Arda Güler’in önderliğindeki Real Madrid, oyun ve kupa anlamında hayal kırıklığı yaratan geçen sezonun izlerini silerek yeniden yola koyuldu. Sezonun en kritik maçlarından birinde, Marcelino’nun mükemmel Villarreal’ini mağlup etmeyi başardılar.

Real Madrid’in performansına dair en önemli gösterge, Courtois’nın neredeyse hiç devreye girmek zorunda kalmamasıydı. Takım, bu kez Asencio liderliğindeki uzun zamandır görülen en sağlam savunma hattıyla korundu. Ayrıca hata yapmayan Huijsen de bu maçla rüştünü ispatladı.

Uyumlu ve Dinamik Bir Takım

Savunmadaki bu başarı sadece defans oyuncularıyla sınırlı değildi; tüm takım uyumlu, dinamik ve çalışkandı. Herkes üzerine düşeni yaptı: Mbappé golleri attı, Vinicius genç yetenek Pau Navarro ile müthiş bir düelloya girdi. Bellingham ise sahada şikayet etmeden, mutlu bir futbolcu portresi çizerek zekice hareket etti. Aynı durum, sağ bekteki devasa katkısıyla Valverde için de geçerliydi.

Maçın Olayı: Arda Güler

Maçın asıl olayı, her anlamda parlayan Arda Güler’di. Adeta çılgınlar gibi koştu ve Madrid’in oyununu zekası ve harika paslarıyla yönetti. Birkaç gün sonra 21 yaşına basacak olan Arda, daha önce sadece "detayların futbolcusu" (bazen kanat, bazen on numara) olarak görülüyordu. Ancak bu sezon, Xabi Alonso’nun genç oyuncuya olan ısrarlı güveniyle orta sahanın "orkestra şefi" konumuna yükseldi.