Suriye ordusu, 13 Ocak'ta başta Deyr Hafir ve Meskene olmak üzere Fırat Nehri'nin batısında terör örgütünün işgalindeki bölgeleri askeri alan ilan etmiş, dün akşam başlayan operasyonlarla bölgeleri tek tek kontrol aldı. Suriye ordusunun başarılı operasyonları sürmeye devam ederken, gözlerin çevirildiği bir diğer yer ise terör örgütü YPG'nin bakıcısı ABD oldu. ABD ne tam entegrasyon için SDG’nin elini zorluyor ne de Suriye hükümetine “tek devlet” hedefini gerçekleştirebilmek için alan açıyor. Peki ABD, Suriye'de ne istiyor? CNN TÜRK ABD Temsilcisi Yunus Paksoy köşesinde detayları kaleme aldı.
Tam 6 ay önceydi...
Jonathan Greenblatt ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’a “Madem Suriye’de tek devlet, tek bayrak, tek ordu diyorsunuz. O zaman SDG’yi ne zaman lağvedip ellerindeki silahları alacaksınız” diye sorduğumda...
“Kürtler gibi giyinmiş ayrı bir Kürt gücü olamaz” demiş ve şunu eklemişti: “Biz burada sonsuza kadar bebek bakıcısı ve arabulucu olarak kalmayacağız.”
Gelelim bugüne...
- “Kürtler gibi giyinmiş ayrı bir Kürt gücü” hâlâ var.
- “Tek devlet, tek bayrak, tek ordu” ilkesi hâlâ gerçekleşmedi.
- SDG/PKK hâlâ meşru hükümete saldırıyor.
- SDG/PKK, 10 Mart mutabakatını yerine getirmemekte hâlâ direniyor.
- Ve en önemlisi ABD askerleri hâlâ bunların arkasından çekilmiyor.
Peki o zaman sormak lazım... ABD, Barrack’ın deyimiyle “bebek bakıcılığına” ne kadar daha devam edecek? Her türlü sabrı, anlayışı, esnekliği gösteren Suriye Devleti’nin sabrı taşarsa ABD’nin tavrı ne olacak? Gelin bu iki soruyu cevaplayalım.
Trump gelmeden önce de geldiğinden beri de üstüne basa basa söylediğim şeyi tekrarlayayım: ABD’nin Suriye’den çıkacağını da Suriye’nin gidişatına müdahil olmaya bırakacağını da düşünmüyorum.
ABD’nin bir yere gittiği yok. Peki şu sözde entegrasyon? ABD yönetimi bu konuda SDG’ye “telkinde” bulunsa da CENTCOM’un desteği kesintisiz devam ediyor. CENTCOM’un varlığını arkasında hisseden SDG, “görüşmelerde” çok daha dikine giden bir tutum sergileme cüretini buluyor. Washington’ın tavrı Mart’tan beri “ya imzalarsınız ya da görürsünüz” olmadı. Emin olun... Şu tavır gösterilse SDG elebaşı Mazlum Abdi’nin başka bir tutum gösterme şansı yok.
Peki gelelim Fırat’ın doğusuna. Yani ikinci sorumuza. Washington, Suriye hükümetinin Fırat’ın doğusunda yapacağı olası bir operasyonu görmek istemiyor. Bu noktada ABD’nin “resmiyette” Suriye’ye ve Türkiye’ye ilettiği kaygılar, “IŞİD yeniden canlanır. Fırsattan istifade ülkede yayılmaya başlar” şeklinde. 7 yıl öncesine göre değişen bir şey yok yani. Amerikan medyasına sızan raporlara göre ise Beyaz Saray, Şara’yı bu konuda “uyarmış” durumda. Öte yandan Suriye’nin Türkiye desteğiyle bir operasyona girişebileceği de net biliniyor. Hatta Şara’ya “Sezar yaptırımları geri gelir” tehdidi bile çekilmiş.
Ezcümle... Amerika ne tam entegrasyon için SDG’nin elini zorluyor ne de Suriye hükümetine “tek devlet” hedefini gerçekleştirebilmek için alan açıyor. Bu noktada bir ihtimali de unutmayalım... Türkiye defalarca ABD “muhalefetine” rağmen Suriye sahasında kazanımlar elde etti. Kabul... Şu an Suriye’de de dünyada da konjonktür büyük oranda farklı. Yine de yapılmak istenen yapılabilir. Peki Trump yönetiminin ve Kongre’nin tavrı ne olur? O zaman asıl soru ile bitireyim... Bıçak kemiğe dayanırsa Trump ile yeniden 2019’u yaşamaya hazır mıyız?




