Balkanlar'ın en güzel ülkelerinden olan, doğal güzellikleriyle bilinen ve nüfusunun yarısını Müslüman Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek'te, bağımsızlığın 34'üncü yılına gelinmesine karşın 1992-1995 yılları arasında yaşanan savaşın acı izleri hala silinmiş değil.
Ülkede savaşı sona erdiren ancak beraberinde getirdiği karmaşık siyasi düzen nedeniyle yoğun eleştirilere konu olan Dayton Barış Anlaşması, Bosna Hersekli pek çok siyasetçi tarafından istikrarın önündeki başlıca engel olarak değerlendiriliyor. Bosna Hersek, 1 Mart 1992'de ilan edilen bağımsızlığının 34'üncü yılında gelişme potansiyeline ve rekabetçi iş gücü maliyetlerine sahip olmasına rağmen, göç dalgası nedeniyle nüfusunu yitiren ülkeler arasında yer alıyor.
Bağımsızlık referandumunun hemen ardından JNA'nın yanı sıra Bosna Hersek ve Sırbistan'daki paramiliter Sırp birlikleri, Müslüman Boşnaklara yönelik sistematik bir etnik temizlik kampanyası başlattı. Bosna Hersek'in bağımsızlığını kazanmasının ardından yaşanan savaşta büyük çaplı sivil katliamlar, işkenceler, etnik temizlikler, zorla sürgünler ve soykırım yaşandı. Srebrenitsa'da 1995'te en az 8 bin 372 Boşnak erkeği katledildi.
Yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği, bir milyondan fazlasının yurtlarını terk etmek zorunda kaldığı kanlı savaş, ABD'de uzun soluklu müzakerelerin ardından 21 Kasım 1995'te paraf edilen Dayton Barış Anlaşması ile son buldu. Bu antlaşma ile Boşnak, Hırvat ve Sırplar "ülkenin kurucu halkları" olarak tanındı.
Bosna Hersek, karmaşık bir siyasi yapı kazandı ve bu yapı, karar alma süreçlerini ciddi şekilde zorlaştırıyor. Bosnalı Sırp yetkililer ise zaman zaman RS'nin Bosna Hersek'ten bağımsızlığını ilan edebileceğine dair açıklamalar yaparak ayrılıkçı söylemlerini sürdürmektedir.
Bosna Hersek'in dış politika öncelikleri arasında AB üyeliği başı çekiyor. 2016 yılında AB'ye resmi üyelik başvurusunda bulunan Bosna Hersek, 2022'de "aday ülke" statüsü kazandı ve 2024'te AB'ye katılım müzakerelerine resmi olarak başladı.



