Türkiye Cumhuriyeti, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İzmir iktisat Kongresi ile ekonomik bağımsızlık yolunu çizdi. 24 Ocak 1980 kararları ile ekonomide dönüşüme giren Türkiye, 2002 krizinden sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti’nin iktidara gelmesiyle yeni bir döneme başladı. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde ekonomi alanında atılan adımlar ve hayata geçirilen uygulamalarla büyüme, kalkınma, dış ticaret hacmini artırılarak ekonomik refah sağlandı. Hem ülke ekonomisi hem de sosyo-ekonomik alanda önemli bir dönüşüme imza atılan bu dönemde kamu mali disiplini ön planda tutulurken, sağlam temelli bir ekonomi ile Türkiye’nin GSYH’si artırıldı ve küresel ekonomide söz sahibi olundu.
Ülkemizin bu başarısı, ekonominin temelinden başlamakla, üretimin ve istihdamın artması ile birlikte desteklendi. Buna ek olarak hizmetler ve sanayi sektörlerimizin gelişmesi ile birlikte yeni ihraç kalemlerimizin çeşitlenmesi, ülke ilişkilerimizin artması ve yeni alanlar kazanmamızı sağlamış ve makroekonomik istikrarımızla birlikte refah ve güven ortamı tesis edildi.
Ülke ekonomimizin Ocak 2026’da yıllıklandırılmış ihracatı yüzde 3,7 artışla 272,5 milyar dolar gerçekleşmiş olmakla birlikte dünya ve AB’ye orta-yüksek ve yüksek teknolojili ihracatımız arttı. Mal ve hizmet ihracatımızın toplamı milli gelirin 4’te 1’ini karşılaması büyük bir dış ticaret ülkesi olduğumuzu gösterirken, 33 ilimizin 1 milyar dolar ihracatı geçmesi, 46 ilimizin de ihracatını artırması ekonomik gelişimin ülke geneline yayıldığının bir göstergesi oldu. Mal ve hizmetler ihracatındaki olumlu tablonun sonucunda cari işlemler açığımız 2025 yılını 23 milyar dolar açık ile kapatarak Orta Vadeli Program ile uyumlu gerçekleşti. Türkiye’nin kredi risk primi ise Mayıs 2018’den sonra 218 baz puana gerileyerek, bu tarihten itibaren en düşük rakama ulaştı.
Türkiye bu gelişmelerin yol göstericiliğinde, hedeflerine emin adımlarla ilerlerken daha üst hedefleri belirleme noktasında kararlı olduğunu ortaya koydu. Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı politikaları, teknoloji ve yenilikçi ya da Ar-Ge merkezli girişimleri ile yeni bir aşamaya geçti.
Küresel ekonominin değişimleri ve dönüşümleri ile birlikte ülkeler, yıllar içinde ekonomik bağımsızlıklarını sağlama, bölgesel ve küresel güç olma alanlarında önemli ve vizyoner adımlar atma gereği hissetti. Ülkelerin atmak zorunda kaldıkları bu adımlar, onlara yeni sorumluluklar yüklerken; bu adımlara fikir, düşünce ve perspektif açısında katkılar sağlamak da medyanın sorumluluklarından biri halini aldı. DÜNYA da kurulduğu günden itibaren bu vizyonerliği bünyesinde yaşatarak, sorumluluğun gereklerini ortaya koydu. Türkiye’nin küresel ekonomide önemli bir güç olmaktaki bu uzun ve meşakkatli yolculuğunda, ekonomi haberciliğinde yaratıcı, ön görülü ve objektif haberciliği ilke edinerek, haberleri ve katkılarıyla DÜNYA ülke tarihimizin ekonomi arşivi konumuna geldi. Türkiye’nin dönüşümü DÜNYA’nın 46 yıllık mazisinde görülebiliyor. Geçmişiyle ekonomi medyasının kült rollerinden birini sergileyen DÜNYA’nın kuruluş yıl dönümü tebrik ediyor, ekonomi haberciliği ekosistemindeki faaliyetlerinde başarılar diliyorum.
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin