorunu özel okullarda ve kamuda güvencesiz, asgari ücretin dahi altında çalıştırılan bir kesim yarattı.
Laik ve bilimsel eğitimi hedef alan politikaların, ÇEDES gibi proje, protokol ve iş birliklerinin sonucunda öğretmenler yerine din görevlileri eğitim kurumlarında istihdam edilmeye başlatıldı. Örneğin geçtiğimiz haftalarda ÇEDES kapsamında 336 din görevlisi Ordu’da okullara manevi danışman olarak görevlendirildi.
2014’te özel öğretim kurumlarında taban maaş hakkı kaldırıldı. Öğretmenler özel okul patronları için ucuz iş gücü haline getirildi. Mülakat, güvenlik soruşturması, arşiv araştırması gibi liyakat kriterleri ortadan kaldırıldı. Siyasi iktidar kimin atanacağına, kimin okul idarecisi olacağına, kimin hangi okulda çalışacağına eşit, adil, objektif kriterler olmadan “ben karar vereceğim” dedi.
Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve Milli Eğitim Akademisi ile birlikte eğitim fakültelerinin, öğretmenlik mesleğinin sona erdirilmesinin, bitirilmesinin son adımı atıldı. ÖMK ve Akademi ile “Yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Müfredatı” birbirinden bağımsız adımlar değildi. Öğretmenlik uzmanlık mesleği olmaktan çıkarıldı.
Milli Eğitim Bakanı “Öğretmeni üniversiteler, eğitim fakülteleri değil biz yetiştireceğiz, kimin öğretmen olacağına biz karar vereceğiz” dedi. Eğitim fakültesinden mezun olmanın öğretmen olmak anlamına gelmediği kimin öğretmen olarak atanacağına bir partinin ve seçtiği kurulların karar vereceği bir aygıt yaratıldı.
Akademi eğitimi yalnızca yedi ille sınırlı. Çok sayıda kişi bir yıl süresince yaşadığı yerden, ailesinden, eşinden, çocuklarından ayrı bir şehirde kalmak zorunda bırakılıyor.
ÖMK ve Akademi tüm öğretmenler açısından önümüzdeki dönem başka hangi uygulamaların, olumsuzlukların önünü açacak?
Ne yapılmalı? Kadrolu, ücretli, sözleşmeli, özel öğretim kurumlarında çalışan, ataması yapılmayan tüm öğretmenlerin bir araya geldiği sorunlarımıza birlikte sahip çıktığımız zeminler yaratmamız ve güçlendirmemiz hepimiz için tek çözüm. Her bir arkadaşımızın yaşadığı sorun hepimizin sorunu.
ÖMK ve Akademi uygulamasına, kariyer basamaklarına son verildiği tüm arkadaşlarımız için iş güvencesinin, eşit işe eşit ücret ve eşit haklar ilkesinin hayata geçtiği bir mücadeleyi vermek zorundayız.
Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin...





