Bağımsız Araştırmacı Dr. Hüseyin Korkmaz, Çin-Rusya ortaklığının arka planını ve bu işbirliğinin temel sebeplerini AA Analiz için kaleme aldı. Uluslararası siyasetin son dönemine damga vuran dinamiklerden birisi de Çin ve Rusya’nın derinleşen stratejik ortaklığı olarak öne çıkıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile artan gerilim ve yoğunlaşan askeri ilişkiler “yeni bir eksen” ihtimalini güçlendiriyor. Nitekim kısa süre önce Rusya ve Çin ortaklığında Japon Denizi'nde gerçekleştirilen askeri tatbikat (Joint Sea-2025) iki ülkenin işbirliğine verilebilecek en güncel örnekler arasına girdi. Öte yandan, Rusya eski devlet başkanı Dmitriy Medvedev'in olası nükleer savaş riskine dair yaptığı açıklamalar ve hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın “uygun bölgelere” iki nükleer denizaltı konuşlandırdığını duyurması bölgedeki gerilimin uzun süre daha devam edeceğini gösteriyor. Bu gerilimin temelinde, 2022'de “sınırsız dostlukla” taçlanan ve her geçen gün daha da derinleşen Çin-Rusya yakınlaşması bulunuyor.

Çin’in ekonomik, teknolojik ve demografik ağırlığı ile Rusya’nın askeri kapasite ve doğal kaynaklarının birleşimi, kalpgah üzerinde tarihsel örneği az görülen bir güç merkezi yaratma potansiyeline sahip. Mackinder’in kabusu: Çin’in kalpgahı kontrolü.

Çin-Rusya ilişkilerinin geleceğini anlamak için klasik jeopolitik teorilere başvurmak faydalı olacaktır. Bu çerçevede, Halford Mackinder’in "kalpgah" (heartland) kavramı bahse konu ilişkileri anlamak ve yorumlamak için münbit bir akademik zemin sunuyor. İngiliz jeopolitik kuramcısı Halford Mackinder yüzyılın hemen başında yayınladığı Tarihin Coğrafi Kalbi (1904) isimli makalesinde Avrasya’nın merkezi konumuna dikkat çekerek eksen bölgesi (pivot area) kavramını ortaya atmış ve bu bölgenin denizlerden uzak korunaklı özelliğini öne çıkarmıştır.

ABD’nin kıyılardan yoğunlaştırdığı kuşatma stratejisi ve John Spykman’ın tezlerinden aşina olduğumuz “kenar kuşağı” korumaya dönük stratejik yaklaşımı Çin ve Rusya’yı Mackinder’in kalpgah olarak ifade ettiği alanı korumaya sevk ediyor.

Nitekim, Amerikan stratejisi uzun yıllar boyunca bu yaklaşımla örtüşür biçimde, Avrasya’daki büyük güçlerin birleşerek tek bir blok oluşturmasını engellemeye odaklanmıştır.

Çin, jeopolitik bağlamda Avrasya'da etki sahibi olursa bu ciddi bir avantaj oluşturacaktır. Bu bağlamda, Çin ve Rusya'nın sınırsız dostluğuna bir de bu pencereden bakılmalıdır. Birbirlerine komşu iki büyük kara gücü olan Çin ve Rusya'nın Avrasya'nın büyük bölümünde nüfuz alanlarını birleştirmesi, denizaşırı güçler için ciddi bir jeopolitik meydan okuma anlamına geliyor.

Mevcut göstergeler, jeopolitik zorunlulukların yarattığı şartlar eşliğinde Çin ve Rusya arasındaki stratejik yakınlaşmanın yakın vadede çözülmek bir yana, muhtemelen daha kurumsal bir hale evrileceğine işaret ediyor. İki ülke 2018'de gerçekleşen devasa Vostok-2018 askeri tatbikatından bu yana onlarca askeri tatbikat ve uluslararası sularda devriye gerçekleştirdi.

Stratejik ortaklığın resmi olmayan bir “ittifak” düzeyinde derinleşmesinin temel nedeni ise jeopolitik zorunluluk olan “karasal alanı” yani kalpgahı koruma isteğinden kaynaklanıyor.

Çin ve Rusya’nın siyasi uyumunun temelinde, her ikisinin de mevcut uluslararası düzene yönelik eleştirileri ve restorasyona dönük hedefleri yatıyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e “yüz yıldır görülmemiş değişimleri birlikte gerçekleştirebiliriz” minvalindeki sözleri küresel müesses nizama meydan okuma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Ancak bu mutlak sorunsuz bir ortaklık değil.

Mevcut göstergeler, jeopolitik zorunlulukların yarattığı şartlar eşliğinde Çin ve Rusya arasındaki stratejik yakınlaşmanın yakın vadede çözülmek bir yana, muhtemelen daha kurumsal bir hale evrileceğine işaret ediyor.

Söz konusu ortaklık her iki tarafın da ABD liderliğindeki Batı karşısında elini güçlendiriyor. Bu ortaklığın kısa vadede bir askeri ittifaka dönüşme ihtimali zayıf olsa da eğer ABD ile gerilim tırmanır ve Tayvan veya Doğu Avrupa gibi kriz bölgelerinde sıcak çatışma riskleri artarsa, Pekin-Moskova hattı ortak tehdit karşısında daha yoğun bir savunma paktına yönelebilir.