Astronominin temeline geometrinin konulması Pythagoraşçılarla başlar. Platon'un ortaya attığı sistematik duruşla gökyüzündeki hareketlerin düzenli ve dairesel, hızların ise sabit olduğu kabul edilmiştir. Pythagorasçılar bütün gök cisimlerinin, yani gezegen ve yıldızların (o zamanlar bilinen gök cisimlerinin) küresel olduklarına, dairesel yörüngelerde hareket ettiklerine inanmış, kürelerin arasında bir uyum olduğunu varsayarak gezegenlerin uzaklıklarını bu uyumla ilişkilendirmişlerdir. Onlara göre gök cisimleri, merkezin etrafında uzaklıklarıyla orantılı bir şekilde hareket etmekteydiler. Yörüngeleri ise hızlarıyla orantılıydı. Platon, iki küreli evren modelini açarken ilk kürenin merkezde bulunan Dünyamız (yeryüzü), ikincisininse yıldızlar küresi olduğunu söylemiştir. Tüm bu varsayımlar sonrası evren modelini belirlerken yeryüzünün ve yıldızların değişkenliği için şu iddiada bulunmuştur: Bu iki küre bir günde tam dönüş yapmaktadır. Gezegenler ise bu iki küre arasında hareket etmektedir. Peki ama gezegenlerin tek düzlemde ve art arda hareket ediyor gibi görünmesinin sebebi nedir? Bu soruya Platon'un takipçisi ve evreni geometriyle harmanlama arayışındaki Eudoxus'tan ilk yanıt gelmiştir. Ona göre evren ortak bir merkezde iç içe geçen ve farklı eğilimlerde dönme ekseni olan kürelerden oluşur. Eudoxus'un küre modeli, Kepler'e kadar uzanmıştır. Ancak şu önemlidir: Bu kürelerin sayısı 56'ya kadar gitmelidir ki gezegenlerin hareketlerine uygun bir evren modeli elde edilmiş olsun. Bu zorunluluğu fark edense Aristoteles'ti. Aristoteles'in Platon'un bazı kısımlarını ele almadan geçmesi beklenemezdi.

Aristoteles'in Evren Görüşü

Aristoteles astronomiye dair görüşlerini Fizik, Metafizik ve Gökyüzü Üzerine adlı yapıtlarında ele almıştır. Aristoteles, Metafizik'in ilk bölümünde kendinden önceki düşünürlerin evren hakkındaki görüşlerini vererek kendi düşüncelerini ortaya koymuştur. Aristoteles'in evren modeli Eudoxus'un evren modeliydi. Aristoteles'in yeni ve kalıcı düşünce kısımları Kopernik'e kadar etkin olacak gökyüzü hareketlerinin temel prensiplerini ortaya koymasıdır. Bu, Yer Merkezli Sistem olarak adlandırılmıştır.

Evren Küresel ve Sonludur

Aristoteles'in sistematik felsefesiyle bağdaşan bir zorunlulukla, en mükemmel biçimde evren küreseldir. Geometrik olarak bir kürenin merkezi olduğu içinse evren sonludur. Aristoteles, Gökyüzü adlı eserinde şöyle yazar: "Gökyüzünün dairesel bir şekil taşıması zorunludur. Çünkü hem varlığına uygun şekil hem de doğaca en önde gelendir."

Yer Evrenin Merkezinde ve Hareketsizdir

Yer, merkezde bulunması nedeniyle evrenin merkezi, aynı zamanda yerin de merkezidir. Bir tek evren vardır ve bu evren her yeri doldurur. Bu nedenle evren ötesi veya evren dışı yoktur. Yer hareketsizdir. Bu konudaysa Aristoteles Gökyüzü adlı eserinde şöyle yazar: "Şimdi de yeryüzü acaba deviniyor mu yoksa duruyor mu, bunu söyleyelim. Dediğimiz gibi kimisi onu yıldızlardan biri yapıyor, kimi de ortaya koyduktan sonra ortadaki merkez çevresinde sallanıp deviniyordu. Bunun olanaksız olduğu bizim ilkemiz açısından açıkça ortada çünkü deviniyorsa, ister orta noktanın dışında ister orta noktada olsun, onun bu deviniminin zorla olması zorunlu; bu devinim yerin, toprağın kendi devinimi değil. Yoksa parçalarının her biri devinirdi, oysa bütün parçaları ortaya doğru, düz bir çizgi biçiminde deviniyor, öyleyse yer merkezdedir."

Yer Küre Biçimindedir

Aşağıdaki açıklamasıyla Aristoteles, yerin küre biçiminde olduğunu ifade eder. Onun küre şeklinde olması zorunlu(dur). Yer, ya kendi başına küre biçimindedir ya da doğası gereği küre biçimlidir. Görülen nesnelerin aracılığıyla bu açıkça anlaşılır. Nitekim Ay tutulmalarında her zaman belli bir içbükey çizgi vardır. Dolayısıyla Ay tutulması, yeryüzünün arada kalmasıyla oluyorsa bu şeklin küre şeklinde olan yeryüzü çevresi olsa gerek. Nitekim, kuzeye ve güneye giden yıldızlar aynı görünmüyor.

Gezegenler Yer'in Etrafında Dolanır

Yer, bir seri küre katmanını çevreler. İlk önce yerin elementleri su, hava ve ateş küreleri gelir. Ateş küresini ise saydam yapıda küreler çevreler. Gezegenler bu kürelere çakılı bir şekilde sıra ile taşınmaktadır. Bu gezegenlerin sırası; Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn'dür. Bu küreler, cisimlerin hareketini sağlayan bir makinenin parçalarıdır. Ay önemlidir ve evreni iki parçaya ayırır. Bunlar ayüstü ve ayaltı alemlerdir. Ayüstü alemin hareketlerinin dairesel olması önemlidir. Dairesel şekil Aristoteles'in felsefesinde önemlidir. Çünkü bu mükemmelliğin şeklidir. Bu özellik Ayüstü evrene bir mükemmellik sağlar.

Gezegenlerin Hareketi Daireseldir

Evrende üç tür hareket vardır: Evrenin orta noktası (merkez) uzaklaşan hareket. Evrenin orta noktasına doğru hareket. Evrenin orta noktası etrafında hareket. Geometriye göre, dairesel hareketin oluşması için sabit bir noktaya gereksinim vardır. Bu nokta, merkez olan Yer'dir. Onun etrafında gezegenler hareket eder. Bu hareket varlık özelliğin mükemmelliğiyle sonsuzluğu gerektirir. Aristoteles'in evren anlayışı uzun süre astronomide ve yerle birlikte insanı merkez almakla birlikte din ve felsefede de büyük düşünsel değişimlere neden olmuştur. Ancak bu evren modeli gezegenlerin hareketlerini açıklamada yetersiz olmuştur. Bu sorunlar 17. yüzyıla kadar bir soru işareti olmakla birlikte bir sonraki büyük düşünsel ve bilimsel devriminde ayak sesleri olmuştur.