Emekli diplomat Engin Solakoğlu, farklı ülkelerdeki gençlerin protestolarının ortak noktasında adalet ve özgürlük taleplerinin bulunduğunu belirtti. Solakoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Eşitlik ve özgürlüğü arka arkaya yazınca kendimizi 1789 yılında buluyoruz. Bunlar Büyük Fransız Devrimi’nin üç temel kavramından ikisi. Demek ki, dünya bir yandan değişirken bir yandan da yerinde sayıyor olmalı ki, gençleri sokağa dökenler kavramlar aynı. Ortada bir sürpriz yok. Bunlar beklentileri karşılanmayan kitlelerin hiç bitmeyen, ülkeden ülkeye, kıtadan kıtaya sıçrayabilen eylemleri.”
“HER YENİ DOLAR MİLYARDERİ, BİRKAÇ MİLYON YENİ YOKSUL DEMEK ”
Gençlerin gelecek kaygısına dikkat çeken Solakoğlu, “Bilebildiğimiz kadarıyla tarihte ilk kez, gençler ebeveynlerinin refah seviyesinin altına düşme korkusu yaşıyorlar. Bu somut, haklı bir korku. Kapitalist sistem, rakibi ortadan kalktığı için çıldırmış vaziyette. Bir yandan dolar milyarderlerini çoğaltırken eşitsizlikleri derinleştiriyor. Her yeni dolar milyarderi, birkaç milyon yeni yoksul demek ” ifadelerini kullandı.
İletişim teknolojilerinin dünyadaki adaletsizlikleri görünür kıldığını belirten Solakoğlu, bu durumun tepkileri hızlandırırken eylemlerin kısa sürede sönümlenmesine de yol açabildiğini kaydetti.
Gençlik hareketlerinin çoğunlukla önceden örgütlü bir yapıya dayanmadığını ifade eden Solakoğlu, “Genellikle önce eylem sonra örgüt görüyoruz. Bunlar yeterli ideolojik temelden yoksun oldukları için uzun ömürlü olmuyor. Öfkeyi bilince dönüştürmek, örgütlemek için ideoloji gerekli” değerlendirmesinde bulundu
FRANSA’DA BÜTÇE TASARISI VE EŞİTSİZLİK TEPKİSİ
Fransa’daki lise öğrencilerinin eylemlerini olumlu bulan Solakoğlu, eylemlerin arka planında 2027 bütçe tasarısının bulunduğunu belirtti. Solakoğlu, kamu harcamalarının azaltılması ve sermayeye daha fazla kaynak aktarılması planlarına dikkat çekerek şu teşhiste bulundu:
“Fransa her şeye rağmen “sol” reflekslerini koruyan bir toplama sahip. Zenginliğin, yoksulların aleyhine gerçekleşen bir olgu olduğu bilinci var. Bir Fransız Paris banliyösünde yıllardır onarım görmeyen, çökme noktasında bir okul ile enerji tekeli Total’in veya kozmetik devi L’Oreal’in sürekli katlanan ama vergilendirilmeyen kârları arasındaki ilişkiyi görebiliyor.”
“ŞU ANDA PARÇALI BİR SOL VAR”
Buna karşın Fransa’da solun yükselişinden söz ederken temkinli olunması gerektiğini belirten Solakoğlu, önceki seçimlerde solcu siyasetçi Jean-Luc Mélenchon’un seçim başarısında solun farklı kesimlerinin birleşmesinin ve seçim sisteminin etkili olduğunu söyledi. “Bu olmasa Melenchon’un destek oranı yüzde 20’yi bile bulmuyor. Şu andaki manzara çok parçalanmış bir sol gösteriyor. Mayıs ayındaki seçimlere kadar toparlanma olasılığı da düşük. Liselilerin eylemleri ve onlara yönelik toplumsal destek bu tabloyu ne kadar değiştirir bilemiyorum. Çünkü Fransız solu aynı zamanda sermaye denetimindeki medyayla da mücadele etmek zorunda” ifadelerini kullandı.
Avrupa’da aşırı sağın yükselişini sermayenin tercihleriyle ilişkilendiren Solakoğlu, ekonomik sorunların sorumluluğunun göçmenlere yüklenmesine değindi. Solakoğlu, “’Yoksullaştın çünkü göçmenler geldi’ anlatısı pazarlanırken, ‘Yoksullaştın çünkü L’Oreal’in patronu daha da zengin oldu’ gerçeği gizleniyor” dedi.
“VİCDAN İLE CÜZDAN YARIŞACAK”
Solun teknoloji devleri ve dijital dünyayla aynı zamanda mücadele içinde olduğunu ifade eden Solakoğlu, İspanya’yı örnek gösterdi. 29 Kasım’da yapılacak seçimlerde Başbakan Pedro Sanchez’in Sosyalist Parti’si ve daha soldaki partilerin ABD, sermaye denetimindeki medya, teknoloji devleri ve İsrail’e rağmen elde edecekleri sonuçların fikir sağlayacağını belirterek “Barınmanın bir finansal enstrümandan ibaret olduğunu savunanlar ile bir insan hakkı olduğunu savunanlar arasındaki mücadelenin sonucu dünyanın geleceğine de ışık tutacak. Çok basitleştirirsek vicdan ile cüzdan yarışacak” dedi.
ABD’DE SOSYALİZME İLGİ ARTIYOR
ABD’de sosyalizm kavramının özellikle gençler arasında yeniden ilgi gördüğünü belirten Solakoğlu, bu eğilimin gelecek kaygısı ve mevcut ekonomik düzene yönelik tepkilerle bağlantılı olduğunu ifade etti. Demokrat Parti içinde güçlenen demokratik sosyalist eğilimin Avrupa’daki tarihsel sosyal demokrasiyle benzerlik taşıdığını da kaydetti.
Solakoğlu, gençlik hareketlerinin geleceğine ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “İnsanlığın daha adil ve özgür bir dünyaya doğru yürüyüşünün duraksaması mümkün ama durması mümkün değil.”





