Merkezinde terör örgütü YPG'nin olduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Şam merkezi yönetimine nasıl entegre edileceği gündemin ilk sırasındaki yerini koruyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından entegrasyon için örgüte verilen son tarih olan 31 Aralık yaklaşırken, dikkatler örgütün atacağı adımlara çevrildi. Ancak sahadan gelen son haberler, SDG'nin henüz entegrasyonun uzandığında olduğunu ortaya koyuyor. Güvenlik ve terör uzmanı Güngör Yavuzarslan'ın aktardığı bilgilere göre örgüt, "kısmi entegresyon" adını verdiği bir süreci, askeri ve teknik bir düzenleme gibi yansıtmaya çalışıyor. Ankara'nın bu duruma kesinlikle geçit vermeyeceği belirtilirken SDG üzerindeki baskının önümüzdeki günlerde de daha da artacağı ifade ediliyor.
SDG'den isimler şimdi de 10 Mart Mutabakatı'nın yazılı taahhüt içermediğini öne sürüyor.
ÖRGÜTÜN PLANI NE?
SDG ile Suriye yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan “entegrasyon anlaşması”nın uygulanması için verilen son tarih olan 31 Aralık'tan önce Suriye'nin kuzeyinde bir operasyon yapılıp yapılmayacağı da merak konusu. Nitekim örgütün belirli askeri birliklerinin bütün haliyle Suriye ordusuna katılması sağlansa bile, esas güç yığdığı yerler olan Rakka–Haseke hattında, yani Suriye'nin kuzeydoğusunda kalmaya devam etmeyi planladığı belirtiliyor.
'ASAYİŞ' GÜCÜ MÜ?
Sahadan gelen bilgiler ayrıca SDG’nin, ülkenin kuzeydoğusundaki “asayiş” ve "sivil yönetim" adını verdiği yapıların da tam olarak Şam'a bağlanmasını kabul etmediği yönünde. Bu değerlendirmeye göre örgüt, bazı değişiklikleri kabul etse de, fiilen kendi yönetim modelini sürdürmeyi hedefliyor. Ancak askeri ve siyasi analistler Ankara’nın örgüt olarak katılıma kesinlikle izin vermeyeceğini Suriye’nin kuzeydoğusunda hem diplomatik hem de askeri baskıların artacağını vurguluyor.
ZAMAN MI KAZANIYOR?
Güvenlik ve terör uzmanı Güngör Yavuzarslan’ın değerlendirmesine göre, şimdiye kadar entegrasyon konusunda gerçek ve uygulanabilir bir ilerleme yok. Yavuzarslan aksine bazı bölgelerde; özellikle de Halep çevresinde Şam güçleri ile SDG arasında hâlihazırda gerginlik olduğunu vurguluyor. Yavuzarslan; SDG’nin yalnızca sınırlı sayıda birliğini sembolik olarak Suriye ordusuna verebileceğini, bunun hem Türkiye’nin tepkisini yumuşatmak hem de zaman kazanmak için kullanılabileceğini kaydediyor.
Ankara’nın kırmızı çizgisine göre ise SDG’nin entegrasyonu değil, örgütün dağılıp silahsızlanması gerekiyor. Şam ordusuna sadece Suriyeli SDG unsurlarının katılımının sağlanması Ankara tarafından zorunluluk olarak kabul ediliyor. SDG’nin bu talepleri karşılamada uzak olduğunu belirten Yavuzarslan 31 Aralık’a kadar ciddi bir değişiklik beklemenin zor olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.
Askeri ve siyasi yorumcular, SDG'nin kendini lağvetmemesi durumunda askeri bir seçeneğin masaya gelebileceğini belirtiyor.
"YAZILI ANLAŞMA YOK" BAHANESİ
Öte yandan bu gelişmeler yaşanırken kendilerine "Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi" adını veren SDG'nin yetkili bir ismi çok tartışılacak bir açıklama yaptı. Örgüte yakın medyaya konuşan "Meryem İbrahim" adlı SDG'li, Şam ile yapılan 10 Mart Mutabakatı'nın "yazılı ve resmi" bir belge olmadığını söyledi. SDG'nin lideri Mazlum Abdi ile Ahmet Şara'nın kameralar önünde imzaladığı 10 Mutabakatı ile ilgili "yazılı taahhütler olmamasına rağmen uygulamaya hazırız" diyen SDG'li isim Şam'ın yeni toplantı için tarih belirlemesi gerektiğini söyledi.





