Glenis Scadding, dil altı immünoterapi uyguladığı ilk hastalarından birini aradan 40 yıl geçmesine rağmen hâlâ hatırlıyor. Hastasının bahar nezlesi o kadar ağırdı ki, nefes nefese kalmadan yaşadığı yerdeki tren istasyonuna yürüyemiyordu. Scadding'in tedavisi, hastanın alerjisinin kaynağı olan huş ağacı polenine karşı vücudu duyarsızlaştırmayı öngörüyordu. Bunun için dil altına damlalar veriliyordu.

Dünya genelinde 400 milyondan fazla insan alerjik rinitten, yani havadaki alerjenlere karşı gelişen burun içi iltihabından etkileniyor. Bu durum, bağışıklık sisteminin hayvan tüyü veya toz akarları gibi aslında zararsız maddeleri tehlikeli sanmasıyla ortaya çıkıyor ve burun akıntısı, gözlerde kaşıntı, hapşırık ve en kötü vakalarda nefes alma güçlüğü gibi durumlara yol açıyor. Bu durum mevsimsel olduğunda, örneğin polenlere bağlı geliştiğinde, bahar nezlesi ya da saman nezlesi olarak adlandırılıyor.

Bahar nezlesi yalnızca yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, solunum yolu enfeksiyonları ve astım gelişmesi riskini de artırabiliyor. Üstelik oldukça yaygın. İngiltere'de her dört yetişkinden biri ve her sekiz çocuktan biri alerjik rinitten mustarip. Bu durum yılda en az 16 milyon doktor ziyaretine yol açıyor. Avustralya ve ABD'de de benzer şekilde yüksek oranlar görülüyor. Dahası, bu sayı artıyor olabilir. Avrupa, ABD ve Avustralya'da yapılan çalışmalar, zamanla görülme sıklığının arttığını gösteriyor. Ayrıca, iklim değişikliğiyle birlikte bahar nezlesi belirtilerinin daha da şiddetlendiğine dair giderek artan kanıtlar var.

Bahar nezlesi için artık yüksek kaliteli, etkili ve güvenli tedaviler mevcut. Ancak alerjen immünoterapisi (AIT) denilen bir yöntem daha çok "tedaviye yakın bir çözüm" olarak görülüyor. Tedavi vücudu belirli alerjenlere karşı daha az tepki verecek şekilde "eğitiyor" ve bahar nezlesinden astıma giden süreci bile değiştirebiliyor. Buna rağmen, bu tedavilerden fayda görebilecek çok daha fazla insan olmasına karşın, yeterince hasta bu tedavilere ulaşamıyor. Scadding, "Çok az insan hastalığını doğru şekilde tedavi edecek uzmana ulaşabiliyor ve ulaştıklarında da çoğu zaman hastalık erken ve kolay tedavi edilebilir aşamayı geçmiş oluyor" diyor.

Klinik alerji uzmanı Stephen Durham'a göre sorunun bir kısmı, sağlık profesyonellerinin bile alerjik riniti her zaman ciddiye almaması. Durham'a göre, pratisyen hekimler çoğu zaman hastaları bir uzmana yönlendirmek ya da immünoterapi gibi uzun vadeli çözümleri düşünmek yerine, sadece eczaneden antihistamin ilaçlar almalarını öneriyor. Bahar nezlesi büyük bir sorun ve yaşamayanlar tarafından çoğu zaman hafife alınıyor.

Bahar nezlesi olan kişilerde uykuya dalma ve uykuyu sürdürme zorluğu, yorgunluk ve gece sık uyanma daha sık görülüyor. Mevsimsel alerjilerin çocukların okul performansını bile etkilediği tespit edildi. Mukozaları sürekli iltihaplı olduğu için alerjisi olanlar kişiler daha fazla solunum yolu enfeksiyonu geçiriyor. Yeterince tedavi edilmediğinde bahar nezlesi, kronik üst solunum yolu hastalıklarına ve kulak enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Özellikle çocuklarda bahar nezlesi, astım gelişimine de neden olabiliyor. Ayrıca bahar nezlesi olanlarda astım daha ağır seyretme eğiliminde.

Alerjen immünoterapisi binlerce hastada etkili olduğunu kanıtladı. 2007-2017 arasında 45 binden fazla hastanın verilerinin incelendiği bir çalışmada, immünoterapi görenlerin hem aldıkları bahar nezlesi hem de astım ilaçlarında daha büyük azalma yaşadığı görüldü. Ayrıca bu kişilerde zatürre teşhisi konma olasılığı da daha düşüktü. İmmünoterapi, astım gelişimini bile önleyebiliyor. Ancak mevcut astım, özellikle de ağır veya kontrolsüzse, immünoterapi için bir engel olabiliyor. Bunun nedeni, nadir de olsa anafilaksi riskinin hava yolu iltihabı bulunanlarda daha yüksek olması. Uzmanlar, pencerelerin kapalı tutulmasını, hava temizleyici kullanılmasını ve dışarı çıkarken güneş gözlüğü veya maske takılmasını öneriyor.