Fıstık yeşili tüyleriyle parkın koyu yeşil dokusu içinde dikkat çeken bu tür, aslında doğal yaşam alanı Hindistan alt kıtası olan bir kuş. Bianet’ten Özlem Aydın’ın haberine göre, uluslararası evcil hayvan ticareti nedeniyle dünyanın birçok yerine taşınan Yeşil Papağanlar, kafeslerden kaçan bireylerin doğaya uyum sağlamasıyla 40’tan fazla ülkede istilacı tür konumuna geldi.
Türkiye’de Yayılışı
Türkiye’de ilk kez 1975 yılında Ankara’da görülen Yeşil Papağan, 1990’lı yıllardan itibaren özellikle büyük şehirlerde hızla çoğaldı. Parklar ve yeşil alanlarda yüksek sayılarla üreyen bu tür, sincaplar, ağaçkakanlar, sığırcıklar ve sıvacı kuşları gibi yerli türlerle yuva ve besin rekabetine girerek ekolojik dengeyi tehdit ediyor.
İstilacı Tür Tartışması
“Ekolojik tahribat ve Yeşil Papağanlar” ifadesi, doğaya karşı işlenen suçlarda insan faktörünü göz ardı eden bir yaklaşım olarak eleştiriliyor. Çünkü papağanların istilacı hale gelmesinin temel nedeni, insanların ticari hırslarıyla onları doğal yaşam alanlarından koparması. Bu durum, yerli türlerin yaşam alanlarını daraltırken, papağanların da istemeden ekolojik baskı unsuru haline gelmesine yol açıyor.
Sincaplar ve Yerli Türlerin Tehdit Altında Olması
Seğmenler Parkı’nda sincapların palamut meşesi meyvelerini yuvalarına taşıdığı sahneler, Ankara’nın doğal güzelliklerinden biri. Ancak papağanların rekabeti, bu türlerin besin kaynaklarını azaltarak yaşamlarını zorlaştırıyor. Bu durum, “yerli ve yabancı tür” ayrımı üzerinden tartışmaları daha da keskinleştiriyor.
Genel Yaklaşım ve Eleştiriler
Türkiye’de istilacı türlere yönelik yaklaşım, çoğu zaman “tehdit” söylemi üzerinden şekilleniyor. Sokak hayvanları veya göçmenler gibi farklı konularla benzer bir dilin kullanılması, papağan tartışmasını da toplumsal bir metafora dönüştürüyor.




