Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum DÜNYA’ya COP31 ve Sıfır Atık Projesi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Sıfır Atık Projesi’nin planlı ve istikrarlı bir şekilde büyüdüğüne dikkat çeken Kurum, “Toplanan atıkları geri dönüştürerek, ülkemiz ekonomisine Mart 2026 itibarıyla 365 milyar lira kazandırdık. 2026 yılı sonuna kadar bu rakamı 450 milyar liraya çıkarmayı ve sonraki yıllarda bu kazancı katlayarak artırmayı hedefliyoruz” dedi. Böylece atıklar yıl sonuna kadar ekonomiye ilave 85 milyar TL, yani aylık yaklaşık 10 milyar TL katkı verecek.
2026’da 100 milyon ton hedefi
2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranının; kademeli bir artışla 2023’te yüzde 34,92’ye, 2024’te yüzde 36,08’e ve 2025 yılı itibarıyla yüzde 37,53’e yükseldiğini kaydeden Kurum, 2026 yılında hedeflerinin geri kazanım oranını yüzde 39’a çıkarmak olduğunu vurguladı. Kurum, “Geri kazanım oranını 2035 yılında yüzde 60’a, 2053 yılında ise yüzde 70’e çıkarmayı hedefliyoruz. Proje başlangıcından 2025 yılı sonuna kadar geçen süreçte; toplamda 90 milyon ton geri kazanılabilir atığı ekonomiye kazandırdık. 2026 yılında hedefimiz bu rakamı 100 milyon tonun üzerine çıkartmak” dedi.
Bakan Kurum sözlerine şöyle devam etti: “Ama şunu belirtmem lazım, aslında en önemli kazanım şu: Biz anlayışı değiştirmeye başladık, zihinlerde bir dönüşüm yaptık. Bakın bunlar sıradan bir istatistik değil; alışkanlıkların, zihniyet kalıplarının ve günlük yaşam pratiklerinin yeniden düzenlenmesi demektir. Ben özellikle yeni nesillerde gençlerde, çocuklarda bu farkındalığın çok yüksek olduğunu görüyorum. Çocuklarımız daha kreşte sıfır atığı, geri dönüşümü, israf etmemeyi öğreniyor. Bu bizim en önemli kazanımımız.”
Birleşmiş Milletler’den koşulsuz destek
30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü ve bu yıl Türkiye’de yapacağımız COP31 zirvesinin ABD’deki görüşmelerin ana gündemi olduğu dile getiren Bakan Kurum, “BM Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres ile görüştük, yine başka ikili görüşmelerimiz de vardı. İklim krizini bütün boyutlarıyla masaya yatırdık, paydaşlarımızla değerlendirdik. COP31 vizyonumuzun somut, uygulanabilir ve sonuç odaklı bir anlayışa dayandığını vurguladık ve bu noktada BM yetkilileri, Türkiye’nin alacağı tüm kararların arkasında olduklarını ifade ettiler” dedi.
Bakan Kurum, “İki ayrı oturumda iki başlığı ayrı ayrı ele aldık. Tabii özellikle bu yıl Kasım ayında COP31’le, ki dünyanın en büyük zirvesi bu, 196 ülkeyi ağırlayacağız. Zirveye hazırlıklarımız noktasında, bu bilgilendirmeye ihtiyaç olduğunu da oradaki izlenimlerimizden gördük. Bizim bilgilendirmemiz bu noktada çok faydalı oldu, geri dönüşleri de aldık, Avrupa’dan Asya’ya Afrika’ya her kıtadan destek aldığımızı gördük. COP31’in ev sahibi ve başkanı olarak bu zirveye ilişkin vizyonumuzu anlattık. Biz artık taahhütlerin konuşulduğu değil, somut adımların atıldığı bir noktaya gelmek istiyoruz.”
İklim krizi ve Türkiye’nin durumu
Türkiye’yi bekleyen tehditlere de değinen Kurum, “Türkiye, coğrafyasının bir lütfu olarak dünyanın en zengin biyoçeşitliliklerinden birine ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda coğrafyasının bir bedeli olarak iklim krizinin en ağır yükünü taşıyan bölgenin tam ortasında duruyor. Bilim insanlarının da bu konudaki öngörüleri açık: Akdeniz havzası, küresel ısınmanın dünya ortalamasının üzerinde bir hızla ısındığı coğrafya. Bu ne demek? Kuraklık, seller, orman yangınları ve aşırı hava olayları Türkiye için artık “olabilir” kategorisinde değil. Artık “ne zaman ve ne şiddetle” olacak? Bu sorunun gündemde tutulduğu bir gerçeklik var” diye konuştu.
İklim krizini hayatın her alanında hissedildiğine vurgu yapan Kurum, “Tarım arazilerimizin verimliliği düşüyor, su havzalarımız baskı altında, kıyı şeridimiz deniz seviyesi yükselmesiyle tehdit altında, yaşadığımız seller, orman yangınlarının bir çoğu iklim krizinin sonucu. Bunların her biri aslında, yalnızca ekolojik değil; ekonomik, sosyal ve insani birer krizdir.” değerlendirmesinde bulundu.
Yeni dünyaya uyumlu konutlar inşa ediyoruz
Halihazırda yeni yapıların tamamını iklim dirençli, sıfır atık uyumlu, yenilenebilir enerjili olduğunu kaydeden Kurum, “Yani yeni dünyayla uyumlu. Bakın deprem bölgesinde 11 ilde 2 yılda 455 bin konut yaptık, bu evleri yaparken de sadece sağlam konutlar olarak tasarlamadık, iklim değişikliğine uyumlu yapılar da inşa ettik.”
Bakan Kurum, “Sıfır Atık’ın en kritik ayağının ‘sistemi değiştirmek’ olduğunun altını çizerek, “Bu noktada Depozito Yönetim Sistemi çok önemli. Siz de hatırlarsınız; eskiden şişeleri verir bakkaldan ücretini alırdık. Şimdi depozito iade makinelerimize şişeler atılacak, vatandaşımız depozito ücretini alacak, şişeler de dönüşüme gidecek, ekonomiye kazandırılacak. Bu sistemi Kızılcahamam ve Sakarya’da pilot il olarak başlatmıştık, şu anda 53 ilimizde de tam anlamıyla iade noktalarının kurulumu tamamladık. İnşallah bu yıl tüm Türkiye’de hayata geçecek” dedi.
Proje başlar başlamaz, ciddi bir geri dönüşüme şahit olduklarını dile getiren Kurum, proje tüm illerde uygulanmamasına rağmen bu sistemle bugüne kadar yaklaşık 14 milyon ambalajı geri topladıklarını kaydederek, “Bu bin 200 ton atığın ekonomiye dönmesi, 3.3 milyon kWh enerji tasarrufu ve 820 ton sera gazının önlenmesi anlamına geliyor.” mesajı verdi.
Yurtdışından yapılan ve her yıl artarak devam eden atık ithalatına da değinen Murat Kurum, “Şimdi sürekli gündeme geliyor değil mi? Yurtdışından çöp ithal ediliyor diye. Bizi eleştiriyorlar. Biz de anlatıyoruz, onlar çöp değil atık, hepsi bir değer. İşte bu sistem tamamen oturduğunda bu ithalat da tamamen ortadan kalkacak, kendi atıklarımızı değerlendireceğiz, ekonomiye kazandıracağız.” ifadelerini kullandı.
Sıfır Atık Projesi kapsamında Sıfır Atık Mavi Hareketi’ni, 10 Haziran 2019’da başlattıklarını hatırlatan Kurum, “Bu kapsamda düzenlemeler yaptık. Bugüne kadar yaklaşık 325 bin tondan fazla deniz çöpü toplandı. 3,1 milyon metrekare hayalet ağı kaldırıldı ve 10 milyon deniz canlısının yok olması önlendi.”
COP31 Zirvesi Türkiye için büyük fırsatlar sunacak
Kurum, COP31 için belirlenen, “Söz değil, eylem zamanı” temasına değinerek, “Tema tesadüfen belirlenmedi. Uygulama COP’ı diyoruz. Dünya kamuoyunun iklim zirvelerine olan güveni sarsılmış durumda; her toplantıdan koca vaatler, buna karşın ufak icraatlar çıkıyor. Biz bu kısır döngüyü kırmak için yola çıktık.” dedi.
Muazzam buluşmanın, Türkiye’yi küresel iklim çözümlerinin merkezi olarak konumlandırırken eşsiz ekonomik ve diplomatik fırsatlar da sunacağını anlatan Kurum, “Yenilenebilir enerji, yeşil teknoloji, döngüsel ekonomi ve temiz üretim alanlarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı şirketler için COP31, dev bir iş geliştirme platformuna dönüşecektir.” ifadelerini kullandı.
Kurum, “Bu çerçevede çok taraflılığı savunan, kimsenin geride bırakılmadığı anlayışını öne çıkaran adil ve hakkaniyetli bir COP başkanlığı sürecini yürütüyor olacağız.” diyerek, Türkiye’nin çözüm üreten, güven veren, liderlik eden bir ülke olduğunu tescil ettirme fırsatı bulacaklarını vurguladı.




