ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, "(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, 7 Ekim'den sonra her şeyin değiştiğini açıkça söyledi. Sınırları umursamıyor, hatları umursamıyor, 1967 sınırını umursamıyor, 1974 sınırını umursamıyor, 8 Aralık hattını umursamıyor. Suriye, bu çatışmaya girmeyerek akıllıca davrandı. Bu nedenle ihlaller, sürekli devam ediyor. İsrail, bir konvoy gördüğü her seferinde bu hatları geçiyor çünkü iki taraf arasında hala güven yok." dedi. Barrack, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında moderatörlüğünü TRT World kıdemli sunucusu Andrea Sanke'nin yaptığı programda konuştu.

Suriye'deki dönüşüme değinen Barrack, Washington yönetiminin Suriye politikası kapsamında bölgedeki askeri varlığını azaltarak farklı bir yaklaşım benimsediğine dikkati çekerek, "Biz, asker göndermedik, askerlerimizi çektik. Yüz yıldır yapılanların tam tersini yaptık. Dün, ondan önceki gün, son üssümüzdeki son askerlerimizi çektik. Bu, olağanüstü. ABD'nin uzun yıllar DEAŞ ile mücadele yürüttüğü önemli ülkelerden birindeki son üssümüzden son birliklerimizi de çektik." ifadelerini kullandı.

Barrack, geçmişte Kürtler ve Dürzilerle sorun yaşayan, İran'la yakınlığı bulunan ve dünya ile uzun süre çatışma halinde olan Suriye'nin bugün bölgedeki en istikrarlı yerlerden birine dönüştüğünü vurguladı. "Şara, defalarca İsrail ile sorun istemediklerini söyledi". İsrail'in aksine Suriye'nin İsrail'e yönelik askeri faaliyetlerde bulunmamasına rağmen ortada herhangi bir anlaşma olmamasına ilişkin soruyu yanıtlayan Barrack, "8 Aralık'tan bu yana Suriye, (Cumhurbaşkanı) Şara yönetimi altında İsrail'e tek bir kurşun bile sıkmadı. Aksine Cumhurbaşkanı Şara, defalarca İsrail ile sorun istemediklerini, düşmanlık aramadıklarını, bir saldırmazlık ve normalleşme anlaşmasına açık olduklarını söyledi." diye konuştu.

Barrack, Suriye'nin "defalarca görüşmeye hazır olduklarını" dile getirdiğini ve İsrail'e karşı "hasmane bir tutum sergilemeyerek çok akıllıca davrandığı" ve "Suriye ile normalleşmeye Lübnan'dan daha önce varılacağı" yorumunu yaptı.

Düşmanı askeri yöntemlerle ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşımın kalıcı çözüm üretmediğini belirten Barrack, bu yöntemin, nesiller boyu süren nefret döngüsünü beslediğini söyledi. Barrack, İsrail'in 1948'den bu yana benimsediği yaklaşımın bölgedeki genel eğilimle örtüşmediğini, savaşların çözüm üretmediğini vurguladı.

Lübnan örneğine işaret eden Barrack, 1949'daki ateşkes anlaşması, 15 yıllık iç savaş ve Taif Anlaşması'nın kalıcı istikrar sağlamadığını dile getirdi. Taif Anlaşması'nın bugünkü ateşkes ve barış arayışlarına benzer şekilde mezhepsel dengelerin yeniden düzenlenmesini hedeflediğini belirten Barrack, Hizbullah'ı kapsam dışında bıraktığını ifade etti.

Barrack, Suriye'de yürütülen sürecin Türkiye ile birlikte şekillenen bir "deney" niteliği taşıdığını belirterek, Türkiye'nin bölgedeki en güçlü ve işleyen ekonomilerden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin yalnızca NATO'nun en büyük ikinci gücü olmadığını, aynı zamanda nüfusu, kaynakları ve askeri kapasitesiyle bölgedeki en önemli ve etkili aktörlerden biri olduğunu ifade etti.

Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı "etkili bir lider" olarak nitelendirerek, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun da ülkesinin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini söyledi. Orta Doğu'da güç unsurunun belirleyici olduğunu vurgulayan Barrack, zayıflık algısının ülkeleri "dezavantajlı konuma" sürüklediğini ifade etti.

Barrack, Türkiye ile Katar'ın Hamas'ı "terör örgütü olarak kabul etmediği için yıllarca eleştirildiğini" savunarak, "Eğer Hamas'ı yabancı bir terör örgütü olarak kabul etme konusunda bizimle aynı fikirde olsalardı bu, asla yaşanmazdı. Onları dışlamanız gerekir. Türkiye'yi o sürece dahil etseydiniz şu anda yaşananları yani vahşetleri ve ihlalleri önlemede yardımcı olabilirdi çünkü onlar o dili konuşabiliyorlar." dedi.

Uzun vadeli çözümün "kapsayıcılıktan" geçtiğine işaret eden Barrack, dışlayıcı yaklaşımların yalnızca kısa vadeli sonuçlar doğurduğunu belirtti. Barrack, Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrine ilişkin soruyu yanıtlayarak, son 16 ayda ABD ile Türkiye ilişkilerinde son 15 yıldan daha fazla ilerleme kaydedildiğini vurguladı.

Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişki başta olmak üzere dışişleri, istihbarat, askeri ve ticari alanlarda gelişme olduğuna dikkati çekti. Türkiye'nin F-35 programından çıkarıldığını ancak ilişkilerin tamamen kopmadığını belirten Barrack, Boeing anlaşmaları, Halkbank gibi konularda ilerleme sağlandığını ve F-16 sürecinin de yeniden gündemde olduğunu söyledi.

Barrack, "Ülkeler arasındaki ittifak yeniden şekilleniyor. Suriye'de olanlar ise büyük ölçüde Türkiye'nin lehine oldu. Türkiye ve Suudi Arabistan, bazı kusurları olsa da bu 'filizlenen yapıyı' destekledikleri için büyük övgüyü hak ediyor, aslında bu süreçte belirleyici olan Türkiye'ydi. İki ülke arasındaki ilişkiler ise hiç olmadığı kadar iyi." diye konuştu.