İsrail ordusunun 25 Ekim’de Gazze’nin kuzeyine düzenlediği saldırıda eşi, oğlu ve kızı dahil ailesinden çok sayıda kişiyi kaybeden, 7 Ocak’ta Han Yunus’ta bir araca yönelik saldırıda ise gazeteci oğlu Hamza’yı yitiren Al Jazeera Gazze Ofis Müdürü Dahduh, İstanbul’da düzenlenen “TRT World Forum 2025” kapsamında Gazze’deki insani durumu ve uluslararası medyanın tutumunu AA muhabirine değerlendirdi.

Gazze’deki insani krizin neredeyse hiç değişmediğini belirten Dehduh, "İnsani durum fazla değişmedi, değişen tek şey, soykırımın geçici olarak durması" diyerek savaşın farklı biçimlerde sürdüğünü vurguladı. Gazze’deki durumun hala kritik olduğunu aktaran Dahduh, şöyle devam etti:

"Gazze’de katliam durmuş olabilir ama savaş bitmedi. İsrail tarafından yardımların, ilaçların ve tıbbi ekipmanların girişine izin verilmiyor. Hastaların yurt dışında tedavi olmasına izin verilmiyor. Yeniden inşa çalışmaları, barınma için gerekli çadır ve malzemelerin girişi engelleniyor."

Durum değişmiş değil. Hala her gün 100’den fazla şehit veriliyor, yüzlerce kişi yaralanıyor. İsrail, Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını kontrol ediyor ve neredeyse her gün saldırılar düzenliyor. Yardımların girişini (Hamas'ın elinde bulunan) kendi askerlerinin cesetleriyle ilişkilendiriyor.

Dahduh, bu durumun, ateşkes anlaşmasının sürdürülebilirliği konusunda büyük şüphe uyandırdığını ifade ederek "Filistin halkı ve arabulucular anlaşmanın tüm maddelerine bağlı kalma konusunda kararlı olsalar da İsrail’in kontrolü ve ihlalleri devam ediyor." dedi.

"Gazze halkı sokakta, açlık ve yoksulluk içinde yaşıyor" Gazze halkının içinde bulunduğu koşulları "felaket" olarak tanımlayan Dehduh, "İnsanlar hala sokaklarda, çadırlarda veya geriye kalan çadır kalıntılarında yaşıyor. Gazze’de evlerin yüzde 90’ı kısmen veya tamamen yıkılmış durumda. Yani yaklaşık 2 milyon 300 bin insan sokakta, barınaksız yaşıyor. Yiyecek, içecek bulamıyorlar." diye konuştu.

Al Jazeera Gazze Ofis Müdürü Dahduh, uluslararası medyanın Gazze’de yaşananları aktarmadaki başarısızlığını sert ifadelerle eleştirdi. "Bence dünya medyası, tarihin en zor dönemlerinden biri olan bu soykırım savaşında sınıfta kaldı." diyerek söz konusu suskunluğu eleştiren Dahduh, "Gazze’deki gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik saldırılarda da başarısız oldular. Habercilikte, objektiflikte ve profesyonellikte başarısız oldular. Aynı zamanda meslektaşlarıyla dayanışma göstermekte de başarısız oldular." ifadelerini kullandı.

Dahduh, Gazze’deki gazetecilerin hem kendi hayatlarını hem de meslektaşlarının hayatlarını riske atarak halkı bilgilendirmeye çalıştığını belirterek "Buna rağmen dünya sessiz kaldı. İsrail, Gazze’yi karanlığa gömmek, buradaki soykırımı gizlemek istedi. Dünya iki kez başarısız oldu: Birincisi, gerçeği profesyonelce yansıtmakta, ikincisi, gazetecilerle dayanışma göstermekte." değerlendirmesinde bulundu.

Dahduh, Anadolu Ajansı’nın (AA) ise Gazze’deki soykırımı titizlikle aktardığını ifade ederek AA'nın yaşananları aktarmadaki rolünden övgüyle söz etti. Filistinli gazeteci Dahduh, "AA bu süreci büyük bir dikkatle ve insani bir yaklaşımla takip etti. Bu, insanın, insanlık sorunlarının, acılarının ve adaletin yanında duran özgür, profesyonel gazeteciliğin bir örneğidir. Bizim istediğimiz de bu tür bir haberciliktir. Anadolu Ajansı ve benzeri kurumların yaptığı bu yayıncılık, gerçek gazeteciliğin pusulasıdır." dedi.

Türkiye’nin rolü hükümet, halk ve Cumhurbaşkanı düzeyinde çok önemli ve vazgeçilmez. Türkiye, sahip olduğu etki, güç ve imkanlarıyla bu meseleleri uluslararası platformlara taşımalıdır. Çünkü Gazze’de yaşananlar, sadece bir çatışma değil eşi benzeri görülmemiş bir savaş suçudur. Hem gazetecilere hem sivillere yönelik işlenen bu suçlar, insanlık tarihinde benzeri görülmemiştir. Dolayısıyla her rol, bu kanın, bu soykırımın ve bu adaletsizliğin büyüklüğüne denk olmalıdır. Ancak bu şekilde soykırım durdurulabilir ve haklar sahiplerine iade edilebilir.