Asıl adı Ayşe Leyla Çeyrekgil olan sanatçı, tüm dünyada opera sanatına katkıda bulunan ve gelmiş geçmiş en iyi beş kadın opera sanatçısı arasında yer alıyor. Usta sanatçı, kariyeri boyunca 23 bestecinin 72 eserini repertuvarına aldı, 1950'den 1983'e kadar dünyanın önemli opera sahnelerinde, ünlü operaların başrollerini başarıyla yorumladı.

Safranbolu'nun Yörük köyünden Hasanzade İbrahim Çeyrekgil ile aslen Polonyalı Alexandra Angela Minakovska'nın çocuğu olan Gencer, 10 Ekim 1928'de Polonezköy'de dünyaya geldi. Sanatçı, Fransız bakıcısından dil öğrenerek Fransız klasiklerini okumaya başladı, çocukluğunda edebiyat, tiyatro, müzik, sanat ve kültürün her alanında geniş bilgi edindi. Babasını genç yaşta kaybeden Gencer, 18 yaşındayken İbrahim Gencer ile evlendi. Evlendikten sonra da eğitimine devam eden sanatçı, kariyeri boyunca eşi tarafından desteklendi.

Leyla Gencer, İstanbul Konservatuvarında şan eğitimi aldığı sırada Reine Gelenbevi, Cemal Reşit Rey ve Muhittin Sadak'ın öğrencisi oldu. Konservatuvardaki ilk gününde La Scala'da sahneye çıkmayı kafasına koyan Gencer, 1946-1949'da İstanbul Şehir Korosunda solo sanatçısı olarak yer aldı. 1949'da operanın bağlı bulunduğu Devlet Tiyatrosu sınavlarına girdi. Sınavı kazanan Gencer, operanın solist kadrosunda yer olmadığından koro kadrosuna alındı. Operaya "Santuzza" rolüyle adım attı.

Opera kariyerine 1950'de Ankara Devlet Tiyatrosunda sahnelenen "Cavalleria Rusticana" eserindeki "Santuzza" rolüyle adım atan sanatçı, İtalya'da da ilk kez bu rolle seyirci karşısına çıktı. Gencer, birçok resmi devlet resepsiyonunda sahne aldı ve 1953'te ABD Başkanı Dwight Eisenhower için Çankaya Köşkü'nde verilen konserde, Henry Purcell'a ait "Didone" aryasını söyledi.

Leyla Gencer, 1956'da San Francisco'da rahatsızlanan Renata Tebaldi'nin yerine "San Francesca de Rimini" operasında sahne aldı. 1957'de Milano'daki La Scala'da sahneye çıkan sanatçı, Francis Poulenc'in "Les Dialogues de Carmelites" operasındaki başarısıyla primadonnalığa yükseldi.

Unutulmaz sanatçı, Türkiye'de opera sanatının tanınması ve gelişmesi için birçok çalışmaya imza attı. 1988'de "devlet sanatçısı" unvanını aldı. 2007'de İtalya'da Caruso Ödülü'ne layık görüldü. 10 Mayıs 2008'de Milano'daki evinde hayata veda etti.