Kazı çalışmalarının 19. yılında ulaşılan buluntuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Dönmez, tandırın gövdesinin toprağın altına yerleştirildiğini aktararak, "Tandırın gövdesi zeminin altına yerleştirilmiş. Bu tandır bugünkü Anadolu'da kullanılan tandırlara birebir benziyor. Tek farkı 2 bin 600 yıllık olması" ifadelerini kullandı.
2 yıl önce de keşkek tenceresi bulunmuştu. Anadolu’da Neolitik dönemden bu yana ekmek yapımında tandır benzeri yapıların kullanıldığına dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dönmez, tandırın bulunduğu alanda hamur açma ya da buğday öğütme amacıyla kullanılan bir tezgâh taşının da tespit edildiğini söyledi.
Prof. Dr. Dönmez'in heyecanlandıran keşife ilişkin açıklamaları şu şekilde:
"Tandırın karşısında hamur açmak ya da buğday öğütmek için kullanılan tezgah taşıyla da karşılaşıldı. Bu keşifle aslında Anadolu'nun kadim pişirme geleneklerinin ve ünitelerinin ne kadar köklü olduğunu bize gösteriyor.
2 yıl önce de Pers dönemine ait saray mutfağında toprak tencere ile içinde kemik parçaları ve tahıl taneleri bulmuştuk. Bu tencerede keşkek yapılmış. Muhtemelen keşkek de bu tandırlarda pişiriliyordu."
Anadolu'nun değişmeyen geleneği
Anadolu’da binlerce yıldır sürdürülen pişirme kültürünün günümüze kadar büyük ölçüde değişmeden ulaştığını da ortaya koydu. Bugün hâlâ Anadolu’nun birçok bölgesinde aynı tandır sisteminin kullanılmaya devam ediyor.
Benzer tandır düzeneklerine, İstanbul’daki bazı gecekondu mahallelerinde dahi rastlanabiliyor.




